DİZELERDEKİ ÇIĞLIKLAR: ŞİİRLER DÜNYASI

Bazen çığlıkların ruhunda yükselip gökyüzü ile birleşince kelimeler dudaklarında bir tebessümün izleriyle asılı kalır. Susarsın, ruhun dizelere izlerini bırakır. 
Beklersin, anlatamadığın anlamsız kelimelerin kendine dizelerinde bir yer edinir, fark edersin. Sen kimsin? Ruhun bedenin ile bütün, sessiz ve kimsesizsin. Sen varlığında bile yokluğunun olmasını kabul edensin. Kendi içinde bulamadığın o sonsuz hayatın akışını kelimelerin içerisinde arar, gömülürsün. Sen aslında, bir şiirin kimsesiz bir dizesinde asılı kalıp beraberinde gelecek dizeler ile bütünlük oluşturansın. Sen, anlamsızlığın içinde kaybolup kendi anlamının yerini dizelere sığdıran cümlelerin çığlığısın.

“ŞİİR MAVİ BİR GÖKYÜZÜNÜN AYDINLIĞI İLE KARANLIK BİR GECENİN ZİFİRİLİĞİNDEKİ SON ÇIĞLIKTIR. GECELERİN SESSİZLİĞİ, GÜNDÜZÜN IŞIĞIDIR.”

Orhan Veli’nin umudu, Necip Fazıl’ın iç dünyası, Özdemir Asaf’ın aşk tanımı, Edip Cansever’in siyah ile grisi, Cemal Süreya’nın aşk ile mutsuzluk çizgisi, Ece Ayhan’ın yalnızlığı, İlhan Berk’in çağırışımları, Nazım Hikmet’in ölüm ve yaşam arasındaki bağlantısı ve daha onlarca şairin tarifsiz hisleri edebiyatımızdaki dizelerde hayat bulmuştur. Şairler, şiirlere yön veren kişilerdir. Susmak bilmeyen dizelerin, içimizde dönüp duran düşüncelerin tercümanıdır onlar. Bir mutsuzluğun içindeki yalnızlık duygusu ile mutluluk içinde yer alan kalabalığın tanımının sınırını çizebilenler şairlerdir.

“Şiir, konuşma ile susmayı bir araya getirir.” demiştir Thomas Cariyle. Bazen dizelerin bir heyecanın ışıltısıyla konuşur, gözlerinin önünde doğurur o sevinç ışıklarını bazen de bir acının kimsesizliğine bürünür, çığlıklarını sessizliğine gömerek suskunluğu tercih eder. Şiir konuşturulmayı mı bekler yoksa susturulmayı mı? Kelimeler dizelerinde hayat bulurken, düşünceler zihnin tohumlarına düğümlerini bir bir bırakırken sen hangi dizenin satırında kayboldun? Anlatmak istediklerin ruhunda birikirken senin yön vericin hangi dizenin sıcaklığı oldu? Anlaşılmak mı istedin anlatmayı mı tercih ettin?

Bir duygu ararsın, o çoktan dizelerde kendine bir yer edinmiştir. Şiirler düşüncelerin birer yansımasıdır aslında. Zihnin bir düşünceyi kendi duygularında var eder. “Şiir, düşünceyi duygu haline getirinceye kadar yoğurmaktır.” der Yahya Kemal. Ne de güzel bir tanım ama değil mi? Düşüncelerin zihnin içinde değil duygularında kendini göstermek ister.

Mesela bir heyecanın ışıltısındaki dizeyi sana Ahmet Köse’nin cümleleri ifade eder.
“Bugün insanlardan öte
her şeyde bir canlanma görüyorum.
Ağaçlar daha bir dost savuruyor
dallarını,
rüzgar kaç zamandır görmediğim bir dost gibi
sarıveriyor
gözlerini, tenini
deniz
özlemden yeni sıyrılmış bir çocuk
bir sevgili sanki
akıveriyor kucağına.”

Ya da bir umudun çağırışını, yeni başlangıçların, hislerin dudaklarda bütünleştiren umut tebessümünü Orhan Veli dizelerinde şöyle dile getirmiştir;
“Çayın rengi ne kadar güzel,
Sabah sabah, Açık havada!
Hava ne kadar güzel!
Oğlan çocuk ne kadar güzel!
Çay ne kadar güzel!” 

