Bakan mı Siyasetçi mi? Karşımızda Süleyman Soylu

Bugün yine önemli bir konuğumuz var. Sayın Süleyman Soylu. Bu ismin her birimizin üzerinde yarattığı hissiyat farklı biliyorum. Bazılarımız sayın Soylu’yu çok seviyor ,adeta Soyluizm ideolojisi oluşturup destekliyor. Sağ ideoloji içerisinden gelmesi,radikal milliyetçi söylemleri ve icraatları. Soylu’yu sevenler için bu sebepler oldukça yeterli. Sevmeyen tarafın da kendilerine göre oldukça güçlü sebepleri var. Fazla militarist duruşu, bazen hakarete varabilen söylemleri , muhalefet partilerine karşı oldukça katı muamelesi gibi sebepler kendisine tamamen karşı olan bir tarafın ortaya çıkmasına sebep oldu. Bahsettiğimiz kişi bürokrat olmasına karşın, içerisinde ki siyasetçiliği ve Demokrat Parti den gelen liderliği bırakamayan, her sözüyle gündem olmayı başaran,istifa edince insanları sahaya dökebilen ender kişilerden işte karşımızda Süleyman Soylu…

Evet kısa bir Soylu bilgilendirmesinin ardından asıl olarak eleştiri-övgü şeklinde yapacağımız değerlendirmelere geçelim. Evet insanın Sayın Süleyman Soylu’yu yazarken içinde bir şüphe oluyor. Acaba dava açar mı? Şeklinde bir hissiyat olmuyor değil. Ama biz burada kimse hakkında hakarete varan cümleler asla kullanmadık ve kullanmayacağız da . Sadece kendi perspektifimizden gündemde ki politik ve ekonomik olayları değerlendiriyoruz. Süleyman Soylu yine meclis bütçe görüşmelerine damga vurdu. İçişleri bakanlığı kariyerinden itibaren iktidar partisi seçmenlerinin göz bebeği Soylu. Radikal milliyetçilik tavrı ile adeta terör örgütlerine kök söktürme gibi bir davası var. Bütçe görüşmelerinde de yine azılı düşmanı Hdp ile karşı karşıya geldi. İçişleri bakanlığının bütçe görüşmesi aniden Soylu-Hdp kavgasına döndü. Süleyman Soylu yine Hdp ve milletvekillerini bir terörist edası ile haşladı dersek yeridir. Uzun bağırışlar ile geçti bütçe konuşması. Gerektiğinde hakarete varan cümleler de kurdu taraflar birbirlerine. Bu özetleri neden geçtiğimi anlatmaya geldi sıra. 

Bakan mı Siyaset aktörü mü?

Süleyman Soylu belli hatalarından bir çoğu bu yukarıda anlattıklarım.Bir devlet görevlisi bakan olmasına rağmen gerektiğinden çok fazla siyasetçiler ile haşır neşir olması. Adeta bir seçim çalışması gerçekleştirir gibi muhalefet parti liderlerine çok sert şekilde eleştirebiliyor. Yerel seçimlerinde normalde bakanın bir siyasi partinin tarafında olup çalışmalarda bulunması çok yanlış. Parti devleti şeklinin bir örneği bu. Siyasi parti adaylarını teröristliğe varan tanımlamaları da var. Devletin bakanı olmasın rağmen saf milli iradeye sert,katı ve ayrıştırıcı dil kullanması bir devlet bakanın da pek görmediğimiz özellikler. Devlet yapısının birleştirici olması gerekirken bir bakanın muhalefete hakaret etmesi normalde karşılaşamayacağımız şeyler. Bu konu başlığının açma sebeblerimden biride bu. Sayın Soylu evet iktidar seçmeni tarafından çok seviliyor olabilir,siyasi tespitleri ve propagandaları güçlü olabilir ama bunlar bir siyasetçinin özellikleri. Bir bakan birleştirici olmalı,sert ve kin dili kullanmalalı,yerel seçimde bile parti için propagandaya katılmamalı. Evet Soylu içişleri bakanlığı yapısında özellikle güvenlik faaliyetleri açısından gayet iyi hamlelere imza attı. Terör yapısına güçlü darbeler indirmeyi de başardı. Ama içinde ki siyaset hırsı,milliyetçilik sevdası onu bakanlıktan çok daha başka bir yere çekiyor. Başlıkta da dediğim gibi Sayın Soylu’nun bir tarafını belli etmesi lazım. Kendine göre Soylu, Cumhurbaşkanına tabi. Hatta geleceğin sağ blok genel başkanı olarak görülmesine rağmen Erdoğan ‘dan sonra siyaset yapmayacağını söylüyor. Ben buna kesinlikle inanmıyorum. Bu kadar radikal söylemlerin,parti içinde kendi tabanını oluşturma çabasının, Türk halkının zayıf noktası olan milliyetçiliği iyi ve sürekli kullanmasının kesinlikle gelecek planlarının bir hazırlığı olduğu kanatindeyim. Normalde hiçbir bakanın ismini seçim propagandalarında duymuyoruz.

Soylu meydanlarda inmiyor

 Peki neden Süleyman Soylu siyasetçi olmamasına karşın her seçimde meydanda? İki nedeni olabilir: Ya meydanlarda ki propagandası ve radikal söylemleri ile iktidar tabanının zihninde kalıcı olup gelecekte genel başkan olma hayali, ya da kendi siyasi manifestosu içerisinde gelecekte kendi partisini kurma isteği. Evet Soylu bir bakandan çok daha fazlası. Siyasetçi,asker,polis,milliyetçi,Hdp düşmanı… O yüzden başlıktan belirttiğim gibi bence Soylu’nun kendine artık bir kimliği seçmesi lazım. Ya bu söylemlerin arkasında durup kendi ideolojisi ile bir siyasi yola çıkmalı siyasetçi olmalı , ya da siyasi çekişmeleri ,seçimlerde iktidar lehine propagandaları bırakıp ve o çok ama çok sert eleştiri dilini bırakıp adı sadece Bakanlığının icraatleriyle duyulan başarılı Bakan olup kariyerine devam etmeli. Şuan için ikisinin karması şeklinde devam ediyor yoluna Soylu. İleride Akp’nin durumu ne olur, seçimler ne gösterir bilinmez ama Sayın Erdoğan siyaset sahnesinden ayrıldığı anda Süleyman Soylu’nun siyasetçi kimliğe bürünüp Akp’nin yeni lideri olmak için elinden geleni yapacaktır. Peki Soylu içindeki siyaset ve liderlik aşkına dayanamayıp siyasete dönerse neler yapabilir? İktidar olabilir mi? Bu konu başka bir yazının konusu olsun o zaman…

Evet adına bir tarafın şiirler,bir tarafın tasvip etmesekte hakaretler yazdığı Sayın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu değerlendirdik. Sayın Soylu’ nun hangi kimliğe bürüneceğini tartıştık. Bakan olarak mı kalıcak , yoksa içinde ki liderlik ateşine dayanamayıp siyaset sahnesinde aktör mü olacak? Bu soruya uzun uzun cevap aradık. Bu sorunun cevabı için benim görüşüm satırlar arasında yer alacaktır. Ama kesin bir cevabı bize sadece ama sadece zaman gösterecek. Esen kalın…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.