in

Unbroken (Boyun Eğmez) 2014 Filmi İncelemesi

Unbroken

Unbroken

Unbroken ( Boyun Eğmez ) 2014; Biraz  Rescue Dawn  ve biraz da Life of Pi filmini akıllara getiren bunların yanında İkinci Dünya Temalı izlenebilir bir film.

Öncelikle, filmi izlerken bir yükselip bir alçaldım diyebiliriz çünkü bazı yerleri gayet sürükleyici olabilirken, bazı yerleri de bir o kadar olağan.

Film Louis Zamperini isimli bir Olimpiyat koşucusunun gerçek hayat hikayesinden esinlenerek yapılmış ve yönetmen koltuğunda ise tanıdık bir isim olan Angelina Jolie oturuyor. İlk defa kendisinin ismine yönetmen olarak rastladım ve şaşırdığımı söyleyebilirim. Tabi ki bu tamamen benim cahilliğim. Sonra yönettiği başka filmler var mı diye baktım ve tekrar şaşırdığımı söyleyebilirim.

Ayrıca, film hakkında verdiği bu röportajda ise okuduğu bir kitabın üzerine Louis Zamperini’nin hayatını merak ettiğini ve aslında onun hikayesinin aslında hepimizin hikayesi olduğunu söylüyor. Zamperini’nin hayatı gerçekten ” Senin hayatını çekseler güzel film olur. ” cümlesinin bir karşılığı diyebiliriz. Jolie’de bu adamın çocukluğuna ve aile hayatına kadar araştırma gereği duyduğunu anlatıyor. Bu video’da Jolie’nin nasıl yönetmenlik yaptığına ve filmi izlemişseniz eğer bazı sahnelerin nasıl çekildiğine şahit olabilirsiniz. Bu videoda Jolie’nin söylediği ” O birçok farklı hayat yaşamış biri gibi. ” sözü gerçekten doğru ve bunu filmin temposunda ve geçiş sahnelerinde de görüyoruz.

https://www.youtube.com/watch?v=DRhCmxd7LBA

İncelemeye Rescue Dawn ve Life of Pi filmlerinden örnek vererek başlamamın sebebi, bu filmlerin temalarının Unbroken filminde işlenmesi diyebilirim. Tabi ki konu olarak değil fakat konsept olarak böyle olduğunu söyleyebiliriz. Savaş döneminde esir kampında kalan askerler ve okyanusun ortasında yaşam mücadelesi vermek. Bu iki farklı konseptin film içerisinde kullanılması tabi ki güzel olmuş diyebiliriz. Zamperi’nin gerçekten çok zor ve farklı bir hayat yaşaması biyografik bir film için katkısı olan önemli bir unsur.

Filmin ortalarında ki okyanusta geçen hayat mücadelesi sahnesi filmin temposunu yükselten ve sonunu merak ettiren bölüm diyebilirim. Çünkü, filmi klasik pes etmeyen ve başına gelen zorluklardan sıyrılarak sonunda başaran karakter filmlerinden biraz uzaklaştırıyor ve sadece 3 askerin okyanusa düşmesi ve hayatta kalmaya çalışması bile ayrı bir film olma potansiyeli taşıyan bir tema. Oyuncuların da bu film için çok fedakarlıkta bulunduklarını bu sahne geçişlerinde çok iyi bir şekilde görüyorsunuz.  Dediğim gibi, filmin ortalarında ki bu okyanus sahnesi ayrı bir film bile olabilirmiş.

Esir kampı sahnelerinde ise filmde Watanabe karakterinin uyguladığı farklı işkence ve baskı tekniklerine şahit oluyoruz. Özellikle şöyle bir diyalog nasıl bir karakter olduğunu özetliyor : 

 Watanabe: [from trailer] Olimpik Atlet olan hanginiz ?[O sırada Louis’in gözlerinin içine bakıyor.]

Watanabe: Bana bakma !.

Esir kampı sahneleri boyunca bu karakter ile Louis’in gerilimini izliyoruz ve sonlara doğru Louis savaşın bittiği haberini aldığında kampta ki bir odada Watanabe’nin babasının da kaba ve otoriter bir yüz ifadesine sahip bir asker olduğu resmi görüyor. Burada da çocuklukta yaşanan travmaların insanlar üzerinde ki etkilerine bir gönderme yapılmış olabilir. Esir kampında ki bölümlerin filmin temposunu düşürdüğünü söyleyebiliriz. Son olarak, klasik bir pes etmeyen karakter olay örgüsü ile klasik olmayan ilginç bir hayat hikayesine sahip birinin karakter olay örgüsüne sahip bir film Unbroken. Daha bahsetmediğim çok sahne olduğu için izleyebilirsiniz. Filmin ilk sahnesinde tempo çok yüksek ve hikayeyi merak ettiren bir dokuya sahipken daha sonra temponun düştüğünü söyleyebiliriz. Ama yine de zaman geçirmek için izlenecek kaliteli bir film.

Film Hakkında Gereksiz Bilgiler Bölümü

Gerçek Louis Zamperini 2 Temmuz 2014’te vefat etti. Yönetmen Angelina Jolie’nin dizüstü bilgisayarında geçmeden önce filmin kaba bir kesimini izleyebildi.

Yönetmen Angelina Jolie ve gerçek Louis Zamperini,  Los Angeles’ da  birbirlerine oldukça yakın yaşıyorlardı.

700 kalori diyetinde olduğu için, başrol oyuncusu Jack O’Connell keresteyi kaldırdığı sahneyi çekerken iki kez bayıldı.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.