Bir de Rütbeliler Var Tabi

RÜTBELİLER:

Her hangi bir alanda başkan , şef  ya da müdür olmuş kişiler , genelde kibir sahibi olurlar bildiğiniz üzere. Tabi ki de hepsi için demiyorum bunları , içlerinde melek gibi olan insanlar da var. Hep kendinden altta olan personeli azarlamak ya da orada staj yapan gençlere kötü davranmak gibi bir çok can sıkan davranışları vardır. Bunun nedeni de muhtemelen onların üstünde olan kişilerin. Sinirlerini ve streslerini onlardan çıkarmasıdır.

Rütbeli olduğu için insan ezebileceğini düşünen kişiler bana göre sadece kendi egolarını tatmin ederler ve o ezdikleri insanlar , onlardan hiç iyi şekilde bahsetmezler çevrelerine. Düşünsenize staja başlamışsınız ve tepenizde sürekli bir adam durup dururken size hakaretler etmeye başlıyor.

Ya da iş yerinizde ilk zamanlarınız ve defalarca kez azar işitiyorsunuz. Aslında bir bakımdan bu güzel bir şey çünkü karşındaki kişi seni değerli gördü ise kızma eyleminde bulunur sana karşı , öbür türlü insan karşısındakini umursamıyorsa dünyayı başına yıkmadığı sürece pek bir laf etmez.

Tabi personel zorla kaşınırsa o ayrı. O zaman rütbeli kişi de su testisini su yolunda kırmayı bilir haklı olarak.

KİMİLERİ ABARTIYOR:

Bazı rütbeliler gerçekten abartıyor. Lise son sınıfa giden bir öğrenciye o kadar bağırılıp yüklenilmez. Genç diye , sana laf söyleyemez diye ona bağırıyorsun da sen o çocuğun aile hayatını , okul hayatını , arkadaşlık hayatını  ya da aşk hayatını biliyor musun ki ? e tabi o senin gözünde sorunsuz , sıkıntısız bir ergen onlar.

Arkadaşlar bu yazıları kaleme alırken benim aklım , ara sıra geçmişime gidiyor . 19 yaşında olmama ve 20 ye neredeyse gün saymama başlamama rağmen hala aşamadığım şeyler yaşamışım ben son 4-5 senede.  Kendime baktığımda da aklıma gelen ilk şey yine lise cağlarındaki gençler oluyor.

Kimseyi hafife almayın sevgili arkadaşlarım. Almayın. Hayatını , hikayesini , geçmişini bilmediğiniz insanları hemen öyle sırf yaşı küçük ya da kirli giyinmiş diye hafife almayın. Her şey yaş ya da giyim kuşam tarzına bakmıyor netice de. Kıyafet dediğin değişir de insanın kendi kalbini değiştirmesi , temizlemesi öyle kolay değil.

HAVASINI BASMAK:                                                    

Her fırsatta bulunduğu konumun havasını yaparcasına gelip de insanları sürekli rahatsız etmek güzel bir davranış değil. Sen tamam şuan da o konumda bulunuyorsun da senin orada kalıcı olacağının hiçbir garantisi yok. Belki birkaç ay belki birkaç yıl sonra senin yerin değişebilir ya da senin üstüne daha rütbeli birisi gelebilir. Aslında memursan ya da öğretmensen ve kadrolu değilsen , her an kelle koltukta değil de bavul kapıda sayılırsın. 

Süper lig teknik direktörleri gibi olur ömrün. Bazıları misal 1 kez gelir ve uzun yıllarca kalır başına geçtiği takım da lakin bazı takımlar da var ki aydan aya hatta maçtan maça teknik direktör değiştirir. Senin de memurluğun aynen bu iki farklı şekilde olabilir. Bir anda başka bir yerde bambaşka bir görevle çalışmaya atanabilirsin. Bunu bilemeyiz.

SADEDE GELİRSEK EĞER:

Rütbe her ne kadar ülkemizde önemli de olsa , saygıdan daha önemli olmadığını söylememe gerek yok sanırım. Buradan stajyer arkadaşlarıma ve yeni iş hayatına atılan genç arkadaşlarıma seslenmem gerekirse eğer.

Onlara diyebileceğim tek şey , sabırlı olmaları ve işini dikkat ile yapmaları gerektiğini bilmeleri. Çünkü bu günler geçecek ve atlatacaksınız arkadaşlar merak etmeyin. köprüyü geçmenize az kaldı.

O yüzden siz işinize bakın gençler. Görmezden de gelmeyin de , yani saygınızı koruyun.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.