Sherlock Olmak Zorunda Değilsin!

Sherlock Olmak Zorunda Değilsin!

Nerede oturduğunuzu, kıyafet zevkinizi, hobilerinizi ve hatta tercihlerinizi nasıl mı biliyorum? Çünkü 211 Baker Street’de yaşıyorum. En yakın arkadaşım Dr. Watson ve ev sahibim de ihtiyar bir İngiliz. Peki bir mekanda otururken sizinle tanışsam ve sadece kim olduğunuzu söyleseniz sizi en yakınınızdan daha iyi tanıyabilir miyim? Hatta sadece yüzünüzü görsem,, nerede yaşadığınızı bilebilir miyim? İşte bu sorulara verilecek cevap yüksek oranda evet ve bu sonuçlara ulaşmak için sizin de Sherlock Holmes olmanıza da hiç gerek yok.

Sherlock Olmak Zorunda Değilsin!

Küresel dünyada artık herkesin elinde telefon, sınırsız erişimli İnternet ve onlarca fonksiyonlu giyilebilir teknolojiler mevcut. Bu teknolojiler ise mobil uygulamalar sayesinde kullanılabilir hale geliyor. Mobil uygulamalara erişmek de çoğu zaman ücretsiz oluyor. Hal böyleyken insanlar geri durmuyor . Bir forumda gördüğümüz yahut arkadaşımızdan tavsiye aldığımız bir uygulamayı o an düşünmeden indirebiliyoruz. Peki hayatımıza bu kadar kolay dahil ettiğimiz yazılımlar, kişisel verilerimiz açısından bir tehlike oluşturmuyor mu?

Bu gün hukuk dünyasını meşgul eden önemli bir sorun var. Kişisel Verilerin Korunumu olarak adlandırılan bu sorun, mobil uygulamaların ve yazılımların cihazlardaki şahsi verilere kolaylıkla ulaşabiliyor olması. İşi çıkmaza sokan ise, kullanıcıların buna rıza göstermesi. Herkesin uygulama indirirken gördüğü ” okudum ve kabul ediyorum” butonu aslında bizlerin imzaladığı bir sözleşmedir. Bu gün çok güvendiğimiz şirketler dahi kişisel verilerimizi kullanmak konusunda masum değiller. Sosyal medyanın devlerinden Facebook, kullanıcıların bilgilerini anket şirketleri ile paylaşmak ile suçlanıyor. Şirket bu konu ile alakalı, kullanıcılarının kişisel bilgilerinin kötüye kullanıldığı yönündeki suçlamalar karşısında 5 milyar dolar değerinde ceza bedeli ödemeyi kabul etti. Çok kolay kabul ettiğimiz gizlilik sözleşmeleri, bizler için büyük bir tehlike oluşturuyor.

İşte bu yüzden Sherlock Holmes olamak zorunda değilsiniz. İnsanlar ne kadar İnternet’ten uzak kalmaya çalışsa da, yapılan projeler, yerel haber kanallarının haberleri, sosyal medya hesapları, etiketlendiğimiz gönderiler hayatımızıdan birer parça taşıyor. Zevklerimiz, tercihlerimiz, fikirlerimiz, inanışlarımız bir şekilde kendine yer buluyor. Yeni tanıştığımız birisi hakkında fikir edinmek için İnternet’te ismini aratmak, bir kaç sanal casusluk hamlesi yapmak yeterli oluyor. Tebrikler, siz de bir Sherlock değil Stalker oldunuz.

Ne Yapmalıyız?

Bu kısımda iş bizlere, yani kullanıcılara düşüyor. Cihazlarımıza uygulama yüklerken ön koşullarını dikkatli okumalı, 3, parti yazılımlara dikkat etmeli ve en önemlisi kişisel bilgilerimizi her platformda paylaşmamalıyız. “Aman canım sanki çok önemliyim, alt tarafı uygulama” diyerek kullandığımız yazılımlar fotoğraflarımıza, mesajlaşmalarımıza, hatta konuşmalarımıza dahi ulaşabiliyor. Eğer bu hassasiyeti kazanırsak tehlikelerden korunabiliriz. Tabi hassas olayım derken komplo teorilerine de takılmamak gerekiyor. Telefonların akılları okuduğu, bilgisayarların bizi öldürmeye çalıştığı teorilerden bahsediyorum. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.