İNSANOĞLU İNSAN!

İnsanı hayvanlardan ayıran özellik nedir bilirsiniz. Düşünebilir.

Düşünelim bakalım.

“Kuş beyinli” deyip, geçtiğimiz nice insandan çooook daha akıllı olan kargaların zeki davranışlarını internette bulup, izleyin bakalım. Kaç insanın yapamayacağını yaparak, sorun bile çözebiliyorlar. Kuş beyinli sözü küçümseme değil, övgü olmalı.

“Eşek. Ayı. Köpek”  Kızınca, sinirlendiğimiz insana böylesi hayvan cinslerinin adıyla sesleniyoruz değil mi? Ne günahı var ayının, köpeğin, eşeğin? O çirkinliği,  kabalığı, saygısızlığı yapan; zavallı masum hayvancıklar mı? Oysa onlar kendi hayatlarında yaşayıp, giderlerken onlara en çirkin davranışları da sergileyen yine insan değil mi? Zavallı köpekçikler belediyelerce toplanıp, yaşam alanları dışında ölüme terk edilirken, “köpek” diye kızdığımız insanlar bu gariban hayvancıklar kadar masum haldeler mi?

Nesilleri avlanarak tüketilen, postlarını sermenin bir lüks, bir gösteriş olarak görüldüğü, derisi yüzülen, avlanan gariban ayıcıklar kendilerine bunu yapanlar kadar gaddar, ruhsuz, acımasız, hissiz olabiliyorlar mı?

İnsanın hizmeti için tepesine binen üç-beş insanı bile sesini çıkarmadan taşıyan, ağır yüklerin altında ezerken sınırsız güce sahipmiş gibi işkence ettiğimiz, zorladığımız zavallı eşeklerin, sıpaların ne günahı var ki “eşek” diyerek kızıyorsunuz, kendisine yapılan her türlü acımasız davranışı birilerine yapmadıkları halde.

“Okumakla insan, insan olmuyor; eşeklik baki kalıyor.” deniyor ya; eşeğin yine bu işte bir suçu yok. Bence okumakla insanlığı öğrenemeyen insan, insan olmanın dışında farklı bir mahluk ya da yaratık olabiliyor. Yani insani özelliği olan ve insanı hayvandan ayıran düşünme yeteneğine de sahip olmayan,  ruhsuz, duygusuz, saygısız, sorumsuz, cahil, acımasız bir varlığa neden hisli, duygulu, yardımsever, masum, suçsuz hayvancıkların adlarını kullanıyorsunuz ki? Hayvan kadar bile olamayan o umarsız ve vahşi insanlar bir nevi can taşıyan, ruhsuz, mahluk ya da yaratıklar olmalı. Bu dünyaya ait olmaması gereken, belki de bilgisayar oyunlarında bir tıklamayla yok etmeye çalıştığımız o çirkin yaratıklar gibi bir şeyler bunlar. Yok edilmesi, görülmemesi, yaşatılmaması gereken acımasız, gaddar insanlar varken neden yok edilenler hayvancıklar oluyor ki? Sesleri bile çıkmıyor gariplerin.

Yeni bir kanun çıkarılacakmış. Kedilerin, köpeklerin belediye ekipleri tarafından toplatılıp, yaşam alanları dışında ölüme terk edilmesi isteniyormuş. Kedileri kesip, öldürenleri görmüştük, şimdi bir de toplu hale ölüme gönderenleri mi kabul edeceğiz? Bu nasıl bir düşünce şeklidir anlamadım. İşe ne açıdan bakarsanız bakın; günah.  Dinimiz bile kedileri mübarek hayvan olarak tanımlarken, sadık dost köpeklerimizi, tüm canlıları, ağacı, doğayı, yaşamı sevmemiz öğütlenirken; biz hangi akla hizmet edip onlara savaş açıyoruz? Neden yok olmalarını istiyoruz? Onların bizden istedikleri tek şey sevgi iken biz onlardan sevgimizi neden esirgeyip, yok etmeye çalışıyoruz?

Yeri geldiğinde insandan bile daha samimi dost olan hayvanlara düşman olanlara ne desem bilemedim. Hani birine kızınca söylediğimiz bir söz vardır ya… Ben yine hayvanları suçlamak istemiyorum. Onların yapmadıklarını biz yapıyoruz çünkü. Bir kelime değişikliğiyle diyorum ki: İnsanoğlu insanlar sizi!!!  (Biraz insan olun ve düşünün emi?)

yazar

Yazar: Dans Eden Kelimeler

Bale Sanatçısı, eğitmen, yönetmen Kağan Can Odabaşı ile onun eşi Editör, kitap ve gazete köşe yazarı Ayşegül Toker Odabaşı yaşadıklarını, yaşadıklarınızı, yaşadıklarımızı, hepimizi, yaşam denen sahnede karşımıza çıkanları kendi tecrübeleri ile burada sizinle paylaşmak istiyorlar. Bize katılır mısınız?

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.