Derdimiz Ne?

Yanlış anlayın tabi diyeceklerimi ama bir şey var hani bu insanlarda. O kötüyse ben daha kötüyüm gibi..  Hani tamda şöyle ki ‘o bana bunu dedi ben de ona bunu diyeyim de görsün , bana bunu yaptığı için ona şunu yapacağım, kim daha fenaymış görsün…’ Sormak lazım peki o dediğin insan nasıl bir insan ? Sabaha kadar sayarlar size.  Ne fenalıklar söylerler ,ne aşağılayıcı sözler ederler, ne vah vah çekerler , aman canım neler neler işte. Güldürücü değil mi ? Oysa senin ne farkın var ondan. Hatta sen değil misin ondan daha beter olmak , onun üstüne çıkmak için kendini  paralayan. Peki o halde kendine de eleştiri yapmış olmuyor musun ? Hayır tabi ki 🙂 Neden olsun, saf iyilik meleği sonuçta onunla o bir mi hiç… Bana gülünç geliyor bu durum. Neden salmıyoruz bu insanları diye. Derdimiz ne? Oysa o sana onu mu söyledi , onunla yarışmak , kim daha okkalı bir laf çarpıtacak diye hırsa bürünmek yerine susmak , hatta belki gülüp geçmek, onun o sözüne karşılık güzel bir söz söylemek  asıl seni ondan daha farklı yapar. İşte o zaman  konuşulan laflar , yapılan her şey bir yere kadar savaşını sürdürür, sonra tüm bu olanlar ölmeye mahkum olur. En azından senin tarafından, çünkü artık görmek istemediğini görmüyor , duymak istemediğini duymuyor olursun. Hatta belki böylelikle bir insanın daha tüm bu iğrentili nefretini  oturup düşünmesine , düşüncelerini gözden geçirmesine sebep olursun . Öyle  fenayla fena olup , nefret duyup nefret yayıp, hayatı ona buna dar edeceğinize  belki de daralmış hayatlarınızı açar bir nefes  alırsınız. Hayat bir başkasının nefretini duymak için çok aceleci.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.