George Orwell 1984 2.Bölüm

.Şimdi kitaptaki sembolik anlamları açıklamaya çalışacağım. Büyük birader: devletin en başındaki kişiyi en güçlü ve iktidar sahibi olan kişiyi simgeliyor.Winston: Aklıma İngiltere eski başbakanı Churchilli getirdi. Meyhane diyalogları İngiltere’deki alkol tüketiminin fazlalığını hatırlattı. Savaş barıştır Özgürlük Köleliktir Cahillik güçtür sözü aslında aksi kolaylıkla ispatlanabilecek bir söz.Fakat bir slogan olarak oldukça karamsar.Seni seviyorum sözcüğü kitapta çok ender geçen bir sevgi sözcüğü.Flört çok fazla işlenmemiş kitapta konu olarak kısaca anlatılmış. Kitapta güzelim kestane ağacının altında ben seni sattım sen de beni havada onlar yatar orada bizde burada güzelim kestane ağacının altında adlı bir şiir var.Bu şiir bence duygusal olarak çok zayıf ve umutsuz hiçbir bağlılık içermiyor ve güvensizlik ortamının duygulara yansımış hali. Derler ki zaman herşeyi iyi edermiş Zamanla herşey unutulur gidermiş Bir de bana sor,o gözyaşları ve kahkahalar Bugün hala canımı yakar yüreğimi dağlar! Bu şiir yaşanılan acıların zamanla iyileşmeyeceğini insanların aslında acıların üstesinden gelebileceğini anlatıyor. Çünkü insanoğlu çaresiz olmak için yaratılmamıştır.Üstesinden gelinebilecek acılarda vardır.

Jus primae noctis sözcüğü kapitalizmin aslında maddiyatla ilgili bir şey olduğunun fakat insan ruhuna ve duygularına hiçbir etkisi olmadığı savını olumsuzlayan bir kavram fakat kapitalistlerin kendilerinin bile her zaman kaçtıkları bir kavram sonuç olarak bir bakıma kapitalizmin üretim çarkının bu kadar hızlı ilerlemesindeki en temel mihenk taşı. Kapitalizmin küresel olarak tek amacı ise savaş daha çok savaş.Parti’nin erişmeye çalıştığı ülkü muazzam dehşetengiz ve heybetli bir şeydi,ürkünç makineler ve korku salan silahlardan oluşan bir çelik ve beton dünyası,uygun adım yürüyen hepsi aynı şeyleri düşünen ve aynı sloganları atan durmadan çalışan savaşan,zafer kazanan ,zulmeden bir savaşçılar ve bağnazlar ulusu. Bu tanıma uyan devlet sanırım A.B.D ve kitap yazıldığında 1949 yılı  Amerika o yıllarda da inşaat teknolojisinde bu kadar ileri miydi bilmiyorum fakat şuanda bu tanıma uyuyor.Fakat günümüze kadar etkisi olan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve hukuk insan hakları ihlaline uğranılan ülkelerde de her zaman bir umut kaynağı olmuştur.

 Kitapta çikolata tayını adı verilen ve üzerinde durulan bir kavram var.Yani kapitalist sistemde mutlulukta alınıp satın alınabilen bir kavram fakat Sigmund Freud dahil pek çok psikolog ve psikoloji tarihinde önemli yer edinmiş psikologlar uygarlık ile psikolojik sorunlar arasında bağlantılar kurmuş ve bu konuda teoriler geliştirmiştirlerdir .Aslında modern psikolojinin batı uygarlığı tarafından geliştirilmiş olması bir anlamda Batılı insanların da sistemden kurtulma isteğinin göstergesi olabilir.Pek çok ülke gibi Antidepresanların Batı uygarlığında da yoğun olarak  kullanılması kendi vatandaşlarının da bu sistemden kaçmak isteğinin göstergesidir. Yani modern dünyada çikolata tek başına mutluluğu sağlamada pek etki sahibi değildir. Konumuza dönersek Kitap Londra’nın karanlık dünyasını detaylı olarak anlatmış ve kitapta pek çok suç anlatılıyor. Suçların hepsi ağır suçlar ve fail psikolojisini anlamak açısından detaylı betimlemeler ve anlatım teknikleri kullanılmış.

