Aidiyet

Aidiyet

Aidiyet

Son günlerden insanlar aidiyet duygusunu arıyor. Evlerinde, metroda, sokakta, evcil hayvanlarda, eski müziklerde, erkekte, kadında, aramızda… Ama bunun öncesinde içinde. Daha önce birine veya bir şeye ait hissetmeyen insanlarla dolu etrafımız. Peki biz neden ait olmak isteriz. Bu soruyu geçen metroda düşündüm. İnsan kendi kendine de yaşayamaz mıydı. Birine bir şeye ait olmadan sadece kendine ait olarak. Cevap veremedim kendime. Sonra etrafıma bakındım. Bir çocuk annesinin kucağında. Annesine ait. Tutmuş ellerini bırakmıyor. Ait olmak için ona karşı sonsuz bir güven duyuyor. Annesinin onu bırakmayacağına inanıyor. Bir köpek aidiyet duygusunu en iyi anlatacak canlı belki de. Koşulsuz bir sevgi.Ama ya sevgili. Bir gün seni bırakıp gidecekse o zamana kadar yaşadığın o korku beni bir gün terk edecek korkusu. Ait hissettiğin kişinin “Bir gün beni bırakacak mı?” diye düşündüğün bir korku. Bu korkular aslında kendimize karşı çıkışımız. Biz kendimize aitiz. İlk önce kendimiz gibi hissetmeliyiz. Kendimizi kabullenmeliyiz. Ne zamanki kendimizi kabul ederiz. İşte o zaman bir yere aitiz…

okur

Yazar: Rosen tagbuch

Veteriner hekimlikte okuyan hayattaki sorunlarını egosuyla yıkmaya çalışan ama bunu yaparken çok yorulan gelgitleri olan ama her zaman dik durmayı başaran güçlü bir kız

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum