Suç Çevrede midir Yoksa Kişinin Kendisinde mi?

Bu konuyla ilgili dinlediğim bir münazara da birçok kişi çevrenin daha suçlu olduğu görüşüne kani görünmüştü gözüme.

Ben de burada hem kendi görüşümü belirtmek ve yazarken kendi düşüncelerimi de açığa çıkarmak istedim. Şimdiden belirtiyorum bu kendimce bir yorumlamamdır.

Şimdi bir birey düşünelim ve bu birey heteroseksüellikten başka bir cinsel yönelime sahip olsun. İster aseksüel, ister homoseksüel, ister biseksüel, isterse de trans bir birey olsun. Bu bireyler toplum içindeki maalesef çoğunluğu oluşturan cahil kesim tarafından birçok alaya ve ötekileştirilmeye maruz kalıyor. Bu durumda kendini farklı yol ayrımlarında bulan bu birey ya daha da kendini aşağılayarak kendi varlığını yok etme düşüncesine giriyor ya da aksine kimseyi düşünmeden topluma göre abartılı(!)  hareketlerle yaşamaya devam ediyor.

Bu iki durumda da çevrenin bir etkisi olduğu aşikâr ama sizce bu iki durumda da sonucu belirleyen kimdi?

Birçok insan eminim bu baskılar olmasa kişi kendini intihara sürüklemeyecekti diyebilir. Şimdi başka bir örnek verelim.

Babası cezaevine katil sıfatıyla girmiş bir çocuğu ele alalım. Bu çocuk toplum tarafından ‘Katilin Oğlu’ sıfatıyla anılacaktır ve yine ötekileştirerek sanki bu suçu o işlemişçesine, hastaymış da ya bulaşıcıysa gibi saçma sapan düşüncelerle toplumdan soyutlanacaktır. Peki, bu çocuk sonradan katil olursa bunun sebebi çevre midir? Yoksa çocuk ben ne yaparsam yapayım zaten bir şeyler diyorlar bahanesiyle mi işlemiştir bir cinayeti?

Bahaneler… Şimdi bir suçun, ne olursa olsun bir suç olduğunu göz ardı etmeyelim ve gen mevzularını bir kenara bırakarak bu insanların kendi seçimleri olmadan bir ailenin evladı olarak bu dünyaya geldiklerini unutmayalım.

Her bir ailenin farklı çocukları, belirttiğim gibi farklı karaktere ve fıtrata sahiptir. Aynı aileler tarafından yetiştirilseler bile aynı karaktere sahip olmaları çok zordur.  Şimdi size soru: Üst düzey olarak gördüğünüz bir mesleğe sahip ebeveynlerin çocukları hatta kendileri bile birini öldürebilir mi? Muhafazakâr bir ailenin evladının dini görüşü veya cinsel yönelimi değişemez mi?

Her ikisi de mümkün, değil mi… İnsanımız her daim aynı kalıplarda tıkılıp kalıp belli yargılarda bulunmaya devam eder. Bunun için birinin katil olması veya toplumun buyruklarından farklı bir yönelim, harekette bulunması gerekmez. Fakat her insanın da buna tepkisi aynı olmaz. Algı, herkese ait bir olgudur ve herkesçe farklıdır.

Bana sorarsanız birini katil yapan biri varsa o da kendisidir ya da kendine zarar vermek de bir seçimdir. Elbet bu durup dururken yaşanmaz ama zaten içinde zaten var olan bir şeyi dürtükler.

Bir cümleyi çok farklı şekilde yorumlayıp cevap verebilir bir insan. Aynı şekilde kendini üzerken de algısı buna göre şekillenir ama bu kişinin fıtratıyla birlikte kendi iradesidir.

Toplumun etkisi olduğu kısmını üstüne basarak bir daha belirtiyorum ama kişi suçu topluma atıp kaçmayı daha kolay bulur çoğu zaman. Belki toplum bu kadar baskıcı olmasaydı hiçbir sıkıntı olmazdı onların hayatında bu bir gerçek ama toplumun her yerde ve her daim herkesi eleştirmekte olduğunu da unutmamak lazım. Unutmayalım, biz bu dünya da kendimiz için varız ve herkes her zaman bir şeyler der. Ben dâhil.

Şimdi bunu okuduklarında, sen benim çektiğimi nereden bileceksin diyen kardeşlerim için de şunu demek isterim. Haklısın, ben de öylesine biriyim ama lütfen şu sözlerimi belki daha önce de duymuşsan bile bir kere daha oku. Biri sana kötüsün, yaşamaya hakkın yok dediğinde bile bu cümlelerin bile bir değeri olmamalı sizin gözünüzde. Aynaya geçip her zaman ben, benim. O, ben değil ve ne olacağıma karar veremez deme özgüvenine sahip olun. Toplum hep acımasız ama unutmayın yaptığınız bir eylemin sonucu, her zaman sizin sorumluluğunuzda. Siz bir şey yapmadığınız sürece kimse size yapıyorsun deme hakkına sahip değil. Kendinizi sevin çünkü dünya acı çekmek için de fazla kısa.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.