George Orwell-1984 1.Bölüm

George Orwell’ın 1984 kitabında fazla karakter bulunmamaktadır. Karakterler birbirlerine çok bağlıdır. Kitap ağır bir duygu yaratıyor insanda ve gerilim yaratıyor.Fakat ben bu yazıyı birazda kitaptan çıkardığım negatif olumsuz sonuçları olumluya nasıl çevirebileceğimi düşünerek okudum yazarda bir bakıma bu kitabı kapitalizme bir övgü olarak yazmamıştır çünkü . Aslında başka bir kitabı okumak isteyebilirdim fakat iletişim dersi ödevi olması sebebiyle okumam gerekiyordu. Roman’ın konusu sanırım İngiltere’de geçiyor.Fakat İngiliz ideolojisinin dünyaya egemen olması sebebiyle ve kapitalist toplumların dünya tarihsel sürecininde geçirdiği evrelerden bağımsız okunduğunda daha çok karakterlerin ruhsal durumlarını algılamak zorunda kalıyor insan.Karakterler pek sağlıklı değil genellikle kötülük yapmaya meğilliler ve içlerindeki kötülüğü beslemek istiyorlar. Amaçları partilerinin geleceği  ve kendi bireysel yaşamlarını pek fazla önemsemiyorlar. Kitapta kimi zaman Londra barlarının kasvetli ortamı ve o ortamda yaşanan ruhsal durumlar betimleniyor. Kitapta Okyanusya ile Avrasya arasındaki mücadele anlatılıyor. 

Bu mücadele kitabın yazıldığı zamanda coğrafi bir mücadele olarak anlatılıyor.Askeri anlamda bir  mücadele söz konusu.Bu ülkelerin milli güvenlik politikalarıyla ilgili.Ve bu politikalara halkın desteği ve bu desteğinin sebepleri anlatılıyor.İngsos kavramından söz ediliyor kitapta.İngsos sanırım toplumun kullandığı ortak dili anlatıyor.İngsos sayesinde bireyler bir birleriyle iletişim kuruyorlar.Birbirleriyle duygusal anlamdada bu şekilde bağlılık kuruyorlar.Eğer İngsos olmasaydı yani dil ve iletişim kurulmasaydı bağlılık kurulamazdı.Fakat İngsos bir kavram olarak söz konusu.Bir anlamda sesin ve sözün gücünden bahsediliyor.Bu ödevi hazırlayarak aslında bir  bakıma bireyler kendi toplumlarıyla da bağlılık kurabilirler.Fakat kapitalist bir topluluğu ve modern dünya ile henüz kapitalistleşmemiş toplumun farklarını görebilmek için bu kitabın sanırım henüz fazla kapitalistleşmemiş yerlerde okunmasında fayda var çünkü sonuçta kapitalizm üretim sonucu üretilenlerin biriktirilmesiyle kendini devam ettirir ve şehirlerde bu şekilde oluşturulur fakat genellikle ilham insanın kafasının dingin olduğu ve sessiz ortamlarda gelir.Yazarın Hindistan doğumlu olması ve sonradan Londra’da yaşamasıda bu kitabı yazmasında çok önemli bir belirleyici neden olmuştur.Psikolojik olarak insanın güçlü olmak istemesiyle kapitalist kurumlar oluşmuştur.Fakat bu zamanla kötülük üreten bir sisteme dönüşmüş ve sistem kendisini sürekli olarak beslediği için yarattığı kötülük önlenemez boyutlara geçmiştede günümüzdede ulaşmıştır.Adaletsizlik ve eşitsizlik temel olarak gözlenen etkilerdendir.İnsanlar psikolojik olarak yıkıma uğramış sürekli olarak mücadele etmek onları güçsüzleştirmiş ve yormuştur.

Sonuçta üretimde yanlış olan bir şey yoktur.Üretim insanların ihtiyaçlarını karşılamak için vardır fakat üretilenlerin dağıtılmasında ve biriktirilmesinde problem vardır.Yoksul insanlar üretimden yeteri kadar pay alamamaktadır.Sermaye sahipleri ve güç ve iktidar sahipleri gücü ve zenginliği paylaşmak istememekte ve sonuç olarak bu güç ve sermaye daha sonra kendileri için sorunlar yaratmaktadır.Bu sorunla baş edebilmek için toplumlar kendilerini iyileştirecek mekanizmalara ve çözüm yollarına başvurmuş ve başarılı olabildikleri ölçüde mutlu olabilmişlerdir. Kitapta Nefret kavramından da söz edilmektedir.Nefretin boyutları kimi zaman fazladır kimi zaman ise azdır. Fakat bu nefretin azaltılması da mümkündür sevgi haftası gibi.  Bayramlar ve özel günler bu nefretin giderilmesini sağlamaktadır. Düşünce suçu kavramından söz edilmektedir kitapta. Düşünce suçu bilindiği gibi yasalarımıza göre artık suç değildir.Bir zamanlar ülkemizde de düşünce suçu kavramı vardı fakat özgürlüklerin artmasıyla birlikte artık düşünce suçu diye bir kavram yoktur.Düşünmenin engellenmesi aslında o kişinin özgürlüğüne yapılmış çok ağır bir müdahaledir.

 Özgür düşünce pek çok eğitim kurumunun ve insanın ortak ülküsü ve arzusudur.Özgür düşünce ile yaratıcı düşünce gerçekleştirilir ve edebi eserler oluşturulur.Özgür düşünce ile sanat bilim edebiyat ve spor yapılır.Özgür düşünmek genellikle kişinin dilediğini istediği şekilde yapabilmesiyle karıştırılır fakat disipline edildiğinde kişinin ruhsal anlamda da doyuma ulaşmasını sağlar.Sonuç olarak Özgürlük her bireyin temel arzusu ve isteklerinden birisidir.Proleterler kitapta en büyük umut olarak anlatılmış yani kapitalizme alternatif olarak proleterler gösterilmiş çünkü proleterler güç kaynağıdır.Yani emeklerini harcayarak yeni bir gelecek hatta uygarlık kurabilirler.Güçlü bir uygarlık kurulabilir ve bu uygarlık farklı dil ve insanların bir arada yaşamasıyla oluşturulabilir. Temelde sorun empatinin kurulabilmesi ve olumlu adımların atılabilmesidir.

1.Bölüm Sonu Yazan :Can Sidar Mengüç

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.