Depremin İnsanlardaki Psikolojik Etkileri

  1. GİRİŞ

Doğal afetler, “insan eliyle önlenemeyen sel, fırtına, deprem, dolu vb. felaketlerden biridir.” şeklinde Türk Dil Kurumu tarafından tanımlanmıştır. İnsan eliyle önlenemeyen olduğu doğrudur fakat insan eliyle doğru tedbirler alınarak -özellikle deprem bölgesi ilan edilen yerlerde doğru tedbirler alınarak- çoğu ölümlerin, yaralanmaların ve hasarların önüne geçilebilir. Yaşadığınız coğrafyanın altında fay hatları olma olasılığı yüksektir. Türkiye deprem bölgesi olarak kabul edilmektedir.

Resim 1 Türkiye’nin Fay Hatları Haritası

Kırmızı bölgeler diğer renkli bölgelere nazaran deprem olduğunda daha fazla hissedilen ve doğru tedbirler alınmazsa hasarların fazla olduğu yerlerdir. 1999 yılında Gölcük depremi, 1999 yılında Düzce depremi, 2011 yılında Van depremi yıkıcı olmalarının nedeni fay hatlarının üzerinde olmalarıdır. İzmir de, fay hatları üzerinde olan bir şehirdir. 30 Ekim 2020 tarihinde İzmir’de deprem olmuştur. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Belediye Başkanı Tunç Soyer ve ekipleriyle beraber deprem olduğu günden beri kayıt almaktadır ve kayıtlara göre 7 tane bina yıkılmıştır. 504 tane hasarlı binaların 172 tanesi boşaltılmıştır (İşler, 2020). Yani, hasarlı binaların %34,13’ünü İzmir Belediyesi tarafından boşaltılmıştır.

Resim 2 30 Ekim 2020 İzmir depreminin Raporu

Deprem çevreye zarar verdiği gibi depremi yaşayan depremzedelerin psikolojilerine de zarar vermektedir. Yapılan araştırmalarda depremzedelerin yaşadığı psikolojik etkiler arasında travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, akut stres bozukluğu ve bunlara bağlı olarak bu bozuklukları yaşarken çeşitli stresle başa çıkma yöntemleri araştırılmıştır.

  1. Deprem Sonrası İnsanlardaki Psikolojik Etkiler

Türkiye’de yaşanan büyük depremlerden ikisi Gölcük depremi ve Erzurum depremidir. 17 Ağustos 1999 yılında yaşanan Gölcük depremi, 7.4 şiddetindeydi. En çok hasar alan bölgeler Kocaeli, Yalova ve Adapazar olmuştur. Bu bölgenin bu kadar zarar görmesinin ve ölümlerinin çok olmasının nedeni, sanayi bölgesinde olmasıdır. Kayıtlara geçen 17.127 kişi hayatını kaybetmiş, 24.000 kişi yaralanmış ve 146.000 tane bina hasarlı duruma gelmiştir (Özgentürk, 2004). 30 Ekim 1983 yılında yaşanan Erzurum depremi büyüklüğü 6.8 şeklinde ölçülmüştür. Depremin meydana gelen bölge, Erzurum-Kars bölgesindeki Kuzey Anadolu Fay Kuşağı’nın üzerindeki bölgedir. Kayıtlara göre, 1.400 kişi vefat etmiş, yaklaşık 35.000 kişi evsiz kalmış, 36 bina yıkılmış ve hayvancılıkla uğraşan köylülerin 30.000 hayvanı telef olmuştur (Ünal, 2019).

Depremin büyüklüğü ne kadar çok olursa hasar o kadar yıkıcı olur. Sadece çevreye zararı olacağını düşünülmemelidir. Çevre faktörü dışında psikolojik faktörün etkisini de düşünülmelidir. Deprem anında şok yaşayan ve deprem sonrasında yaşanan yemek yiyememe, uyuyamama, çocuklarda istemsizce altına kaçırma gibi bazı semptomlar yaşanmaktadır. Yapılan araştırmalarda deprem sonrası yaşanan psikolojik sıkıntılar; travma sonrası stres bozukluğu, akut stres bozukluğu ve depresyon yer almaktadır.

