Platform Kapitalizmi: Bir Kavram Bizlere Ne Çağrıştırır?

Günümüz yaşam pratiklerinin en belirgin özellikleri hız ve bağlantıdır. İletişim, haberleşme, veri kayıtlama, sınıflandırma, işleme ve depolama teknolojilerinin bir araya gelmesi sonrasında farklı teknolojik donanımların ve ağların ortak yazılımlar bağlamında yakınsayarak geniş kitlelerce kullanılmaya başladığı gözlemlenmektedir.

İletişim dünyasında medya, iş dışı zamanı (boş zamanı) enformasyon tüketimi ile dolduran geleneksel araçsalcı yapısından, tüketicilerin enformasyon üreterek karşılıksız emek (içerik) sunduğu sosyal bir etkinlik ortamına evrilmiş durumdadır. Medyanın bu yeni biçimi, değişen sahiplik yapısının ve örgütlenme tarzının sonucu bağlamında anlam kazanmaktadır. Kişilerarasından kitlesele uzanan iletişim biçimleri içerisinde kullanılan ağ platformları, şirketlere mal satışı, hizmet sunumu ya da pazar yeri oluşturma gibi işlevselliklere sahiptir. 

Dijital platformların karakteristik özellikleri, her türden kısa süreli ilişkilere ve heyecanlara zemin hazırlayan içerik ortamları oluşturmak; materyalleri kullanım değerlerinin ve işlevselliklerinin ötesine geçen ‘meta anlatılar’ aracılığıyla tanımlamak; düşünceleri ve mental yargıları ifade etmede kullanılan tutumları baskı, zorbalık, hakaret ve şiddet söylemine kolayca dönüştürmek ve üyelerine ilişkin içerikleri kurumsal düzlemin hakim olduğu koşullarda dahi reklamcılık endüstrisi ile paylaşmak şeklinde sıralanabilecektir. Dijital platformların ağ temelli örgütlenmesi, kullanıcı sayısındaki artışa bağlı olarak paylaşılan içeriğin yaygınlaşmasını ve platform markasının değerlenmesini kolaylaştırmaktadır. Katılımcı sayısındaki fazlalık, platform bilinirliğini artırmakta ve platform algoritmasının veri paylaşımındaki yoğunluğa bağlı olarak, daha gelişkin ve isabetli sonuç verir hale gelmesini sağlamaktadır.

İletişim teknolojileri, yirminci yüzyıl boyunca hükümetlerin ve özel şirketlerin talepleri ile güvenlik mekanizmalarının çalışmaları kapsamında toplum içerisindeki bireyi anlamak, kavramak ve davranışlarına karşı tedbirler geliştirebilmek için kullanılmıştır. Kontrol toplumunu askeri-sınai bileşkenin (military-industry complex) gereksinimlerine uygun biçimde yapılandıran kapitalist ekonomik ilişkiler düzeni, gündelik pratiklerin, üretim sürecinin ve uluslararası ilişkilerin yüzyılın son çeyreğinde değişim geçirmesiyle birlikte yeni bir evreye geçmiştir. İnternetin, bilgisayar ağlarının ve veriye mobil erişimin yaygınlaştığı bu dönemde, medya-finans temelli bir yapı oluşmuş ve global ekonomi hizmetler sektörü çerçevesinde işlemeye başlamıştır. Global medya-finans yapısı, insanları gözetleyip kodlaştırarak (fişleyip, kayıt altına alarak) yorumlamanın ve sınıflandırmanın ötesinde, bireylerin kararlarını ve davranışlarını yönlendirmeye odaklanmıştır. 