 Kitapta George Orwell kitaba evrensellik katmak için zaman öğesini pek kullanmamış olaylar kısa bir zaman içerisinde geçiyor ve genellikle iç diyaloglar şeklinde ilerliyor.Yazarın Hayvan Çiftliği kitabı  Sovyetleri eleştiriyordu Sovyet Diktasını ve Stalini ve 2.Dünya Savaşı sırasındaki kutuplaşmaları basit bir dille sembolik olarak anlatıyordu. Yazar Hayvan Çiftliği kitabını yazarken şu duyguyu bize çok net olarak aktarıyor Sosyalizm bir tatlı hayal olarak çok güzeldi fakat gördüğünüz gibi anlatmaya bile değmez. Fakat Yazar Hayvan Çiftliği romanını ilk kez sosyalizmi düşünen bir çocuğun gözüyle yazmış fakat en kısa romanının o olması ve sosyalizmin basite indirgenmesi yazarın aslında okurlara verdiği bir mesaj belkide kendi toplumuna bir eleştiri ve hiciv.  O yüzden bugün bizi yöneten açısından gerçek tehlike becerikli, yarı-işsiz, iktidara susamış insanlardan oluşan yeni bir kesimin kopup ortaya çıkması ve kendi saflarında liberalizm ve kuşkuculuğun gelişmesidir.Demek sorun eğitimle ilgilidir.Eğitim ile kişi yeteneklerini kullanarak üretimi sağlar ve üretim ile kişi kendisine saygısını kazanır. Beceriksizlik ise başlı başına ayrı bir sorundur.Aslında uygarlığın temelinde el becerisi vardır.Çünkü üretim ilk olarak el emeğiyle başlamıştır.Sanayileşme ve makineyle üretime geçme sonradan ortaya çıkmıştır.Amaç üretimi hızlandırmak ve beden gücünün kullanılmasını azaltmaktır.Bu şekilde bireyler kendilerine ait boş zamanlarını değerlendirebilecek ve böylece zaman kazanabileceklerdir.Boş zamanlar ise iyi değerlendirildiğinde insanı mutlu eder.Uygarlık boş zamanları değerlendirmek için kişiye pek çok seçenek sunmuştur.Eski zamanlarda ise sözlü edebiyat ürünleri destanlar şarkılar söylenirdi.Anonim türküler halkların folklorik eserleri vardı.Şimdi ise iletişim çağındayız medya araçları Radyo Tv İnternet gibi medya araçlarıyla günlük boş zamanlar değerlendiriliyor.

Sinema günümüzde önemli bir sanat dalı.Sinema ile bireyler hızlı düşünüyor ve pratik düşünüyor.Filmin temasına göre kişi karakterle bütünleşme sağlıyor.George Orwell’ın sinemaya aktarılan romanı Sineklerin Tanrısı filmini izlediğimde gerçekten umut doluydum fakat filmde sanırım bugün Pollyana sendromu denilen ruh halinden bireylerin çıkması için okulumuz tarafından George Orwell’ın eserleri bölümümüzün eğitimine uygun olarak bize izletiriliyor.George Orwell’In eserini izleyene kadar daha çok yabancılaşma içerisindeydim fakat bu film ile yabancılaşmamı büyük ölçüde azalttım.Piramidin tepesinde Büyük Birader oturmaktadır.Büyük birader yanılmaz ve herşeye kadirdir.Tüm başarılar,tüm kazanımlar,tümzaferler,tüm bilimsel buluşlar,tüm bilgiler,tüm bilgelikler,tüm mutluluklar ve erdemler doğrudan onun önderliğinden doğar ve ondan esinlenir. İşlevi,bir örgütten çok bireye karşı daha kolay duyulabilecek sevgi,korku ve saygı gibi duyguları kendisine odaklandırmaktır.Bu odaklandırma partililer için psikolojik rahatlama sağlamaktadır çünkü böylece partililer kendilerine örnek alabilecekleri bir modeli karşılarında bulmakta ve böylece atalet içerisindeki bireyler siyasal aktörlerin yardımıyla kendilerini yeniden topluma ve ülkelerine ait hissetmektedir.Bunun yanında bellek silme operasyonu adı verilen olay ise kişiye ait bilgilerin veya çeşitli bilgilerin silinmesi ve kimliksizleştirme operasyonudur.Bu kimliksizleştirme mücadele eden ulusların birbirlerine karşı her zaman uyguladıkları bir yöntemdir.Bellek silme operasyonuna örnek olarak tarihteki savaşlardan sonra işgal edilen ülkelerdeki kütüphanelerin yok edilmesini örnek olarak gösterebiliriz.Kitapta Varlık bakanlığı ile Gerçeklik bakanlığı ortak çalışarak Times Gazetesinde yalan haber yayınlamış ve böylece hırsızlık suçu işlenmiştir. O’Brien ile Martin arasındaki içki muhabbeti… Ars longa, vita brevis – Sanat sonsuz  

Yazan:Can Sidar Mengüç

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.