Travma sonrası stres bozukluğu korkunç ya da yaşamı tehdit eden bir olay sonrasında hissedilen ciddi bir anksiyete bozukluğudur. Bu travmalar; aile içi şiddet, doğal afetler, tecavüz, cinsel istismar, savaşlarda yaşanan korkunç durumlar vb. şeklinde örnek verilebilir. Depremi yaşayan bireyler gördükleri karşısında travma sonrası stres bozukluğu yaşama ihtimali fazladır. TSSB olduğunu anlayabilmek için TSSB’ye ait semptomların 30 gün sürmesi ve yaşamsal faaliyetlerin aksaması gerekmektedir. Beynin bölümlerinden biri olan ve “korku” bölgesi olan Amygdalanın tetiklenmesi sonucunda  TSSB yaşayabilmektedir (Barnes, 2017).

Yapılan araştırmalarda çocuklara ve ergenlere özgü travma sonrası stres bozukluğu semptomları olduğunu bulunmuştur. 1991 yılında L. Terr çocuklara ve ergenlere özgü travma sonrası stres bozukluğuna ait dört özellikten bahsetmiştir. Bunlar: güçlü bir şekilde hatırlama ya da tekrar edici nitelikte sürekli hatırlama, tekrarlayıcı davranışlar, insanlar, hayat ve gelecek ile ilgilideğişen tutumlar ve travma odaklı korkulardır. Güçlü bir şekilde hatırlama veya tekrar edici nitelikte sürekli hatırlama, korkunç bir durumu tekrar hatırlamaktır. Bir çocuğun deprem sırasında duvardan düşen tabloyu gün içerisinde kendiliğinden tekrar geri hatırlması buna bir örnek olabilir. Tekrarlayıcı davranışlar, oyun ve tekrar şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Dr. Bruce D. Perry’nin yazmış olduğu “Köpek gibi Büyütülmüş Çocuk” isimli kitabında (59-91. sayfaları aralığında anlattığı bir vakada) cinsel istismara uğrayan bir çocuğun travma sonrası stres bozukluğunu anlatır. Psikiyatrist Dr. Bruce, çocuğun ne yaşadığını anlamak için uzun süreli oyun terapisi yöntemiyle oyun odasına yönlendirir ve çocuğun davranışlarını inceler. Evcilik oynadıklarında çocuk transa geçmiş bir şekilde doktora yere yatmasını ve hiç kalkmamasını söyler. O evcilik oyununda tecavüze uğradığı olayı canlandırır. Doktor, “Savaş ve kaç” tepkisi yaşadığını görür ve onu kendi halinde bırakıp stresle başa çıkmasına izin verir. İnsanlar, hayat ve geleceğe dair geleceğin bitebileceğini ve insan hayatının kısıtlı olmasını çocuklar ve ergenler farkında olmaktadır. Bu durumda karşılaştıklarında olduğundan daha hırçın davranabilir. En son özellik travmatik olayla ilgili hissedilen korkulardır. 30 Ekim 2020 yılında ve 14.56 saatinde yaşanan İzmir depreminde çocuğun herhangi bir ses duyup sonrasında depremin yaşanması ve duvardan bir şeyler düşmesi travmatik bir olaydır. Bu travmatik olaydan sonra herhangi bir ses duydukran sonra “Acaba, deprem mi olacak?” düşüncesiyle beraber gelen his travmatik olaya bağlı korkudur (Özgentürk, 2004).

Yapılan doğal afete yönelik -özellikle depreme yönelik- saha çalışmalarında saatlere göre, günlere göre ve haftalara göre bireylerin psikolojik durumları gözlemlenmiştir. Deprem sonrası ilk saatler bireylerde panik ve keder yoğunluğu yaşanmıştır. Deprem anına hazırlıklı olmadıkları için telaş içinde olduklarını ve depremde yaşadıkları şeyler rüyalarına girdiğini ve bu rüyaların çoğunda duygusallık hakim olduğunu bildirmişlerdir. Deprem sırasında kurtulan insanlar, enkaz altında kalan insanlar varsa yardım etme ihtiyacı hissedebilirler. Eğer enkazdan çıkarılan kişi hayattaysa mutluluk hissiyle, eğer enkazdan çıkarılan kişi vefat etmişse üzüntü hissiyle başa çıkmaktadır ve bu durumda iki duyguyu aynı anda hissetmeleri çok olağandır fakat iki duyguyu aynı anda hissederken iki hissin arasındaki dengeyi iyi bilmek gerekmektedir. Deprem olduktan birkaç gün sonra yardım ekiplerinin gelmesi depremzedelere moral vermektedir. Barınma, beslenme ve giyme gibi temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra bireylerde duygusallık durumu hakim olur. Psikososyal desteğe ihtiyaçları olabilir. Deprem olduktan birkaç hafta sonra ilk günlerde hissettikleri panik yerini şimdi ne yapacaklarını düşünmektedirler. Yeni bir ev ve yeni bir düzene psikolojik olarak hazır hissedebilirler (Ünal, 2019).

