Okullar Bizi Neye Hazırlıyor?

Ülkemizde, ebeveynler için ders notunun neredeyse her şeyden önemli olduğuna dair bir inanç sistemi söz konusu. 

Bu sistem, düşük notu olan insanı başarısız, yüksek notu olan insanı ise başarılı saymakla yetinmeyip, düşük olan insana bir takım cezalar verip, yüksek olanı ödüllendiriyor. İş bununla da bitmiyor ve düşük olan insanlar, özellikle akraba önlerinde rencide ediliyor. 

Bu görüşün tamamıyla karşısında olmam ile birlikte, saçma olduğunu da düşünen bir insanım.

Ders başarısı, yalnızca akademik bir başarıdır ve sanıldığı kadar ön planda olması gereken bir başarı değildir. Çoğu insan bu söylediğim şeye kızacak farkındayım. Çünkü ülkemizde raylar çoktan hazırlanmış ve vagonlar da doldurulmuş. Aileler, girişimci olmak isteyen çocuklara, sanki günah işlemiş gibi bakıyor.

Halbuki ne kadar güzel, o çocuğun bir şeyleri yapmak için fikir üretebilmesi. Destek verilip arkasında durulması gerekirken, aile içinde veya arkadaş ortamında çocuklarını rencide etmeleri ile sonuçlanıyor. 

Eğitim sistemi ise, bize patron olmaya değil, çalışan olmaya hazırlıyor. Öğretmenlerin anlattığı konuları dinleyip, sınavlara bu konular üzerine çalışarak hazırlanıp, bir de üstüne üniversite sınavı için de ciddi bir hazırlık yapmamız gerekiyor. Netice de okumuş bir işsiz olmak, lise terk bir işsiz olmaktan daha hoş geliyor kulağa.

Okul, bir fabrika gibi aynı. Aldığımız maaş ders notumuzun gelecekteki karşılığı iken, öğretmenleri usta başlarına ve müdürleri ise büyük patronlara benzetebiliriz. 

Çalışan olmaya hazırlıyor dedim evet, lakin sadece bu da değil. 

Girişimci, yatırımcı, deneme yanılma ile bir yol bulmak isteyen gençlerin içlerindeki şevki de yok ediyor okullar. Hiçbir zaman bitmeyecek bu biliyoruz.

Bu insanlar değişmeyecek ki ben de kimsenin değişmesini istemem. 

Toplumda bazı şeylerin farkında olmayan insanların da olması gerek ne de olsa . 

Aksi takdirde çarkı döndürmek zor olur her insan için. Özellikle de öğretim elemanları icin

Ha haklarını yemek istemiyorum. Bazı öğretim elemanları, işinin ehli ve gerçekten gençleri doğru yola sokabilecek tecrübe ve zekaya sahip. 

Öyleleri, ülkenin aydın olan kesiminin  arasında. İşçi olmak elbette kötü bir şey değil. Aksine gurur verici. İşçinin olmadığı hiçbir fabrika da işler yürümez. Bu oldukça basit bir denklem.

Sadece, bazı genç ve orta yaşlı simalar işçi olmamalı. Yanlış konumlandırma, fabrika batırır. Bu insanlar el becerisine değil, parlak zihin ve düşünce yapısına sahip. Farklı bir yerde olmaları gerekiyor. 

Talih kuşunun şansa başınıza konmasını beklemeyin, sizi seçmesi için çalışın, çabalayın.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.