Sultan Vahidettin Ülkeyi Niçin Terk Etti ?

600 yıldan fazla hüküm süren Osmanlı Devleti’nin son hükümdarı VI. Mehmed Vahidettin, Kurtuluş Savaşı’nın başarı ile sonuçlanması üzerine itilaf devletleri ile birlikte hareket ettiği ve Kurtuluş Savaşı’na destek vermediği gerekçesiyle meclis kararı ile 1 Kasım 1922 yılında saltanatın kaldırılmasıyla birlikte tahtından indirildi.

Osmanlı Devleti’nin 36. hükümdarı olan Sultan Vahidettin artık padişah değildi ve sadece halifelik unvanına sahipti. Sultan yaşanan bu olaylar ve dönemin koşulları gereği İngiltere desteğini alarak ülkeyi terk etti. 16 Kasım 1922‘de Sultan Vahidettin Malta’ya gitti. Vahidettin’in İngiltere’nin desteğini alarak ülkeyi terk etmesi tartışma konusu olmuştur.

Peki , Sultan Vahidettin ülkesini niçin terk etti ?

O dönemde Vahidettin’in İngilizlerle ilişkilerinde başlıca konu şahsi güvenliğinin sağlanmasıydı. Bu konu Milli mücadelenin başarıya ulaşmasından sonra daha fazla önem kazandı ve İstanbul’da kalıp kalmaması tartışılmaya başlanmıştı. Gelişen tüm bu olaylar neticesinde Sultan İngiltere’ye sığınma talebinde bulundu. Kendisi olayı şu şekilde ifade eder ;

 ‘‘Her tarafı istilá eden inkılap ve ihtiras içerisinde bunaldım. Bana teklif edilen şekildeki hiláfete ne karşı koyma, ne de baş eğme imkánı görmeyerek kamuoyunda sükûn ve durumda açıklık belirinceye kadar tehlikeli bölgeden geçici olarak ayrılmaya karar verdim. Gitmekle, vekili olduğum şánı yüce peygamberin yaptığını yaptım, kaçmadım, hicret ettim.’’

Elbette ki Vahidettin, sahip olduğu her şeyi geride bırakarak vatanı terk etmek gibi önemli bir kararı birdenbire almamıştı. Herhangi bir olumsuz durumda İstanbul’dan ayrılma fikri öteden beri Vahdettin’in kafasının bir köşesinde yer bulmuş, gün geçtikçe olgunlaşmıştı. Bu karar belli bir sürecin sonunda verilmişti. 

Vahidettin, baştan sona karşı olduğu millî hareketin başarıya ulaşması durumunda kendisinin akıbetinin ne olacağı konusunu birkaç defa İngilizlere açmış ve gerek Damat Ferit aracılığıyla gerekse bizzat yaptığı görüşmelerle nabızlarını yoklamıştı. İngiltere’ye gitme konusundaki ilk teklif 30 temmuz 1919 yılında Damat Ferit’ten gelmişti. Yapılan bu görüşmede İngiliz Yüksek Komiseri Mr. Hohler ile görüşen Damat Ferit, kendisinin iktidardan ve Vahidettin’in tahttan ayrılmaları durumunda emniyetlerinden endişe ettiğini dile getirerek İngiltere’nin bu hususta kendilerine yardımcı olup olamayacağını sormuştu. 

İstanbul’dan ayrılmaya kesin karar veren Vahidettin, 6 Kasım 1922’de Sir Horace Rumbold ile üç buçuk saatlik bir görüşme yaptı. Görüşmede ayrılma kararının kesin olduğunu bildiren Vahidettin, “Bir avuç asi” olarak nitelendirdiği Mustafa Kemal ve milliyetçilerin kendisinden onlara boyun eğmesini istediklerini bildirdi. Şahsını feda etmeye hazır olduğunu ancak şeref ve haysiyetine hiçbir surette halel gelmesine müsaade etmeyeceğini belirtti.

ŞAHBABA

Murat Bardakçı’nın titiz bir araştırmayla topladığı ve bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmamış belgelere dayanarak kaleme aldığı Şahbaba isimli eseri sadece sultan Vahidettin’in değil, ailesinin ve yakın çevresinin de hikâyesini anlatmakta.

Murat Bardakçı bu eserinde kendi yorumundan daha ziyade çeşitli kitaplardan yaptığı alıntıları kullanmış, özellikle de sultan Vahideddin ve kızı Sabiha sultan arasındaki yazışmalardan, günümüze ulaşan mektuplardan yararlanmış ve onlardan yola çıkarak yaptığı tespitleri  paylaşmıştır. 

Kitap bir kesimin beklediği gibi Sultan’ı göklere çıkarmıyor ya da diğer bir kesimin beklediği gibi vatan haini ilân etmiyor; eser, padişahın insâni yönlerini, güçlü ve kararlı bir tutum sergileyememesini fırsat bilen kişilerce düşürüldüğü durumları o devri görüp yaşamış kişilerin hatıratlarından alıntılarla okuyucusuna aktarıyor.

Kitap, bizzat Sultan Vahidettin’in hatıralarında alınmış olan ‘’ … Facialara ve olaylara kalkan olamadım ise de , paratoner vazifesi gördüm. Bütün musibetleri üzerime çektim… Kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım’’ sözleri ile başlamakta. 

Belgelere dayalı olarak yazılmış olan bu eser en azından şimdilik en doğru ve güvenilir bilgilerin alınabileceği bir kaynak olarak görülmekte. Tarihi tek yönlü ve taraflı değerlendirmek sağlıklı sonuçlar elde edilmesinin önüne geçmektedir. Tarih ancak okunarak, araştırılarak ve belgelere dayanarak ifade edilmelidir. Vahidettin birçok hatırasında kaçmadığını hicret ettiğini ifade etmiştir. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil hoca ise bu konudan ; ” Mustafa Kemal de Vahidettin’in gitmesini istemişti, eğer gitmese yüzde yüz öldürülecekti. Vahidettin’in yurtdışına çıkmış olması Cumhuriyet’i kuracakları rahatlatmıştı.” şeklinde bahsediyor. 

Ayrıntılı bilgilere ve kaynaklara ulaşmak isteyenler için ; 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.