Başarı?!

Başarı?!

Başarı?!

Bu sabah kendi kendime “Başarı Nedir?” sorusunu sordum. Bunu sormamın nedeni uzun yıllardır iş hayatının içindeyim. Nedense bugün kendimi bütün bu iş hayatımın içinde başarısız olduğumu hissetim. Araştırmaya başladım. TDK sözlüğünde başarı: “Kişinin yetenek ve yetişmeye bağlı olarak gösterdiği ansal ya da eylemsel etkinliklerinin olumlu ürünü, bir işi istenilen biçimde bitirmek, elde etmek, istediğini bulmak.” olarak açıklanmaktadır. 

Başarı hayatımızın bir bütününde değil, yaptığımız eyleme göre değerlendirilen bir konu. O zaman kendime “hangi konularda başarılı oldum” sorusunu sormaya başladım. Ben bir işte başarılı olabilmem için o işin tamamen bana ait olması, karşımdaki insan güvenmeli ve yol-yöntemini bana bırakarak benden sonuç istemesi ile başarılı olabiliyorum. Ama iş hayatında maalesef ki bu mümkün olmuyor. Mutlaka o -meşhur laf var ya – takım çalışmasına yatkın- takımla çalışmak zorunda bırakılıyorsun. O zaman benim gibi beyni çalışanlar bunu algılayamıyor ve başarısız oluyor. Örneğin, ben ilk iş hayatına atıldığım bir holdingde (Türkiye’nin sayılı ilk 3 holdinginden biri) spor grupları oluşturuluyordu. Ben de voleybolu çok sevdiğimden o takıma yazıldım. Ancak, grup çalışması bana göre olmadığını anladım. Daha sonra tenise başladım. Tam 4 sene her cumartesi ve pazar günleri hocamla tenis oynadım/öğrendim. Teniz oynamak beni çok mutlu etmişti. Çünkü, kendi kararımı vermek, doğru kararı da yanlış kararı da kendim verip, öğrenmek benim daha çok hoşuma gittiğini/geliştiğimi anladım. Demek ki ben grup çalışmasına yatkın değildim ve başarısız oluyordum. Ama bireysel olarak yaptığım işlerde başarılıydım. 

Başarının kaynağının motivasyon, yeterli miktarda hırs, istek, donanım ve bilgi olarak sayabiliriz. Önemli olan da kendi becerimizin ne olduğudur. Yani kendimizi iyi tanımak gerekmektedir. Ama bazen öyle konular var ki bunları değiştiremiyoruz. Örneğin benim şu an çalıştığım işimdeki kendi yeteneklerimin gösterilmesine fırsat verilmemesi gibi. Diyebilrisiniz ki işini değiştir. Birçok iş başvurusu elbette yapıyorum. Sonuçta hedefime ulaşacak yeri bulmalıyım. Ama henüz geri dönen yok 🙂

Bazı insanlar da başarıyı huzurlu, mutlu, sevgi dolu bir yaşam sürmek olarak kabul eder. Evet bu düşüncede elbette doğrudur. Hepimizin doğrusu kendimize göre değişir. Özel anlamda düşünürsek, iyi bir evlat olduğumu düşünüyorum. Sevdiğim insanları düşünür, sıkıntılarında elimden geldiğince yardım etmeye çalışırım. Güzel bir olayda onlarla sevinirim. Özel hayatımda istediğim-sevdiğim insanları biriktirdim. Güzel bir aileye sahibim, huzurlu bir aile hayatım var. Bunlar hep mutluluk. Başarı değil şans bence. 

Peki şöyle bir soru sorarsak doğru olur mu: “Beni ne mutlu eder? Bana göre doğru soru bu. Başarıyı genel olarak değil de eylemlerimize göre aramalıyız bence. Örneğin, yoğun bir haftadan sonra hafta sonu gelir, evde kalırsın. O güne kadar yapmadığın bir yemeği yaparsın. Yemek enfes olur. Bana göre işte bu başarı ve lezzetli yapılan o yemeği yemek de mutluluktur. Ya da işte bir projenin bitirilmesi gerekiyor. Ama neresinden başlayacağını bilemezsin. Sonra o projeye başlarsın, bir de bakmışsın bitmiş ve teslim etmişsin. Geri dönüşü olumlu olmuş. İşte bu başarıdır ve olumlu geri dönüşünün verdiği huzur mutluluktur. 

Herkese dünya kadar mutluluk diliyorum.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.