Bunu Yaptığında Hayatın Değişecek!

Bunu Yaptığında Hayatın Değişecek!

İnsan doğduğu andan itibaren çevresinden aldığı etkilerin tepkileriyle yönlenir çoğu zaman. Yıllarca bilinçaltına işlenen motifler, zamanı geldiğinde desen olarak çıkar karşına. Kişisel bilinç ayıraç gibi gözükse de hayatımızın dörtte üçü bize birileri tarafından öğretilen yargı ve kararlarla geçer. Kararı kendimiz veriyoruzdur görünürde ama durum hiçte öyle değildir. Derinine incelendiğinde kararların akasında birilerini memnun etme çabası, doyuma ulaşmamış hırs  yatar. Farkında olmadan, hayatının yüzde doksan beşini yöneten bilinçaltıdır bunu yaptıran.

Gidilecek okullar, kazanılacak paralar, çalışılacak işler ve daha niceleri. İlk ebeveynleri memnuniyetle başlar ve hayatına giren yeni insanlarla devam eder.

Samimi bir iç sesle kendine hiç sordun mu ? “Ben ne istiyorum, neyi yaşamalıyım, nasıl daha mutlu olurum.” diye.

Bunu kabul etmeyenler tabi ki olacak. Ama onlarda direnç göstermeden kabul edişe geçer ve içine yönelirse duymak istemedikleri  cevapları alacaklar. Almayanlarda olacak. Neticede herkes mutsuz değil, mutlu olan ve olduğu hayatı sevende çok.

Hiç bir zaman memnun edemediğimiz bir anne ile başlar kendini  ispat. Onun hayallerine ve beklentilerine asla son noktayı koyamazsın. Çünkü yaşıyorum ve örnekleriyle görüyorum. İnanın çoğu aynı. Milyarder ol, ordinaryus profesör ol yine eksik bir taraf bulur. Ruh sağlığı için kural bir, anneni memnun etme çabasına hiç girme. Onu olduğu gibi kabul et, tartışma, inatlaşma, eleştirme. Sonuç süt liman.

Başlığımıza gelelim, bunca anlatılanla varmak istediğim nokta; yargısız kalmak arkadaşım. Tiyatro sahnesinin karşısında oturmuş izliyor gibi seyirci ol hayatına. Eleştirmeden, direnç göstermeden. kendini ispatlamak adına oranı buranı yırtmadan. Otur ve izle. Az konuş ve gözlemle. Bunu bir hafta dene. Bak nelerin farkına varıyorsun.

Biz yıllardır ömrümüzü tüketiyoruz basitten zora her şeye direnç göstererek, savunmaya geçerek. Yaa bırak karşındaki seninle aynı fikirde olmayı versin, birileri eleştirsin, yaptıklarına nankörlük etsinler.  Tamam benim fikrimin zıddını yaptın şimdiye kadar. Allah rızası için dürüst ol. Eline çok şey geçti mi? Belki o anlık karşındakini susturdun, he he dediler sonra ne oldu? Başın arşa değdi mi? Yooo. Gerildiğinle kaldın.

Hep susalım, her şeyi kabul edelim, bize isteyen istediğini desin, yaptırsın değil olay. Benim anlatmaya çalıştığım sakinlik ve huzur. Yargısız kal, dingin ol. Olaylar akışında olması gerektiği gibi aksın. Gereksiz tepkilerle ömrünü kısaltma. Dinle, konuş ama zıtlaşarak, eleştirerek, yererek değil. O an tartıştın sonra sen onu bütün güne taşırsın. Defalarca aranızdaki konuşmalar kafandan geçer, olay biter ama sen hala sürdürüyorsundur. Anlatmak istediğim bu. Ne kadar anda kaldın o kadar huzurdasın.

Geçmişi yargılayarak, geleceğe özlem duyarak tüketme anını. Şu an buradayız,. Bitti gitti. Ne gereksiz ayrıntılarla beynini meşgul et, nede bir şeyde takılı kal. Yaşandı bitti gözüyle bak. Huzuru yüreğine ve bilinçaltına tam taşı. İzlemede kal. Tepkisiz ve sakin. Bir hafta dene bak neler olacak.

kooplogger

Yazar: Beyazgür

Uzun yıllardır yazıyorum. Ziraat Mühendisiyim. Kişisel gelişim konularında iyi bir araştırmacıyım.