Ağ temelli örgütlenmenin en kapsamlı ve ticari versiyonu olan platformlar bu bağlamda önemli bir işleve sahiptirler. Temel olarak platformlar, iki veya daha fazla grubun birbirleriyle etkileşime girmesini sağlayan dijital altyapılardır. Platformun altında yatan aracılık  mantığı, sadece pazar borsalarındaki koordinasyon sorunlarının çözülmesiyle sınırlı olmayıp, aynı zamanda sadece alıcı ve satıcı değil  pek çok dışsallığın da bulunduğu bir  çok taraflı borsa olanağı da sunmasıdır. Platformların geleneksel iş örgütlenme biçimlerine göre önemli avantajı, aynı zamanda kullanıcıların gündelik faaliyetlerinin de gerçekleştiği zemin olmasıdır. Platformlar bir taraftan ‘ağ etkisi’ üretirken diğer taraftan da ağdaki tüm unsurları ‘ağ’a bağımlı hale getirmektedir. Platform kapitalizmini tanımlamak için öncelikle günümüz kapitalizminin ne olduğunun kavranması gerektiğine vurgu yapan Nick Srnicek’e göre kapitalizm, ‘teknolojik yenilikler yoluyla işgücü süreçlerinin ve verimliliğin kesintisiz optimizasyonuna odaklanan; mal ve hizmet fiyatlarına ilişkin üretim maliyetlerini düşürme yönünde sistematik bir zorunluğa işaret eden genelleştirilmiş piyasa bağımlılığı’ olarak ifade edilebilecektir. Kapitalist üretim biçimi, sermaye birikimi oluşturma amaçlı arayışında gerek teknolojik gerekse finansal girişimciliğe bütünüyle bağımlı hale gelmiştir. Srnicek’e göre, Google, Facebook, Amazon ve Uber gibi internet dönemi devlerinin yanı sıra GE, Siemens ve RollsRoyce gibi internet dönemi öncesi şirketler için de sermaye birikimi manzarası kökten değişmiş durumdadır. Srnicek, çalışmasında, veri güdümlü dijitalleşme, otomasyon ve işin geleceği konusundaki ilk sistematik müdahalelerden birini yapmaktadır. Platform kapitalizmi sadece geçici, bağımsız ya da sosyal güvencesiz iş sözleşmeleri gibi geleneksel iş yaşamına alternatif bir yönetim tarzına işaret etmemekte, finansallaşma, artan eşitsizlik ve teknolojik gelişmeler bağlamında çalışma yaşamının bir bütün olarak dönüşmesi anlamına da gelmektedir. Platform kapitalizminin ortaya çıkışı aslında 1980’lerde ‘bilgi ekonomisi’ olarak teorize edilen veri temelli sosyal ilişkilerin ticarileştirilmesine ve endüstriyel bakımdan olgunlaştırılmasına dayalıdır.

1990’ların ortalarından itibaren varlık fiyatlarındaki balon, geçici süreyle yatırımları sürüklemiş ve kapitalist Batı piyasalarında istihdam ile büyüme birlikte gerçekleşmiştir. Bu dönemde telekomünikasyon altyapısına büyük yatırımlar yapılmış ve milyonlarca kilometre uzunluğunda yeni kablo hattı ile yazılım ve ağ tasarımındaki köklü gelişmeler daha önce ticari yaygınlığı olmayan internetin hızla elektronik pazarlama ve reklamcılıkla bütünleşmiş ticari ortama dönüşmesine imkan tanımıştır. 2008 yılında menkul kıymetler borsalarında başlayan ve karmaşık ipotek destekli kredilerin (mortgage) yüksek kaldıraçlarına  bağlı olarak hızla diğer piyasalara ve diğer ekonomilere de yayılan global ekonomik kriz,  parasal genişleme ve faiz oranlarının düşürülmesi ile aşılmaya çalışılmıştır. Bu süreçte ise finansal aktörler, yüksek dışsallığa sahip teknoloji sektörüne yatırım yaparak platform kapitalizminin işlevselleşmesine destek sağlamışlardır. Büyük ölçüde bu yeni yatırımların sonucu olarak, gündelik faaliyetleri dijital olarak kayıtlanmış verilere dönüştürmek için gereken teknolojik altyapı ve bağlanabilirlik nispeten ucuzlamış ve yaygın olarak kullanılabilir hale gelmiştir. Nick Srnicek, bunun yirmi birinci yüzyıl da veri toplama ve para kazanmanın standart iş uygulaması haline geldiği ‘ platform kapitalizmi ’ döneminin başlangıcına işaret ettiğini belirtmektedir.

Ağ platformların ve beraberinde gelen medyanın mevcut olağanüstü konumu ekonomik ve politik güç ilişkilerinde gizlidir. Dijital ağ platformlarının veri açlığı bu şirketlerin iş faaliyetlerini sürekli olarak genişletmesi sonucunu doğurur. Bu durum ise veri mahremiyeti tartışmalarını beraberinde getirmektedir. Yüksek kullanıcı sayısına ulaşmış platformlar yeni pazarlara ve alanlara doğru genişledikçe, oligopolistik bir rekabet açığa çıkmakta ve her şirket daha agresif bir yönetim ve yayılım stratejisi izlemektedir. Farklı tipolojilerden platformlar kendi faaliyet konusunun ötesinde mutlak hakimiyet için çabalamaktadır. Srnicek’e göre platform kapitalizmi odak noktasının mülkiyet ilişkileri ve sınıflardan servet birikimi rejimine kaymasına neden olmuştur. Dijital ağlar üzerinden servet birikimi temelli yeni bir özgürlük anlayışı kurgulanmış ve sosyal medyanın da bu özgürlüğün küresel ölçekte taşıyıcısı olduğu ileri sürülmüştür. Çağımız, medyanın paylaşımcı, katılımcı ve ‘herkesin yeteneğine herkesin ihtiyacına göre’ düzenlenmesi gereken doğasının ticari karlılık ve ekonomik birikim üzerine inşaa edildiği bir dönem olmuştur. Artık bireylere düşen görev, medya hakkında görmezden gelinenleri öncelikle medyada göstermek olmalıdır!

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.