30 Ekim 2020 yılında Sivil Toplum Kuruluşu Affet Ekibi tarafından yapılan saha çalışmalarında hissizleşmiş, kendini çevresinden soyutlanmış veya yabancılaşmış ve küçük bir torunu olduğu için daha fazla kaygı hissedip depresif hisseden bir birey görülmüştür. Çevrede bulunan doktorlar akut tepkileri gösterdiğini farkına varıp sahada bulunan psikososyal destek için psikologlardan yardım istemişlerdir. Akut stres bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu gibi 30 gün sürmez, 2 ile 30 gün arasında belirtiler göstermektedir ve TSSB gibi uzun sürmez, kısa sürelidir. Akut stres bozukluğu tanısını koyabilmek için  beş belirtiden üçünü göstermesi gerekmektedir. Bu belirtiler (Bedirli, 2014):

  • Çevresine karşı yabancılaşma,
  • Hissizlik,
  • Dissosiyatif amnezi[1],
  • Depersonalizasyon[2],
  • Derealizasyon[3].

Zaman zaman hislerimiz diptedir. Bazen hiçbir şey yapmak istemeyiz, yemek yemek istemeyeiz, yataktan kalmak istemeyiz, sosyalleşmek istemeyiz ve o kadar insanın içinde kendimizle yabancılaşırız. Travma sonrası yaşanan bir diğer psikolojik etki depresyondur. Depresyonun iki çeşidi vardır: major depresyon ve distimi. Majör Depresyon, yaptıklarından hiç keyif almama durumdur. İki hafta sürer. DSM-5’de belirtilen majör depresyona ait semptomlardan en dördünü bir bireyde görülüyorsa o kişide majör depresyon vardır. Bu belirtiler:

  • Yemek yeme problemi,
  • Uyuma problemi,
  • Konstantre olma problemi,
  • Karar verme sıkıntıları,
  • İntihar düşünceleri,
  • Kendini değersiz hissetme ,
  • Suçlu hissetme (Plotnik & H., 2009).

Distimi de ise kronik depresyon olarak adlandırılır. Majör depresyona göre uzun sürelidir. İki yıl boyunca devam eder. Genellikle “mutsuz” kişilik olarak tanımlanır. DSM-5’de belirtilen distimik bozukluğa ait semptomlarından bireyde en az ikisi görülüyorsa o kişide varsa o kişi distimi vardır. Bu semptomlar:

  • İştahlık,
  • Düşük kendilik değeri,
  • Ümitsizlik duygusu (Plotnik & H., 2009).

Çocuklar ve ergenlik dönemine erişen bireylerin depresyon belirtileri ile yetişkinlik döneminde olan bireylerin depresyon belirtileri birbirine benzerlik gösterse de aralarında küçük küçük farklılıklar vardır. Yapılan araştırmalarda depresyon ile yaş arasında bir ilişki bulunmuştur. Okul öncesi çocuklarda %0.9, okul çağları çocuklarda %1.9 ve ergenlerde %4.9 şeklinde depresyon oranları belirtilmiştir. Ayrıca ergenlik çağındaki kızların erkeklere oranla majör depresyona girme olasılığı yaklaşık iki kattır. ABD’de yapılan bir araştırmada ergenlik döneminde olan bireylerin majör depresyon görme olasılığı kızlarda %13.9, erkeklerde %7.4 olarak bulunmuştur. Doğal afetlerden biri olan depremden sonra çocuklarda ve ergenlerde depresyon görme olasılığı yüksektir. Belirtiler arasında; yemek yeme sorunu, iştahsızlık, uyku problemi, ilgi azlığı, davranış bozukluğu vb. belirtiler vardır. Dil yeteneği gelişmeyen ya da gelişemeyen çocuklarda depresyon olup olmadığını algılamak güçtür fakat çocuğun beden dillerinden depresyon olup olmadığı anlaşılabilmektedir (Özgentürk, 2004). 

