SEN SEVMEKTEN NE ANLARSIN?

İmza günü etkinliklerimde kitaplarla ilgilenenler neden hep kadın oluyor? Erkekler ne yapıyor? Kadınlar okuyor, kadınlar sevgiye inanıyor. Kadınlar güven veren bir omza yaslanmak, bir elin “yanındayım” mesajını veren varlığını elinin üzerinde hissetmek, birkaç yudum çayı-kahveyi birlikte yudumlayabileceği bir sevgi adamı arıyorlar. Kadınlar güven, sevgi, destek, dayanak olabilecek bir erkek ararken; gündemi oluşturan küçük gelinler vakası halen en çok konuşulan sorunlardan biri olarak haberlerde yer alıyor.

Pedofili diyorlar adına. Küçük kızların evlendirilmesi durumuna bu adı vermişler. 8-10  yaşlarındaki küçücük kızların, ellerinden oyuncakları alınıp, kendinden yaşça çok büyük bir erkeğin elini tutması ve sonradan da ona canlı bebekler verebilmesi için kucağına atılıyor. İşkence bu. Cinayet!  Çocukla evlilik olmaz! Çocuğa tecavüz olur. Zihnen, bedenen, psikolojik olarak evliliğin ne olduğunu anlayıp, kavrayamayacağı zamanda, sırf dişi cinsinden doğdu diye küçücük çocuklara kıymanın nasıl bir mantığı olabilir? On yaşındaki çocuğa imam nikahı yapanlar ne kadar Müslümandır? Bu hangi çağın çirkin uygulamasıdır?

Düşünsene! Sen 10 yaşındayken ne yapıyordun? Annen kahvaltını peşinden koşturup, lokmaları ağzına atardı. Yemeklerin hazır, önüne getiriliyor, okula hazırlanıyor, temiz pak bakımın sağlanıyor, küçüksün diye çok fazla iş yaptırılmıyordu değil mi? İstediğin saatte uyanabilir, çocukluğun verdiği hakları sonuna kadar kullanabilir, oyunlar oynar, arkadaşlarınla vakit geçirmekten hoşlanırdın.  Hayallerin, umutların vardı. Okumak ve hayalindeki mesleği yapabilmek için gün sayardın. İlkokul bitsin, ortaokul bitsin, derken; bitenin okul değil de hayallerin ve umutların olduğunu düşünmek ne korkunç bir son olurdu değil mi?

Bu cinayete, bu katliama razı olan, kabullenen erkek milletine soruyorum: Sen sevmekten ne anlarsın? Ne annesini sevmiştin, ne yavrunu – evladını seviyorsun. Sen nasıl kıyabiliyorsun imam efendi bu dini nikahı? Ya sen nasıl kadının olsun diye çocuğun yaşındaki genç bir insanı, bir yavruyu koynuna alabiliyorsun hain koca? Sen ne anlarsın sevmekten? Senin anladığın sadece köle edinir gibi emirlerini yerine getirmesini beklediğin bir canı evine atmak. Sen sadece kendini düşünür, kendi zevklerin için çocuk yaştaki birine sapıkça bir duyguyla saldırır, eşya gibi kullanır, hor davranır, çabuk zarar verir, hırpalar, kırar, bozar, öldürür, ömrünü tüketirsin. Yüreğinin yerine bileğinin gücünü kullanırsın. Sen ve senin kafandaki erkekler ne anlar sevmekten?

Sahi “sevgi” sözünün anlamını bilir misiniz? Sevmek sadece kendinize duyduğunuz bir duygu mu? Nasıl kızıyorum şu anda anlatamam. Sevgi bu sevgi!!!! Karşındaki genç bir insan. Çocuk. Yavru. Senin de ‘karı’ diye vaktinden önce dalından, yuvasından koparıp aldığın kadın da erkenden solması için yolduğun bir hayat! Senin sevgin yüzünden! her gün 3 kadın ölüyor! Sen sevmekten ne anlarsın ki?

Sen! Sanatta, heykelde, kitapta, resimde, bilboard’larda kadın gördüğün için içgüdülerine sahip olamayan cins! Sen kadını iyi yerlerde görmemek için kulun kölen yapmak isteyen canlı! Senin kadını sevdiğini düşünemezken küçücük kız çocuklarını sevip, koruyamadığını görmek biz kadınlar açısından ne anlamları gelir oldu biliyor musun? Erkekler sevemez!  Çünkü onlar kendilerini ilah, diğerlerini kul, köle, eşya, mal, ruhsuz görürler!

Sen sevmekten ne anlarsın!! Bizim dünyamızda yaşamıyorsun ki!!

yazar

Yazar: Dans Eden Kelimeler

Bale Sanatçısı, eğitmen, yönetmen Kağan Can Odabaşı ile onun eşi Editör, kitap ve gazete köşe yazarı Ayşegül Toker Odabaşı yaşadıklarını, yaşadıklarınızı, yaşadıklarımızı, hepimizi, yaşam denen sahnede karşımıza çıkanları kendi tecrübeleri ile burada sizinle paylaşmak istiyorlar. Bize katılır mısınız?

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.