Diğer bir yandan da umudun insan bedeninde doğa ile bütünlüğünü savunan ve eşsiz betimlemeleriyle bunu dizelerinde dile getiren Edip Cansever vardır.
“Bütün iyi kitapların sonunda
bütün gündüzlerin,
bütün gecelerin sonunda
meltemi senden esen
soluğu sende olan
yeni bir başlangıç vardır.”

Belki de şiirler aşk tanımını en güzel yansıtan aynalardır dizelerde. Aşk duygusunun kendi içinde tarifsiz sorular oluşturan, kendini çözmek için anlamsızlık içinde kaybolan dizeler en güzel Özdemir Asaf’ın dizelerinde nefes alır.
“Gece midir insanı hüzünlendiren,
Yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen?
Gece midir seni bana düşündüren,
Yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?”

Özdemir Asaf’ın sorularında kayboluşuna karşılık ise İlhan Berk aşk tanımının betimlemelerini dizelerinde şöyle ifade etmiştir;
“Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları.”

Aslında tüm olay da bundan ibarettir. Bazen kelimeler dizeler içinde çığlık çığlığa koşuşturup anlamını ararken sorular bütünleştirilir bazen de duyguların ışığında bir ayna dizelerde sana kendini göstererek anlamsızlığını gölgelendirip anlamını verir. Yalnızlık ve kimsesizlik duyguları da Cahit Sıtkı’nın dizelerinde kendi aynalarının birer yansımasını oluşturarak şöyle ifade edilir;
“Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan,
Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık
Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık.”

Kimi zaman yaşamın acımasızlığı insanı yerle bir ederek mutsuzluğa sürükler ve ölüm çığlıkları zihinlerde izlerini sürdürmüş olur. Depresif şairimiz Ümit Yaşar dizelerinde ölümü şöyle dile getirmiştir;
“Bitmişse
Kızıllığını avuç avuç içtiğimiz sefalar
Öğleler, ikindiler çoktan geçmişse
Bir akşamüstü garipliği
Sarmışsa her yeri
Güneş devrilmiş
Renkler solmuş
Sesler kesilmişse
Son kuşlar da geçip gitmişlerse ufuktan
Ve çiçekler
Bükmüşse boyunlarını dalgın dalgın
Bil ki olum saati gelmiştir.”

Kimi zaman da dizeler ölümün sonsuzluğuna ters düşer ve yaşamın mutluluk akışına kendini kaptırarak mutluluk ışıklarını anlatır kelimelerde. Bunun en güzel örneğini de umudun ve mutluluğun izleriyle birlikte dizelerinde kendine yer bulmuş Can Yücel vermiştir.
“Bu gün dünyayı istediğin bir renge boya

Rengârenk batan günü al karşına
Bir renk de kendinden kat
Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak
Kapat gözlerini bir hikâye yarat
Vazgeçme hissedilir biraz da sıcaklığını kat
Kalbindeki elleri bırakma sıkıca tut
Çünkü varlıktır sevgiye en güzel kanıt
Yalnızlığın saltanatını sür, sür ama
Birikmiş sevginden, herkese bir parça ver
Bir tebrik, bir arama bin umuttur insana
Mutlu yıllar, mutlu yıllar sana.”

İşte şiirler ruhun anlaşılmaz binbir izini dizelerinde yaşatır. Kelimeler toplar birbirini sonsuzluğa uzanır. Gündüzün aydınlığı yolunu çizer kimi zaman, kimi zaman da gecenin karanlığında gökyüzünde asılı kalan yıldızlar ışık olur düşünce izlerinin adımlarına. Sen her anında bir şiirin dizelerinde hayat bulursun aslında. Anlatmak istediklerin kelimelerde saklar birbirini bulmak istersin, yaşamak istediklerin bir dizenin yaşantısındadır aslında, seyredersin. Yolculuğun şiirler yolculuğudur.

Umudun, hayal kırıklığın, bir çocuğun içindeki heyecanlı ışıltın, bir ölüm acısının dibe vurduğu kimsesizliğin, bir aşkın hissi, bir gözyaşının sesi senin dizelerinin çığlıkları olsun. Bir dörtlük dudaklarının içinde kelimeler döndürsün birbirini. Emin ol, ruhun adım sesleri ile zihnin yankısını duyabileceksin.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

6 yorum

Yorum Yazın
  1. Ben yazıda kaybolmak istedim ve telefonumdan arka plan müziği açarak okudum. Çok keyifliydi. Kaleminize sağlık. Belki bunu söylemek haddim değildir ama başarılı bir yazı olmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.