Türkçenin Tarih Sahnesine Çıkışı 1

”Türk dilini öğreniniz ! Çünkü onların hakimiyeti uzun sürecektir”

Kaşgarlı Mahmud

(Bu konu biraz uzun olduğu için siz değerli okuyucuları sıkmamak adına  yazımı birkaç parçaya böleceğim.)

Lisaniyat (Linguistique) araştırmaları 19. asırda çok ileri bir dereceye erişirken Ari, Sami ve tek heceli (Çince)   dil aileleri yanında bir de Turani dil grubu meydana çıkmıştır. Ünlü Filolog Max Müller, başta Türkçe  olmak üzere Moğol, Tunguz, Macar ve Fin dillerini Turani olarak sınıflandırmıştır. 

Araştırmaların gelişmesi ile daha sonra bu dil ailesi ”Ural-Altay” adını almıştır.

Türkçe yeni kelimeler yaparken kök sabit kalır; Ari ve Sami dillerde kök de değişikliğe uğrar.  

Türkçe kaideler de hemen hiç istisnaların bulunmaması;  ahenk kanunu, fiil kökleri ve kapasitesinin zenginliği gibi unsurlarla dünya dilleri arasında üstün bir mevkidedir.

Max Müller ‘’ Science of Language’’ adlı eserinde ‘’ Türkçenin gramer kuralları o kadar güzeldir ki

Bu dili  Filologlardan bir heyetin şuurla yaptığını sanmak mümkündür.’’ İfadesi ile hayranlığını dile getirmiştir.

 Tarihte Kaşgarlı Mahmut, Fahreddin Mübarek Şah ve Ali Şir Nevai  gibi  münevver (aydın) insanlar

Türkçenin  üstünlüğüne dair sebepler ve deliller sunmuşlardır. Türkçe muhafazakar ve sağlam bünyesi

Sayesinde  iki bin yıllık bir tarihe sahip olduğu ve  çok uzak mesafelere yayıldığı  halde  biçim değiştirmemiş  ya da değer kaybetmemiştir.  Türklerin büyük imparatorluklar halinde yaşadıkları ve göç ederken yine beraber oldukları için Türkçe  için yeni dil ve lehçe olasılığı aza inmiştir.

Bu sebepledir ki bir yanda yakutlar öteki tarafta Çuvaşlar dışında bir lehçe türememiştir.

Türkçenin yazı dili haline gelmesi Yeni-Sey ve Orhun kitabeleri ile başlar, ki bunlar 6-8 . asırlara aittir.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.