AĞLAMAYI UNUTAN GÖZLER

Gözlerimdeki yaşların benden gittikçe uzaklaştığını duyumsuyordum. Onca koşuşma arasında gerilmiş benliklerin tiz çığlıkları çarpıyordu kulaklarıma sessizce. Duyamadığım hüzünlerin kederi vardı üzerimde. Uçmak, yeterince uzağa uçmak mümkün mü? Hayat yetmeyince insana kaçış hep insanlıktan mı? Limanda unutulmuş bir geminin dalgalar karşısında gidip gelişini andırıyor tüm bunlar bana. Yürüdükçe büyüyorum, büyüdükçe anlıyorum; o gemiler hiçbir zaman demirlenemedi limanlara. Ne liman kabul etti gemiyi ne de deniz. Adımlarım hızlandıkça beynime vurulan yumrukların, görünmez ağrısı belirginleşiyor. Hasta değilim, sadece bu yüzyılda yaşamanın çaresizliği içinde adımlarım benden kaçıyor.

Bu saatte bu sokak başında öldürürsem mesela mağdur bir 21. yüzyıl insanı olacağım sadece. Sokaklar karardıkça coşan bir kesim var, kestikleri tek şey üç kuruşa yaşayıp beş kuruşa öldürülen hasta bedenler toplumu. Düşünceler dünyasından uzaklaşmak isterken, bitmişliğin ağrısına yakalanma korkusu var üzerimde. Ben bensizliğin kıyısında vuruluyorum, dünya biraz daha kararıyor öldürülen henüz konuşamayan biri olunca. İnsanlığımdan emin değilim, vicdanları çalan kimse kimsesiz kalmış bir çağa gebe. Ölümün sıradanlaştığı ve günlük hayatın rutin sorumsuzluklarından biri olmaya başladığı anda bir tutam zeytin dalını yaktık insanlık karşısında.

İlk önce kaybedilen neydi? Kuşların kanadına tutsak ettiğimiz özgürlüğümüz mü, yoksa çocuksu neşemizden doğan umudumuz mu? Biz hangi çağın tutsaklarıyız? Karanlık çağların aydınlıkları bile fazla bize. Zihinlerde öldürdüğümüz değerler fatihamızı okumayı beklemedi bizleri gömmek için. Duaların içinde kör edilen toplumların değersizleşen bireyleri olmayı ne zaman kabul ettik?

Para içinde yüzenlerin havuzuna su taşıyan bir halkın kamburu var üzerimizde. Ağlamayı unutan birinin bitik umut toprağında yeşermez artık insanlık. Bize yeni bir dünya gerek, üzerinde nefes alabileceğimiz ve yeşerecek gücümüz olan bir toprak, adaletsizliğin, liyakatın olmadığı bir dünya. 

Ağlamayı unutmuş gözlerim çünkü tutsak tüm sözlerim…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.