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

3 Yorum

  1. Yıllardır sohbet etmek için düzenli psikoloğa gidiyorum. Çok mükemmeliyetçi birisiyimdir. Ben de pek anlamlandıramazdım bu kadar mükemmeliyetçi olmamı. Bu konuda da sohbet ettik belki okuyanlara iyi gelir. Dedi ki çocuk, hayatını annesine beğendirmek için yaşar, yaptığı şeyi annesi görmelidir annesi takdir etmelidir, benim çocuğum şöyle iyi böyle iyi demelidir.Yani bir çocuğun annesinden beklentisi budur. Anne otoriter oldukça ve beğenmedikçe çocuk daha çok çalışır itiraf etmese bile tek istediği annesinin onu takdir etmesidir. Böyle kişilerde yani anne figürü “hiçbir şeyi beğenmeyen” kişilerin süper egosu çok katı kurallara sahiptir dedi. Yani artık bir yerden sonra anneni değil kendi egonu tatmin edememeye başlarsın, hiçbir şey yeterince mükemmel değildir, daha başarılı olmalıyım, daha iyi olmalıyım en iyisi ben olmalıyım diye. Aslında oradaki hırsımız annemizin bizi takdir etmemesinden ve hep daha fazlasını istemesinden geliyormuş. Benim için çok aydınlatıcı bir konuşma olmuştu. Katılıyorum, annelerimiz için yaşamayı çocukluk yıllarında bırakmalıyız. Biz artık farklı tecrübelere sahip farklı bireyleriz. Her şeyin en iyisini anneler bilmez. “Pasif kalın” demenizle ilgili bir not daha paylaşmak isterim. Ben anneme her kırıldığımda her sinirlendiğimde o da böyle diye sustuğumda aslında kendime zarar verdiğimi fark ettim ve bir süre sonra bu durum obsesif kompulsif bozukluğa dönüşmeye başladı. Daha sonra bu durumu tekrar psikoloğumla konuştuğumda sinirlendiğimde veya kırıldığımda “annem üzülür” diye içimde tutmamamı tavsiye etti. Gözü kara bir şekilde kırmaktan bağırıp çağırmaktan bahsetmiyorum ama karşınızdaki insana bir durumun sizi sinirlendirdiğini bildirmezseniz o bunu yapmaya devam ediyor. Maalesef annelerimize göre de “en iyisini onlar bildileri, onlar anne oldukları için” bizim duygularımız önemsiz oluyor. Ben onların da annelerinden aslında nasıl anne olunacağını görmediklerinden kaynaklandığını düşünüyorum. Belki de bu durumda en çok onların psikolojik yardım almaları gerekli ki biz de bir birey olarak hem onlara hem kendimize asıl önemli olanın biz olduğumuzu kabul ettirelim. Yazınız için çok teşekkürler.

    • Bildirim gelmediği için yazınızı yeni gördüm. Yorum için ben tşk ederim. Ben yılların anneme yetememek olgusunu yeni çözdüm. Ben daha bu yıla kadar, kendi içimde annemle savaş halindeydim. Uzun süredir herşeyi akışa bıraktım. İnsan kendi gönlünün yanılsamasını karşıya yüklemeye pek meyilli. Kendi hatalarını, kızgınlıkllarını anne aynasına ters bakarak çözemiyorsun. İnanın sakinliğinizi koruyup sabretmeye çalışırsanız anne sendromu bitiyor. Hayatımızda eksikler fazlaysa, anne ve baba üzerinden, çevre üzerinden kendi kusurlarımızı görmeyip başkalarına yüklenmeyi hak görüyoruz. Başkasına yüklediğin her negatiflik kendini pozitif yapmıyor ve dahada karmaşaya itiyor. Tepkisiz ve izleyici olarak kalabildiğinizde inanın herşey değişiyor. Şu an annem süt liman. Çünkü sert çıkmıyorum, eleştirmiyorum ve yargılamıyorum. İnsan özde dinginleşmeyi başarınca karşı tarafta dingin kalıyor. Şu an tecrübeyle sabit. Sevgiyle.

    • Sevgili Dallanır cevabın bildirim olarak gelmediği için geç gördüm , özür dilerim. Ben olgun yaşıma rağmen annemle olan iç hesaplaşmalarını yeni bitirdim. Sadece izliyorum, tepki vermiyorum, kızmıyorumda. Hayatımda en çok empatiyi ona kurdum ama kar etmedi. Hiç değişmiyor neticede. Ama şunu farkettim ki ben sakinleştikçe oda çekti kendini. Pozitif elektrik , pozitifliği getiriyor. Yazmak istersen mesaj bölümünden de konuşuruz. Sevgiler.