Sosyal destek ile travma sonrasında yaşanan psikolojik bozukluklar arasındaki ilişkiyi araştırılmak istenmiştir. Bu konuda Çin’de yapılan bir araştırma yazısında, mağdurların bildirdiğine göre, travma sonrası büyüme ile travma sonrası stres semptomlarının gerçekliği, minnetarlık, algılanan sosyal destek, görünümdeki olumlu değişiklikler ve olumlu duygu arasında anlamlı pozitif bir ilişki bulunmuştur (Zhang, ve diğerleri, 2020).  

Resim 3 Çin’de yapılan bir araştırmanın SPSS output

  1. Sonuç ve Öneriler

Doğal afetler sonrasında yaşanan olayların bireylerin algılayış biçimleri ve psikolojik etkiler yaşamaları bireylerden bireye değişkenlik gösterir. Bireylerden bireye farklılık gösterdiği gibi yaştan yaşa da göre değişir. Travma sonrası ergenlerin ve çocukların tepkileri ile yetişkinlerin verdiği tepkiler arasında benzer özellikler bulunsa da küçük farklılıklar bulunmaktadır. Travma sonrası yaşanan psikolojik bozukluklar; travma sonrası stres bozukluğu, akut stres bozukluğu ve depresyon şeklindedir.

Elimizde olmayan, önlenemeyen doğal afetlerin sonucunda psikolojik bozuklukların yaşanması doğal afetin yaşandığı zaman dilimi içerisinde normal olduğunu bireylere anlatıp rahatılmalıdır ve  bu konuda sahalarda psikososyal destek için çadırlar kurulup psikolojik destek verilmelidir, özellikle çocukların travmayla başa çıkabilmesi için çeşitli etkinlikler yapılmalıdır.

KAYNAKÇA

Barnes, J. (2017). Essential Biological Psychology. London: Nobel.

Bedirli, B. (2014, Haziran 17). Deprem Travmasının Kronik Psikolojik Etkileri: Düzce Depremi’nden 14 Yıl Sonra Travma Sonrası Stres ve Depresyon Belirtilerinin Yaygınlığı ve İlişkili Risk Faktörleri. Retrieved from YÖK tez: file:///C:/Users/pegav/Downloads/358812.pdf

Eley, A. (2017, Eylül 27). Sevmeyi imkansız kılan hastalık: Depersonalizasyon bozukluğu. Retrieved from BBC TÜRKÇE: https://www.bbc.com/turkce/haberler-41399544

İşler, M. (2020, Kasım 2). Soyer’den 4 Başlıkta Deprem Raporu ve İhtiyaç Listesi . Retrieved from gerçekizmir: http://www.gercekizmir.com/haber/Soyer-den-4-baslikta-deprem-raporu-ve-ihtiyac-listesi/87481

Jacobson, E. (1959). Depersonalization. Journal of the American Psychoanalytic Association, 581-610.

Özgentürk, D. (2004, Mart 24). 1999 Gölcük Depremi Sonrası Çocuk ve Ergenlerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Sürekli Kyagı ve Depresyon Düzeylerini Yordayan Değişiklikler. Retrieved from YÖK tez: file:///C:/Users/pegav/Downloads/146828.pdf

Plotnik, R., & H., K. (2009). Psikolojiye Giriş. San Diego: Kaknüs.

Ünal, K. (2019, Kasım 26). DEPREM KAVRAMI ALGISI VE DEPREME İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER; 8 MART 2010 OKÇULAR-KOVANCILAR DEPREMİ ÖRNEĞİ. Retrieved from YÖK tez: file:///C:/Users/pegav/Downloads/606211.pdf

Yiğit, M. (2017). Dissosiyatif Amnezi Nedir? Retrieved from Uzman Psikolog Mehmet Cem Yiğit Web Sitesi: https://mcemyigit.com.tr/dissosiyatif-amnezi-nedir/

Zhang, N., K., W., Zhang, Y., Liu, Z., & Zhou, X. (2020). Psychological predictors post traumati cgrowth among adult survivors of Wenchuan earthquake in China. Asian Journal of Psychiatry, 1-6.

[1] Dissosiyatif amnezi: Kişinin anormal bir şekilde hafızasını kaybetmesidir (Yiğit, 2017).

[2] Depersonalizasyon: Kişinin kendine yabancılaşmasına, bedenine uzaktan bakarmış gibi görmelerine denir (Jacobson, 1959).

[3] Derealizasyon: Depersonalizasyonla birlikte kullanılır. Kişinin kendine yabancılaşmasına denir (Eley, 2017).

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.