in ,

Acılara Tutunmak: Acı Çekmenin Özgürlüğü

Acılara Tutunmak: Acı Çekmenin Özgürlüğü

Acı çekmek veya mutlu olmak insanın hayata dair hissettiği, hayatta olduğunu hatırladığı en değerli duyguları aslında. İnsanlık iyiliklere tutunarak, güzel bakarak hayatı daha anlamlı yaşayabilir. Fakat aynı şekilde insan, acılara tutunarak da hayatını daha anlamlı kılabilir. Bu yazıda işte bunu arayacağız: Acılara Tutunmak

İnsanlık bütün hayat seyri boyunca acı veren, bunaltan, travmatik etkiler oluşturan birçok olayla devamlı karşı karşıya kalır. Sevdiğin insanın kaybı, hastalık, ayrılıklar vs. birçok dert peşini bırakmaz. Hatta öyle olaylar vardır ki acı çekmek için illa bizim bizzat yaşamamıza da gerek yoktur. Bunun için televizyon karşısına geçip haberleri izlememiz ya da sosyal medyada bir tur gezinmemiz yeterli olacaktır.

İnsan, dünya hayatında bu kadar acı varken kaçma eğilimi gösterir. Ona haz veren her şeye tutunurken, acıdan daima kaçmaktan yanadır. Günümüz modern dünyası da bu eğilimi kamçıladıkça kamçılamıştır. Artık o kadar haz duymaya odaklanmışız ki acı verebilecek, bizim canımı sıkacak her şeyden kaçıveriyoruz. Televizyonlarda gördüğümüz acı haberleri gördüğümüz anda zaplıyoruz, tweetleri atlıyoruz. Ölümlere bir istatistik değermiş gibi davranıyoruz. Sanki böyle yapınca her şey güllük gülistanlık olabilirmiş gibi düşünüyoruz.

 

Acılara Tutunmak: Acı Çekmenin Özgürlüğü

Acıyı Hayata Buyur Etmek

İnsana en temelde acı veren şey ölümün varlığıdır. Ölüm, çocukluğumuzdan itibaren fark ettiğimiz ve bizi içten içe rahatsız eden bir acıdır. Aslında ölümün acısı insan doğduğu andan biri onunladır. Bu yüzden insan ölümlülüğüyle yüzleşmekten korkuyor. Hâlbuki “Yaşamı kucaklamak kaçınılmaz olan acıyı, kaygıyı ve suçluluğu varoluşun ayrılmaz bir parçasıymış gibi buyur etmeye cüretle olur” diyor Emmy van Deurzen. Hayatı anlamlandırmanın yolu kaygıdan, acıdan, ölümden kaçmak değil, onu en iyi şekilde buyur etmektir.

Ölümü fark etmediğimiz sürece hayatı tam manasıyla çözemiyoruz. Kendi ölümümüzün bir gün geleceğini bilmek bizi daha fazla harekete geçirecek, daha fazla sevmemizi sağlayacak, yani daha çok yaşamamıza olanak sağlayacaktır. Araştırmacılar hastalık, kaza ya da doğal afet gibi şeyleri atlatmış insanlarla görüştüklerinde pek çoğunun hayatlarına dair, amaçlarıyla ve kendileriyle daha açık bir bilince ulaştıklarını ve hayata dair daha berrak bir kavrayış edindiklerini söylemişlerdir. Acılarıyla büyümüşler ve gelişmişlerdir, travmalarıyla iyileşmişlerdir.

Acı Çekmek Özgürlüktür

Hasan Hüseyin Korkmazgil’in muhteşem Acılara Tutunmak adlı şiirinde de dediği gibi: ‘‘Acı çekmek özgürlükse özgürüz ikimizde.’’ Aslında hayatın anlamına yaklaştıkları için özgürleşmişlerdir de. Kendilerini kaçmaktan kurtarmış ve hayatın gerçekleriyle berrak bir yaşama atılmışlardır. Yazar ve Psikiyatrist İrvin Yalom “Nasıl yaşayacağımı bilebilmek için bunca zaman, kanser vücudumu sarıncaya kadar beklemiş olmam ne acı!” diye hayıflanan kaç kişiyle karşılaştığını unuttuğunu söylemiştir.

Herkesin acıları var bu hayatta. Önemli olan bu acılarla ne yaptığın, onları neye dönüştürdüğündür. Acıdan büyüyerek çıkan insanlar ‘‘Bunu neden başıma geliyor?’’ diye sızlanmak yerine ‘‘Bu acı bana ne demek istiyor, ne ders çıkarmalıyım?’’ diye düşünerek geleceğine yatırım yapmaktadırlar.

İslam inancında bu durum tasavvuf geleneğinde seyr-i süluk yolculuğu olarak açıklanır. Acı çekmenin, çilenin insanı kemale erdireceği düşüncesi mevcuttur. Nefsini terbiye etmesi için derviş seyr-i süluk yolculuğuna çıkarak acılarla olgunlaşmanın sistematik bir yolcuğuna çıkar. Hz. Mevlana’nın ‘‘Hamdım, piştim, yandım’’ ifadeleri de bu manevi tekâmülün anlatımıdır.

Yunan filozoflar Staocular, ölümü iyi anlamın iyi yaşamın anahtarı olarak görmüşlerdir. Varoluşçu filozoflar Kierkegaard ve Nietzsche de travmatik bir yaşantının insanların hayatlarını sorgulama deneyimini yaşadığını söylemiştir.

Son olarak, İrvin Yalom “Ölümün fizikselliği bizi yok etse de ölüm düşüncesi bizi kurtarabilir” sözleriyle noktalayacağım. Acılarınızı sevin, acılara tutunun. Bu yazının sonuna geldiyseniz de Ahmet Kaya’dan Acılara Tutunmak parçasını dinleyin efendim. Sağlıcakla!

Önerilen İçerik: Hepimiz Mutluluğa Sahipken, Mutluluk Yanı Başımızda Bize Gülümserken Neden Mutsuz Olmayı Seçiyoruz?

kooplogger

Yazar: gramafoniğnesi

''Çünkü sadece gramafon iğnesi müziğe gerçek anlamda dokunabilir.''

23 yıldır okumanın, tefekkür etmenin ve yazmanın peşinde...
Toz tutmuş filmleri ve gramafonla tanışmış şarkıları sever.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.