Sadece Sevmek(!)

Sadece Sevmek(!)

Sadece Sevmek(!)

SEVMEK ve ÂŞIK olmak… Duygusalların, belki de en çok üzerinde durdukları temaların başında, sevmek ve âşık olmak gelmektedir. Aşk, zaten modernizmi çok farklı boyutlarda idrâk ettiğimiz çağda, tek gayesi ürettiği eserin çok satması ve getirisinin de fazla olması cihetindeki yazarlar tarafından fazlaca eskitilmekte. Tabii ki, “aşk” olgusunun hakkını verenler de yok değildir. Tüketmenin ve almanın; ama daha ziyade tüketmenin ve almanın, vermeye ve üretmeye göre daha fazla kutsandığı post-modern toplum tasavvurlarında, aşk ve sevmek olgularını nasıl konumlandırmalıyız? Sevmek, sevmek denince akla ne gelmeli? Bir insan, sadece sevebilir ama âşık olmayabilir. Âşık olmak, kanımca daha bütünleyici, kapsayıcı ve içine alıcı bir kavrama tekabül ederken… Sevmek ama sevmek… Durun bir dakika, “sevmekten” kastım, her türlü cinsel ve arzusal duyguların ortamdan tecrit edildiği bir his hâline denk gelmekte. Bir oğlan/erkek/genç, karşısındakini sadece sevebilir, ama diğer altbenlik duygularından hiçbirini de aklından geçirmeyebilir. Aşk da ne vardır? Aşk dediğimiz: Tutku?, arzu?, beğenilme?, beğenme?, nutkun tutulması?, yeme-içmeden kesilme?, gözün kararması?

♥♥♥

Evet; bence, bu his hâli, çok özeldir ve saygıya değerdir.Ama, safiyânece sevmek de çok farklıdır. Bir erkek/kadın, karşı cinsinden birisi hakkında düşünce açıklarken, “onu seviyorum” diyorsa…Onunla olduğundan, onunla bir şeyleri paylaştığından, onun ona değer verdiğinden ve kendisinin de bu doğrultuda mukabele ettiğinden, illaki iki farklı cins karşı karşıya olduğunda veya iki cinsin varlığından dem vurulduğunda, mevzuunun sadece, “aşk”, “tutku” ve içine azıcık da olsa “cinsellik” girmesi ezberinden farklı olarak, tamamen, “insanî” hasletlerle hareket edildiğindendir.Ezberleri bozmak zordur, alışılmasın kırılması da zordur.Ama, her gülümseme ya da gülücük, her bir sözsel dokunuş, birliktelik, durum hareketinden yola çıkarak, “şıpsevdi” değildir.Normal şartlar altındaki aşk meselleri ayrı tutulmak hususuyla… Bahsi geçen duygu ve paylaşım hâlleri, bizi, sadece sevmek, ama fiili köküyle sevmek denen, iki varlığın, ân itibariyle kendilerinin gerçekleştirilme dünyalarına götürür.

♥♥♥

Onu seviyorum… Çünkü… Onu seviyorum, çünkü… Onu seviyorum; ama derin mânâda değil. Seviyorum, çünkü beni anlayabiliyor, benim de bir yer kapladığımı görebiliyor. Seviyorum, çünkü şu gittikçe maddileşen evrende sadece vermenin değil, almanın da önemini hatırlattığı, yeri geldiğinde alma edimlerini bana hissettirdiği… Seviyorum, çünkü saygı görmenin de bir moral değer olduğu, tüketim dünyasında kapitalistlerin, sen sadece tükettiğin sürece bizim için varsın ve saygıya layıksın düsturundan…Ayrı olarak, karşılıklı hiçbir menfaatî durum söz konusu olmadan, paylaşımların ifa edilebilmesinden, sen SEN olduğun için, o O olduğu için birtakım insanî hislerin yerine getirildiğinden. Her şeyin içinin boşaltılmaya çabalandığı çağda, her şeyin sanki alma-verme, tüketme-yok etme ekseninde kurgulandığı…

♥♥♥

Vermeden de, tüketmeden de… Çok güzel ânların yaşanabileceği… En azından “sadece” sevebileceğin… Sadece konuşabileceğin, sadece sohbet edebileceğin, sadece duygulara tercüman olabileceğin, sadece geçirilen çok fırtınalı ve bulutlu bir mevsimde, fırtına mağduruna limanını açabileceğin, ona limanında, yüreğinde yaşadığı fırtınaların son bulacağı âna kadar sükût bir ortamı; ama sormadan, eleştirmeden, sorgulamadan sunabileceğin… Bu alabora kazazedesine, sadece başını koyacağı bir “omuz” olabileceğin, ona yaşadığı fırtınanın hesabını yapmasında moral destek olabileceğin… Ama katiyen, içine düşmüş olduğu karamsar ve kasvetli ruh hâlinden de yararlanmayacağın; bir ân bile ilk baştaki konumundan taviz vermeyeceğin…

♥♥♥

Ve bir ân geldiğinde… Başbaşa kaldığınızda ve otururken…Mehtap altında… Evet, mehtap altında dahi… Erkek/kız, öpmeye kalktığında veya o kısacık duygusal gelgit süreçlerinde, kendine yönelik farklı duygusal hâl tezahürün de dahi, “Ben seni seviyorum, sana âşık değilim…” diyebileceksin.Gerçekten de “farkındalığın” şairane tezahürüdür. Sevmek, sadece sevmek, insan merkezlidir, içine cinsiyel bir şey katmaz.Aşk ise, tarifi yapılması epeyce meşakkatli bir durumdur.“SADECE SEVMEK” olgusu, başımın üstünde yerin vardır.En az, “ÂŞIK OLMA” durumu kadar, saygıya değersin…

kooplogger

Yazar: Erhan Salman

Ben, ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ mezunuyum...

Yıllardır çeşitli mecralarda, dilimiz döndüğü kadar bir şeyler karalamaya çabalayan biriyim...

Yazma sevdasına ilk önce politikadergisi.com sitesinde başladım, sonra sırasıyla radikal blog ve milliyet blog mecralarında sürdürdüm...

Hâlen milliyet blog mecrasında yazmaya devam etmekteyim...

Elimden geldiği ve dilim döndüğü ve kalemim yazmaya devam ettiği sürece, siz kooplog ailesi ile paydaş olmaya devam edeceğim...

Yazma serüvenimde bana paydaş/yaren olmanız dileğiyle,

Esen kalın...

Blog YazarBlog Okurkooplogger

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.