bir kitap yazacak olsaydım önsözü bu olurdu

       Hayatımda hiçbir zaman ölmeyi istemedim. Hep hayatımın ilerisini merak ettim. Her dibe battığımda ne kadar aşağıda olursam olayım kendim çıktım o dipten. Kimseden yardım almadım. Kimseye dayamadım başımı. İstesem yapardım, yardım almak güzel bir şey. Ama ben hep farklı bir dili konuştum veya hiç konuşmadım. Bana iyi gelen konuşmak olmadı, susup oturmak oldu öylece. Kelimeler, cümleler bana dostluk yapmadı. Çoğu insana gerçek Zeynep’i yansıtamadım. İç dünyamda neler olup bittiğini gösteremedim onlara. Göğsümde iğrenç bir acı varsa gövdemi döndüm . Yeri geldi o acının üzerini örttüm, kapattım, bastırdım. Bu onların suçu değil. Bu benim de suçum değil. Ben herkese karşı sustum, hep alttan aldım. Böyle yetişmemden kaynaklı mı bilmiyorum. Hep küçük de olsa kaybetmekten korktum. Ufak oyuncak zaferler benim olsun istedim, tutunacağım dalı onlar belledim belki de.

Elimde yalandan kocaman rengarenk geçici oyuncak zaferler… 

       Alttan aldığım o insanlar hiçbir zaman benim ahımı çekmediler. Onların kafasında şekillendirdiği kalıba uymamı beklediler, uymazsam da çekip gittiler. Tek çocuklar şımarık olur diye bir algı vardır. Hiç şımarmadım şu ana kadar. Oysa tek çocuğum ben. Ailemin istediği evlat oldum, saygımdan kusur etmedim. Babam içince konuşur. Alır beni karşısına, anlatır. Dinlerim ben de. Genelde aynı şeyleri anlatır her içtiğinde. Ses etmem, şikayet etmem, sıkılmam da. Her anlatışında ilk anlatışıymış gibi pür dikkat dinlerim. Güzel şeyler anlatır. 

     Annem mantık insanıdır. İnce şeylerle işi olmaz. Biz onu olduğu gibi kabulleniriz. Beni üzgün, dalgın gördüğünde nedenini sorar, üstü kapalı anlatırım. Değiştirebileceği şeyleri, elinden bir şey gelebileceği şeyleri anlatırım. Üzülme der. Üzülmene dayanamam der. Canım annem… ama üzülmemem için bir şey yapmaz. 

    Bilirim beni sevdiklerini, benim için ellerinden geleni yaptıklarını. Ama bak, gecenin birinde bu satırları yazıyorum, belki okuyan olur diye. Ben çok yorgun hissediyorum. Çok dipte hissediyorum. Artık gökyüzünü göremiyorum. Oradan oraya savruluyorum. Kendi kendimi ayağa kaldırırdım, artık buna da mecalim yok. Bu düzene, bu insanlara ayak uyduramıyorum. Yaptığım her şey eleştiriliyor gibi hissediyorum. Tanıdığım en büyük zorba içimde susmak bilmeyen o korkunç ses. Yazdığım bu satırları bile eleştiriyor.

     Hayatımda ilk defa kocaman çıkmazı olan sokaklarla tanıştım ve ilk defa bir yardım eli istiyorum. Nasıl olacak ne şekilde olacak bilmiyorum ama şu an her şeyi geride bırakıp koşarak hayattan uzaklaşmayı çok isterdim.

okur

Yazar: veramori

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

5 Yorum