belki benim payıma düşen ikinciliktir.

Kaynak belirtilmedi

Küçüklüğümden beri kelimelerle hep içli dışlı oldum. Bu, sonradan gelen bir lutüf değildi. İçimde vardı, içimdeydi. En başından beri.Katıldığım İstiklal Marşı’nı güzel okuma yarışmaları, Cumhuriyet Bayram’ı için öğretmenlerim tarafından yazmam rica edilen şiirler, türkçe derslerini çok sevdiğim sevgili öğretmenim M.’nin verdiği kompozisyon ödevleri ve öğleden sonraki kitap okuma saatleri. Yazmak için yaratıldığımı biliyordum. Yazabildiğimi, bu konuda birçoğundan daha iyisi olduğumu hatta bazen ‘en iyisi’ olduğumu biliyordum. Görüyordum.Kelimelerle aramda bir bağ vardı, zihnimde dönüp duran senaryolar  ve yazılmayı bekleyen karakterler. Üzerine notlar alınan, defalarca değiştirilen, üstü çizilen tüm o kelimeler ve hikayeler…Hiç içime sinmezdi, ilk cümlenin her zaman ‘en iyisi’ veyahut ‘en mükemmeli’ olmasını isterdim. Çarpıcı olmalıydı, cezbetmeliydi, ilk görüşte kendine bağlamalı ve geri kalanını okuma isteği uyandırmalıydı. Tekrar tekrar üstüne düşünürdüm, tekrar tekrar değiştirirdim. Hayalimde belli başlı uygulamalarda yazıp da okunan kişiler gibi olmak vardı. Okunmak istiyordum, yazdıklarım okunsun istiyordum. Bölüm bölüm işlenen olaylar silsilesinde kendi dünyamı yaratmak istiyordum.Bu istek hep içimde oldu ancak o bölümler hiç tamamlanmadı, tamamlanamadı.Mükemmeliyetçilik ve takıntı ilerlemenin önüne geçtiğinde, halen ilk cümlede, ilk satırda, ilk paragrafta sıkışıp kaldığımı fark ettim. Sonra ne oldu bilmiyorum, liseye geçtim ve yazmak benim için daha az sıklıkta yaptığım bir eyleme dönüştü.Edebiyat dersleri için yaptığım kitap yorumlamaları, proje ödevi olan şiir okumaları ve kompozisyon ödevleriyle sınırlı kaldı. Farkında değildim ve bilmiyordum ancak liseye geçmek birçok şeyi değiştirip alt üst etti. Ve alt üst olacak her şey yazılacak birkaç sayfadan çok daha fazlaydı.Kurgularımı ve karakterlerimi rafa kaldırdım, terk ettim uzunca süre, hala da dönmüş sayılmam.Mükemmeli istiyordum, bir çocuk hikayesi yazmak istemiyordum, beğenilecek ve takdir görecek bir şey istiyordum ve bekliyordum kendimden.Sonuç olarak o hikayeler hiç tamamlanmadı, ödevler için yazdıklarımdan bazılarını ise öğretmen dosyaları arasında kaybedip yitirdim.Şimdi ise sadece kendi iç dünyamı, hissettiklerimi, yaşadıklarımı aktarıyorum birer birer. Burası benim için bir dijital günlük. İnsanların kelimelerimi görmesi, geri dönütlerde bulunması beni mutlu ediyor. Hala okunmak ve görülmek istiyorum. Burada sadece yüzeysel, sırlarımı barındırmayan kısımları üstü kapalı aktarıyorum, daha özellerini ise ajandama yazıyorum. Pinterestte ‘sad quotes’ isimli bir panom var, oraya estetik ve depresif sözlerden oluşan güzel gönderiler kaydediyorum ve sosyopix aracılığıyla çıkartıp ajandamı bunlarla süslüyorum. Bazen o minik karelerde yazan birkaç kelime bana ne yazacağım veya nasıl başlamam konusunda yol gösteriyor. Çıkartmalarım var, tarot kartları ya da çiçekler gibi. Genelde yazılarımı bitirince sayfaları bunlarla süslüyorum. Tarot kartlarına dair sevdiğim bir detaydan bahsedeyim, yapay zekadan o an hissettiğim hislerin tanımına uyan tarot kartını, kartlarım arasından seçmesini istiyorum ve mutlaka anlamlarını yanına yazıyorum. Sembolik anlamları kullanmayı seviyorum. Belki cesaret eder de ufak tefek şeyler kurgularsam burada paylaşabilirim, öykü gibi. Açıkcası diğerleri gibi daha çok insandan dönüt almak, daha çok okunmak isterdim. Ne paylaştığım fotoğraflar ne de yazdığım yazılar beklediğim ilgiyi görmüyor. Bazen düşünüyorum da benim payıma düşen her daim ikincilik mi acaba? Kaç kelime yazarsam yazayım buradaki gösterge beni hep ‘kötü’ gösteriyor. Kötü olmak istemiyorum, kötü görünmekte. Ama belli ki, yetemiyorum.Belki hiç yetemem, bilemiyorum. Şimdilik diyeceklerim bu kadar, eğer bu yazının sonuna kadar geldiyseniz ve bir fikir belirtmek isterseniz her zaman beklerim.

dipnot : instagram, everyghostinme

shirasword
drifting away
Önceki
What to Expect from Student Accommodation in the UK: Facilities, Safety & Cost

What to Expect from Student Accommodation in the UK: Facilities, Safety & Cost

Sonraki
The Ultimate Guide to Afro, FUE, and DHI Hair Transplant Techniques

The Ultimate Guide to Afro, FUE, and DHI Hair Transplant Techniques

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.