Bütün insanların günün birinde içine itildiği o malum soru: “Yahu bütün bunları ben neden yaşıyorum?”
Ben de başımdan geçen bir boşanma sürecinin ardından kendimi tam olarak bu bataklığın ortasında buldum. Hem de öyle bir itildim ki, çıkış yolunu araya araya bir de baktım hep aynı döngünün içindeyim. Bir girdap gibi döne döne, farklı olaylar yaşasam da hep benzer hissiyatlarda boğuluyordum. Sonunda anladım ki, bu yükü tek başıma omuzlayıp çözmeye çalışmak pek de mantıklı ve mümkün değildi.
Tam bu arayıştayken yolum NBT (Nona Bilinçaltı Terapileri) ile kesişti. Sosyal medyayı kullanan herkesin çok iyi bildiği gibi; benim o dönemki düşüncelerimle sosyal medya algoritmamın uyumu, adeta kuru fasulye-pilav uyumu gibiydi. Birbirinden bağımsız düşünülmesi imkansız olan o ayrılmaz ikili…
Boşanma sonrası yüzleşmek zorunda kaldığım değersizlik hissi, kadın olmayı istemiyor oluşum, omuzlarıma binen ağır sorumluluklar ve üzerine bonus olarak gelen iki çocuğun psikolojisi derken; “Hayat ne kadar da zor!” düşüncesi bir dönem aklımdan hiç çıkmadı. Sonra kendime, “Bu iş böyle gitmeyecek” dedim ve bir arayışa girdim.
Geriye dönüp düşündükçe, aslında hayatım boyunca farklı şekillerde hep aynı hislerin beni bulduğunu keşfettim. Bu farkındalıkla birlikte Instagram algoritmam da değişmeye başladı ve bilinçaltı dönüşümü serüvenim resmen başladı .
İlk önce kısa denemelerle başladım ve bunun hem bana hem de çocuklarıma çok iyi geldiğini fark ettim. Zamanla Nona Bilinçaltı Terapilerinin gönderilerini sıkı sıkıya takip eden bir müdavim oldum. Bir gün karşıma “Kendini Affet” eğitimi afişi çıkınca, içimden bir ses çok net konuştu: “Ben bu eğitime girmeliyim.”
Peki, kendimi tam olarak affettim mi? Bunu henüz ben de tam bilemiyorum. Ama kendimle birçok alanda dürüstçe yüzleştim mi? Kesinlikle evet. Mesela hayat boyu kendi düşüncelerini açıklamaktan korkan biri olarak iki gün önce hayatımda ilk defa sınır çizdim. Sonuç olarak bir saat ellerim titredi evet ama sonrasındaki huzurum benim için paha biçilemezdi. Kendimi her şeye evet dediğim için affettim. Kendimi kadın olmaktan korktuğum ve kaçmaya çalıştığım için affettim. Kendimi kendi zanlarım altında nefes alamaz bir hale getirdiğim her bir an için affettim.
Affetme serüvenime bonus olarak “taaaa elest meclisinden başlayan hikayemde yanlış yaptığım yerleri gördüm.”
(Bu arada elest meclisi nedir ne değildir merak ettiniz biliyorum. Elimden geldiğince onları da devam yazılarında anlatacağım.)
Birçok insanın gözden kaçırdığı noktaları o kadar güzel anlatan, benim bilinçaltıma adeta ayna tutan bu güzel insanlara çok büyük bir teşekkür borçluyum.
Değersizlik ve çaresizlik duygularımın, içimdeki o bitmek bilmeyen sevilme arzumun başıma neler getirdiğiyle yüzleşmek benim için hiç kolay değildi. Hâlâ da değil, dürüst olmak gerekirse hâlâ çabalıyorum.
Bugün bu yazıyı; bir yerlerde, tam şu an benim geçtiğim yollardan geçen ve bir arayışta olan insanların olduğunu bilerek paylaşıyorum. En güzel yanı da ne biliyor musunuz? Bu dönüşüm adımlarından sonra; yazmayı, blog tutmayı, bir şeyler üretmeyi ne kadar çok sevdiğimi ve özlediğimi yeniden fark ettim.
Benim bilinçaltı dönüşüm serüvenimin ilk kısmını, belki sizin de arayışınıza bir ışık olur diye paylaşmak istedim.
Part 2 yakında gelecek… ✨
Not: Bu hikaye tamamen benim kendi kişisel deneyimimdir. Bir doktor, sağlık çalışanı ya da uzman değilim; sadece kendi hikayesini anlatmayı ve paylaşmayı seven biriyim. Bu yazı herhangi bir reklam veya iş birliği içermemektedir, tamamen kendi kullanıcı deneyimimdir.
