Aşk’ın Gerçek Hali: “AŞEKA”

Tecrübe edilmesi zor bir şey yaşanır hayatta ve yalnızca bir kez bunun olup biteceğini bilmeden fütursuzca tüketilir o anlar. Evet, bahsedilen terim, sizin de fark ettiğiniz üzere aşk, kelimelerin ifade kuvvetine dayanarak konuşmaların yapıldığı bu zaman diliminde mutlu olmayacağınızı bilmenizi isterim.

Geriye dönüp baktığınızda, yani aşk dediğiniz duyguların kalbinizi çevrelemediği anılara, bu his yabancı gelecektir sizlere. Bu yeni deneyim her ne kadar adını koyamadığınız hislerle size gelse de siz onu hiç bırakmak istemeyeceksiniz.

‘Aşk’ kelimesinin etimolojisini incelediğinizde Arapça ‘aşeka’ sözcüğüyle karşılaşmanız olasıdır. ‘Aşeka’nın anlamı ağacı kurutan sarmaşık. Yani diğer bir ifadeyle bir bitkiyi içten içe yok eden bir kurtçuk.  

Hadi, ‘Aşeka’dan yola çıkarak aşk kavramına bir bakalım. Franz Kafka örneğin, Milena onun için ne ifade ediyordu, ölümcül hastalığına karşı onu ayakta tutan bir gücü mü yoksa hastalığının onun sevgisine engel olacak bir özgüven kaybını gözlerini açtığı her sabah ona hatırlatmasını mı? Bana kalırsa Kafka hayata yönelik sevincini beslediği platonik aşklardan alıyordu.

Kafka’yı bırakıp başka birinden bahsedelim. Sylvia Plath, hislerinin esiri olarak bu dünyadan göç eden unutulmaz şair.  Büyük bir aşkla evlendi, şiirleri evliliğin ardından edebi açıdan daha da güçlendi. Ancak belli bir süre sonra kocası İngiliz şair Ted Hughes’ın onu aldattığı inancıyla 2’nci katta odalarında uyumakta olan çocuklarının yanına süt ve kurabiye bıraktıktan sonra odalarının kapısını da içeri gaz girmeyeceğinden emin olmak üzere bantlayarak kapattı ve kafasını fırının içine sokarak intihar etti.

Bana göre aşk, herkeste benzer etkileri yansıtsa da kalplerin bu hissi yorumlayış biçimi her zaman aynı özellikleri taşımıyor. Kimi zaman zayıflatan bu his, kimi zaman güçlendire de biliyor. Şair Ahmed Arif bu doğrultuda çok güzel bir örnek değil midir? Sevdiği kadın Leyla için başka bir adamla evlendiği o düğün gününde bile şiir yazıp göndermiş, mısralarında karşılıksız gelişen bu duyguların kendisine yettiği, Leyla’nın varlığının ve ona yazdığı birkaç mektubun ömrü boyunca kendisine yeteceğini söylemiş Arif.

Aşk, insanın geçmişini geleceğinden ayırır ama iyiye dönük ama kötüye dönük. Fakat her şeye rağmen yaşanılası bu hisleri karşılayacak zarafete sahip insanların aşkı deneyimlemesinin dünyayı güzelleştireceği inancındayım. Umarım bir gün masumiyet kazanır.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.