Son Veda

Unutulur dün ve bugün öperim güvercin yüreğinden bu son veda sana.

Kalbinde duruşmalara çok çağırıldım her birinde ayrı bir ağıt geceleri şuursuzca düşlerken kafamın içinde kan yuvarları dipte kalmış bir iki yudum biraya sığınmak kadar acı düşmüş dudaklarıma emaneti sanaydı bu aşkın artık eskisi gibi değil emanet edilecek bir aşk ta kalmadı geriye öfkem ağır basardı bedenime  kızmıyorum şimdilerde üzerine titreyecek kadar gücüm de kalmadı şerre mesken misali hayatın anlamsızlığı kadar çoğul içimdeki sızı ayaklan sın dağlar taşlar ovalar yaylalar kuzular kurtlar ben geliyorum dünya artık ölemem artık ağlayamam öyle yok yere akacak göz yaşı da kalmadı hani ellerin yeterdi dünyaya ellerin sığmazdı yüzüme ve kış düşmüş şimdi senin kirpiklerine üşüyor gözlerini kan bürümüş her annesiz çocuk hangi güne uyansam değişmiyor aralıyorum perdesini de sığamıyorum evlere saçlarının her bir telinde umut saklardım hasret kuşları yuva yapıyor şimdilerde iyi bak onlara geriye kalan son temsilcilerimiz bilmezdim ölmenin bu denli ağır ve çoğul olduğunu öyle kalabalıkki bu içimdeki sızı çıkamıyorum sokağına bir adım daha söylesene hangi dünyada yer var acısını yüreğinde saklayanlara biz hangi dünyadanız ki kağıtlara yazmakla yetiniyorum her satırını kana bulamışken sana diyorum yazdıkça çoğalıyorum rüzgara eğdim boynumu estikçe sen kokan ve amansızca zırlayan geceler boyu mavilik bana göre değildi ellerini zaten hiç sorma sayki kaldı aklımda gülüşünden bir tini sen sayki dünya beni bir diri olarak kabul edemez ben bu hayatın neresinde kaldım artık sevemem kırıldı ruhumun incecik kanatları  

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.