Sade Bir Yaşam Felsefesi: Minimalizm

Az, çoktur. – Mies Van Der Rohe

Minimalizm 1960’lı yıllarda sanatta ve müzikte ”en aza indirgenmiş sanat ifadesi” olarak ortaya çıkmış bir akımdır. Bu akım mimariyi de etkisi altına almış, minimalist mekanlar, ürünler ortaya konmaya başlanmıştır. Dört büyük mimardan birisi olan Mies Van Der Rohe, ” Az çoktur” önermesi ile aslında minimalizmin tanımını yapmıştır. Çıktığı ilk dönemlerde sadece sanatta, müzikte, mimaride etkin olan bu akım günümüzde yaşam felsefesi olarak da benimsenmiştir.

Minimalizm benim Mimarlık Fakültesinde tanıştığım ve etkili bulduğum bir akımdır. Fazlalıklardan arındırılmış, sadece işime yarayacak ve beni memnun edecek ürünlerin olduğu bir mekan her zaman yaşamak istediğim mekandır.

Minimalizm Nasıl Yaşam Felsefesine Dönüştü?

Büyüklerimizin sıkca ” ahh eski günlerdeki huzurumuz” dediğini duymuşsunuzdur. İnsanların az eşyaları, kısıtlı imkanları vardı ama olanlarla geçinmeyi biliyorlardı. Şükretme ve tatmin olma duyguları yüksekti. Hepimizin dolabında giymediğimiz birçok kıyafetimiz var ama nedense her imkanda alışveriş yapmaya devam ediyoruz. Kış geldiğinizde yazlıkları, yaz geldiğinde kışlıkları koyacak yer arıyoruz çünkü dolaplara sığmıyor eşyalarımız. Evlerimizde hiç bir amaca hizmet etmemesine rağmen aldığımız bazı eşyalar yer alıyor. Gün 24 saat ve bu süre bile yetersiz geliyor. Etrafımızda çok fazla insan var belki ama samimi sohbetler edebildiğimiz kişi sayısı çok az. Çok fazla eşya, insan, etken var etrafımızda ve bu yüzden çok fazla düşünceye sahibiz. Her şey gereğinden fazla. Giymediğimiz kıyafetlerden kurtulsak, ihtiyacımız olmayanı almasak, etrafımızda ki iyiliğinden çok kötülüğü dokunan insanlardan uzaklaşsak, belki düşünecek daha az derdimiz olur.

Geçen ay, ”Minimalizm; Önemli Şeylere Dair Bir Belgesel” adlı belgesel izlemiştim. O günden beri minimalist yaşam konusu beynimin bir yerlerinde düşünülmek ve hayata geçirilmek üzere bekliyordu. Yeni yıla neredeyse bir hafta kalmış olması ve evde huzurlu bir hafta sonu geçirmek, arşivden bu düşünceyi çıkarmama neden oldu sanırım. Eşim bir psikolojik danışman olarak bana her zaman, ” Yeni bir başlangıç yapmak için pazartesiyi ya da yıl başını beklemene gerek yok” der. Hatta benim kendime plan yaparken hep pazartesiyi başlangıç saymamı da saçma bulur. Onun için her an her dakika yeni bir başlangıç için uygundur. Maalesef ben yıllardır bu şekilde planlar yaptığım için yeni yıl benim için yeni başlangıçları ifade ediyor. Yeni yılda da ilk hedefim fazlalıklarımdan kurtulmak ve hayata daha sade ve yalın devam etmek.

Sade ama basit olmayan, yalın ama yavan olmayan bir güzellik arayışıdır, minimalizm.

Hegel

Minimalizm Nasıl Benimsenir?

Öncelikle evimizde ki, dolabımızda ki, zihnimizdeki, telefonumuzdaki ve etrafımızdaki tüm fazlalıkları düşünerek başlamalıyız yola. ” Bir gün giyerim, bir gün kullanırım, fiyatı çok uygun bir mutlaka değerlendiririm” diye evimize doldurduğumuz gereksiz eşyaları, ihtiyacımız olan eşyalardan ayırmamız gerekiyor.

Pareto İlkesi

80/20 kuralını önceden duymuş muydunuz? Dolabımızdaki eşyaların sadece yüzde 20’sini günlük hayatımızın yüzde 80’inde kullanıyormuşuz. Aynı şekilde mutfaktaki, banyodaki eşyaların ve mobilyaların sadece yüzde 20’sini sürekli kullanıyoruz. Peki kullanmadığımız ama sürekli gözümüzün önünde olan, yüzde 80’lik kısım omuzumuzda yükten başka nedir?

Yerine Koyma Prensibi

Bir eşya alırken, evde bunu neyin yerine koyabilirim diye düşünüp, ancak bununla yer değiştireceğimiz eşya varsa almalıyız. Bir eşya almak istiyorsak ama evde ondan vazgeçip yerine yeni aldığımızı koyacağımız eşya yoksa, demekki yeni alacağımız eşyaya ihtiyacımız yok.

Zihinde ki Fazlalıklar

Minimalist yaşam sadece evimizi minimalist tarzda dekore etmekten, dolabımızda sadece kullandığımız eşyaları barındırmaktan geçmiyor. Zihnimizde bizi yoran, sürekli meşgul eden zararlı düşüncelerden de kurtulmamız gerekiyor.

Teknolojik Aletler ve Sosyal Medya

Telefon, televizyon, tabletler sadece enerjimizi sömürmekle kalmıyor aynı zamanda beynimizi gereksiz pek çok görsel, reklam, ses ve insanlarla dolduruyor. Olumlu yönde kullanmadığımız sosyal medya uygulamalarını silmeli ve teknolojik aletlerle aramıza mesafe koymalıyız.

Kendinle Zaman Geçirmek

Yaşamımızda ki fazlalıklar kendimizi ve hayatımızı sorgulamamıza imkan vermiyor olabilir. Gün içerisinde kendimizle baş başa kalmalı, yaptıklarımızı, ilişkilerimizi sorgulamalıyız. Gerçekleri duymamıza engel olan uğultulardan kurtulmalıyız.

Şükür..

Büyüklerimizin azla mutlu olduğu, şükrettiği zamanlarda ki gibi şükretmeyi hatırlamamız gerekiyor. Şükür ve minnet duygularını benimseyip hayatımıza yerleştirmemiz gerekiyor.

Minimalist yaşam bir iki günde benimsenebilecek bir yaşam tarzı değil kesinlikle. Azlığın ne kadar çok olduğunu görmek ve azaldıkça özgürleşmenin keyfine varmak için biraz sabır ve çaba gerekiyor.

Bu benim için heyecan verici ve güzel bir başlangıç olacak. Sizlerde kendi adınıza bu yolculuğa çıkmak isterseniz deneyimlerinizi benimle paylaşın lütfen.

Kişisel web sitem aytiti.com’dan diğer yazılarıma bakabilirsiniz. Sağlıcakla kalın.

blogger

Yazar: Aytiti.com

Merhabalar, ben Aysel Kocabaş. İç Mimarım, kişisel web sitem de; kitap, film, belgesel, güncel konular ve mimari üzerine yazılar paylaşıyorum. Sitemi incelemek isterseniz; http://Aytiti.com

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları