Özlem

Gözlerini açarken daha, elleriyle yanını kontrol etti kadın. Bulamadı, yine gitmişti adam. Bir süre olmayacaktı, bir süre görüşemeyecek, öpüşemeyecek ve sevişemeyeceklerdi.

Kadın rahatlıkla nefes almayı özlemişti. Bu ancak adam yanındayken oluyordu. Adam ona atmosferdi, floraydı aynı zamanda… Çok özlemek birden göğsüne taş gibi oturunca ağır, soğuk ve sert. Adamın yanında attığı kahkahaları, kikirdemeleri düşündü gözlerinden bir damla yaş aktı sevdiceğine -sevdiği ve hep seveceği erkeğe- karşı ne kadar özlem dolu olduğunu farketti bir kez daha.

Can-ı gönülden istiyordu onunla olmayı ama tutkularına arada sırada ket vurması öğretilmişti. Prangalanmış aşkını içinde kimseye göstermeden yaşaması gerekmişti çünkü insanlar bildikleri veya öğrendikleri şeyleri mahvediyorlardı bu kâh kıskançlıktan kâh prangalı yaşam kültüründen geliyordu. İnsanlar kendi isteklerini değil toplumun veya ailenin isteklerini yapıyorlardı ve kıskanıp negatif düşünceleriyle de yani pis ve çamurlu ayaklarıyla mahvediyorlardı kendi istek ve arzularının peşinden koşan, kendi çapında takılan insanların bahçelerini ve bu şekilde onları yargılayıp, infaz edip, birbirlerine şikayet ediyorlardı… Mutlu olamadıkları için mutluluğu herkese çok görüyorlardı…

Mutluluğu kıskanılan bir kadın olarak Derin, vazgeçişe girmeyecekti. Vazgeçiş topunu eline hiç almayacaktı… Demir’i özlemeye devam edecekti… Onunla sevişecekti onun olmadığı zamanlarda. Kıvırcık saçları yastığın üzerine dağılmış, elâ gözleri gözlerinde ve elleri tüm vücudunu ezberliyormuşçasına vücudunda gezdirdiği zamanları aklına getirerek…

okur

Yazar: chileksu

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum