2020 Yılında Hafızama Kazınmış 10 Kitap

2020 Yılında Hafızama Kazınmış 10 Kitap

Bu yazıyı yazmak için geç kalmış sayılır mıyım bilemiyorum fakat anca harekete geçebildim. Geçtiğimiz yıla girerken aldığım tek yeni yıl kararı, her gün birkaç sayfa dahi olsa hiç aksatmadan kitap okumaktı. 6 ay gibi bir süre boyunca da bunu başardım ancak taşınma telaşı, yeni hayat, alışma evresi derken neredeyse 4 ay kadar bir süre ise 1 sayfa bile okuyamadan geçip gitti.

Özellikle ilk karantina döneminde beni tek mutlu eden şeydi okumak. Yılın sonuna baktığımda belki de kafamı dağıtabilmek adına normalde çok da tercih etmeyeceğim kitapları okumuş olsam da, genel olarak güzel bir okur yılı geçirdiğimi söyleyebilirim. İşte geçtiğimiz yıl okuduğum ve beni oldukça etkilemiş veya sevdiğim 10 kitap;

1. Asılacak Kadın – Pınar Kür

“Ah, erkek olacağıdın biçare yetim kızım.”

Pınar Kür ile tanışma kitabım olan Asılacak Kadın, yılın en başlarında okumuş olmama rağmen hala aklımdan çıkmayan, kısacık fakat çok etkileyici bir roman. Gerçek bir olaya dayanarak kaleme alınmış bu kitapta üç farklı karakterin gözünden ve dilinden, doğduğu günden itibaren yaşamı başkaları tarafından belirlenmiş Melek’in trajik hikâyesini okuyoruz.

2. Türk Kültüründe Kadın Şaman – Fuzuli Bayat

“Aslında kadın ya da erkek olmak doğuştandır ve doğaldır. Ancak kadınlık ve erkekliğin nasıl yaşandığı kültürler tarafından belirlenir.”

Eğer Şaman tarihini merak ediyorsanız kesinlikle okumanız gereken kapsamlı bir eser. Bayat bu eserinde, Türk kültüründe kadının statüsü, ilk şaman kadınlar ile beraber Şamanizm, Eski Türk tarihi, erkeklerin şamanlığı ele alması, cinsiyet değişimleri, İslam’ın kabulüyle birlikte olan gelişmeler gibi birçok konuya akıcı bir dille değinmekte.

3. Yüzyıllık Yalnızlık – Gabriel Garcia Marquez

“İnsanın oturduğu toprakların altında ölüleri yoksa, o adam o toprağın insanı değildir.”

Karantinayı olabildiğince iyi hatırlamamı sağlayan kitap! Çok sevdiğim kitapları anlatmayı heyecanlanmaktan pek beceremem tek diyebildiğim “Çok güzel, lütfen okuyun lütfen!” gibi övgüler olabiliyor.

Daha önce Marquez’in Benim Hüzünlü Orospularım adlı romanını okumuş ve Marquez’den direkt olarak soğumuştum. Elimdeki kitapları eritme kararı aldığımda ise, 5 yıldır kitaplığımda bekleyen Yüzyıllık Yalnızlık’a pek de istemeden başlamış bulundum. Okurken ise kendime böyle bir zevkten 5 yıldır nasıl mahrum bıraktığıma kızdım durdum.

Marquez’in çocukluğunda babaannesinden dinlediği hikayelerden etkilenip yazdığı bu muhteşem ötesi eserde Buendia ailesinin 6 kuşak boyunca aynı evde geçen yaşamına şahit oluyoruz. Başlarda aile soy ağacı, karakterlerin isimlerinin benzerliği hatta aynı olması gibi noktalar beni korkutmuş olsa da bir süre sonra bunların etkisini hissetmedim.

Roman tam olarak “Nasıl kitap yazılır?” sorusunun cevabı niteliğinde ve en sevdiğim kitaplar arasında çoktan yerini aldı. Ayrıca tek bir kitapla yargılamamayı da bana çok güzel şekilde öğretmiş oldu.

4. Gurur ve Önyargı – Jane Austen

“Etrafa kayıtsızlaşmak aşkın özü değil midir?”

İşte bana ders veren bir diğer kitap… Daha önce 180 sayfa kadar okumuş ve sevmediğimi iddia edip bir kenara kaldırmıştım. Yüzyıllık Yalnızlık’ın ardından tekrar deneme kararı aldım ki iyi ki de aldım! Yine karantinamı neşelendiren, hatırladıkça gözlerimin önüne yağan kar ve kafamda yarattığım Mr.Darcy ile geçen anlarım canlanmakta. Okuduktan sonra demek ki bazı kitapların sadece zamanının gelmesini beklemeliymişiz diyerek tatmin olmuş bir şekilde rafa kaldırdım.

5. Kardeşini Doğurmak (Türkiye’de Ensest Gerçeği)- Büşra Sanay

“Bana çikolata vereceğini söyledi, gittim. Çünkü o yaşıma kadar hiç çikolata yememiştim. Paramız yoktu. Bilseydim gider alır mıydım amcamın uzattığı çikolatayı?”

Hiç, bir kitap okurken tansiyonunuz düşüp, midenizin bulandığı oldu mu? Benim oldu. Okurken o kadar zorlandım ki aylarca elimde süründü. O kadar acı çektim ki gece rüyalarımdan uyandım. Kimseye güvenemeyeceğimi hissettim, birçok acı çekmiş saf kalp için yüreğim yandı, boğazım düğümlendi.

Büşra Sanay’ın profesyonel kişilerle, taciz mağdurları ve mağdur yakınlarıyla konuşup derlediği Kardeşini Doğurmak, her ne kadar okurken bizlere acı veriyor olsa da belki de zorunlu şekilde herkesin okumasının sağlanması gereken bir kitap. Çünkü bizler “Ay ben üzülürüm, duymak istemiyorum!” dedikçe daha fazla çocuğun, gencin acı çekeceğini bilerek en azından ışık olmak adına alıp okumalı ve bilgilenmeliyiz.

6. Ahitler (Damızlık Kızın Öyküsü 2) – Margaret Atwood

“Sadece ölü insanların heykelinin yapılmasına izin verilir benim hayattayken bir heykelim oldu. Şimdiden taşlaştım.”

Damızlık Kızın Öyküsü’nün 35 yıl sonra yazılmış devam kitabı Ahitler… Daha önce Damızlık Kızın Öyküsü’nden bir yazımda bahsetmiştim (buraya tıklayabilirsiniz) bu sebeple konusu hakkında bilgi verip sürprizi bozmak istemiyorum ancak neredeyse ilki kadar başarılı bir distopik eser olduğunu söyleyebilirim. Sonlarına doğru heyecandan kalbimin çıkacağını hissettiğim Ahitler’i eğer ilk kitabı okuduysanız ertelemeden okuyun. Okumadıysanız koşup ilk kitabı alın!

7. Kadının Adı Yok – Duygu Asena

“Bunca yıllık yaşamımda bir tek şunu öğrendim… Şu reçeteyi; mutlu olmadığın ortamdan kaç git. Bunun için de güçlü ol, kendi kendine yet.”

Bu yıl Duygu Asena yılıydı benim için. Üst üste o kadar çok okudum ki birebir tanıdığım biri haline gelmiş gibi hissettim adeta.

Çok küçük yaşlarda erkeklerle ilgili olumsuz bir şey dediğimde aile büyüklerimden “Duygu Asena kılıklı.”, “Feminist mi olcan sen?” veya “Feminist erkek düşmanıdır.” gibi şakayla karışık aslında doğru olmayan yıkıcı cümleler işitirdim. Bu sebeple Duygu Asena erkek düşmanı feminist bir kadın olarak hafızama kazındı. Tam da onun nefret ettiği gibi…

Feminizmin ne olduğunu öğrenip, kendimi feminist olarak tanımlayıp, bu konuda okumalar yapıyor olsam da Asena’ya hep mesafeli kaldım. Okuduğumda gerçekten erkek düşmanı, radikal fikirlere maruz kalacağımı sanıyor, merak edip nedir ne değildir diye de bakmıyordum. Ta ki geçtiğimiz yıla kadar.

Asena’nın ilk ve en etkileyici kitabı Kadının Adı Yok zamanında büyükçe ses getirilmiş, söylenmeyenleri ilk kez dile getirmiş, insanları sarsmış, kadınların gizlice birbirlerine verdiği, kara poşetlere sarılıp satılan dili basit ve akıcı, edebi yanı hemen hemen hiç olsa da Türk Feminist edebiyatının sanıyorum en büyük eseri. Yazıldığı dönemi de göz önüne alarak okuduğunuzda etkilenmeden edemeyeceğinize eminim.

8. Dorian Gray’in Portresi – Oscar Wilde

“İnsan, akşam yemek masasında anlatamayacağı hiçbir şeyi yapmamalıdır.”

O kadar erteledim ki bu kitabı, her alışverişimin sonunda “Aaa tüh unuttum!” diye kızdım kendime. Tam alacakken sevdiğim yayınevlerinin baskısını bulamadım derken yıllar geçti ve anca 2020’nin son günlerinde okuyabildim. Doğru zaman, doğru kitap diye avutuyorum kendimi çünkü bayıldım! Gotik edebiyatın öncülerinden olan Dorian Gray’in Portresini okurken belki saçma gelecek ama güzel bir anime izliyor gibi hissettim kendimi. Bir çırpıda heyecan, merak ve keyifle okudum ve 2020’de son dakika gelip ilk 10’uma yerleşti.

9. Kurtlarla Koşan Kadınlar – Clarissa P. Estes

“Kadınların yüzlerce belki, binlerce kez şöyle dediklerini duydum: ‘Sezgime kulak vermem gerektiğini biliyordum…’ ”

Bu kitabı listeye alarak hile yapmış oluyor muyum bilmiyorum ama bu sene de okuduğum için almadan edemedim. Herhangi bir arkadaşıma bu kitabı anlatabilmek için tek bir cümle kullanırım. “Bu kitap bir kadın incili.”

Kendimi mükemmel bir okur olarak görmesem de iyi düzeyde sayabilirim ve tüm okuma serüvenim boyunca “Bir kitap okudum hayatım değişti.” cümlesini bir tek bu kitap için kullandım. Koluma La Loba yazdıracak kadar çok sevdim. Eğer mümkün olsa yaşayan her kadına tek tek hediye eder, okumalarına sebep olurdum. Son zamanlarda ne zaman bir kitap sitesine girsem en çok okunanlarda veya kitapçılarda en önlerde gördüğüm için çok seviniyorum.

İkinci cins olarak görülen kadınların arketipine dair mit ve öyküleri inceleyen Estes’in Kurtlarla Koşan Kadınlar’ında kadının ne olduğunu, nasıl günümüzdeki “kadına” dönüştüğümüzü, özümüze nasıl döneceğimizi okuyor kendimizi bulmayı öğreniyoruz. Tam bir başucu kitabı olan Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı bir çırpıda alelacele okumak yerine zamana yayarak, sizi çağırdıkça, anlayarak, altını çizip notlar alarak ve geri döne döne okumanızı, hayatınızın her evresinde yer almasını sağlamanızı öneririm.

Kitaptan ilham almış veya bana kitabı hatırlatan şarkıları, okuduğum süre boyunca bir listede topladım. Toplamaya devam ediyorum.

Dinlemek için tıklayabilirsiniz.

10.Beşinci Beatle – Vivek J. Tiwary

İki çizgi roman arasında kaldım ancak The Beatles’la ilgili olması sebebiyle bu çizgi romanı seçtim. (Bir diğeri Chew diyerek kısaca önereyim.)

Beşinci Beatle, The Beatles’ın gizli kahramanı ve kitabın adını lakap olarak taşıyan Brian Epstein’in The Beatles’ı keşfetmesinden ölümüne kadar olan kısacık hayatını ele alıyor. Cinsel yönelimini hastalık olarak gören doktorun “tedavi” etmek için verdiği ilaçlar yüzünden ölen Epstein’in trajik hikâyesini güzel çizimlerle iyi işlenmiş bir şekilde okuyoruz. Her Beatlemaniac ve müzikseverin kitaplığında bulunması gereken harika bir çizgi roman.

Sizin 2020’de okuyup etkilendiğiniz kitaplar neler? Yorumlarda belirtirseniz sevinirim.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.