Özgürlük

Free hem de ne free

nedir bu özgürlük? Cidden sahip olduğumuz şeylerin en aza indirgenmesi mi veya kaybedecek bir şeyimizin kalmaması mı?

Asimov’un vakıf serisinde anlattığı bir gezegen vardır: Solaria. Bu gezegen galaksiye akın eden insanların yerleştiği ilk elli gezegenin sonuncusudur. İleri robot teknolojisine sahip olan bu insanlar, gezegende insandan çok robot olmasına izin vermişler ve insan sayısını belli bir düzeyde tutmuşlardır.

Onları diğer yerleşimcilerden ayıran en belirgin özellikleri de bu olmuştur: Mümkün olduğu kadar yalnız kalabilmek. Yalnızlık isteği zamanla öyle bir düzeye varmıştır ki, sonunda koca gezegende bin küsur insan kalmıştır. robotlar ve diğer makineler, yalnız kalmalarını sağlayan birer araçtır. Ve onlar artık çift cinsiyetlidir. Şöyle der içlerinden biri: Özgürlük budur..

Özgürlüğün olası tanımları içinde “karşı cinsin olmaması” ya da “cinsiyetsizlik” ya da “iki cinsin özelliklerini tek bedende toplamak” olabilir mi? Daha açık bir anlatımla, özgürlüğü kısıtlayan en temel insana ait özelliklerin başında farklı cinsiyetler mi geliyor? Erkeğin kadına, kadının erkeğe ihtiyacı, mutlak özgürlüğün önüne çıkan bir engel mi? Aklın ve ruhun selameti için bedenlerin geri mi çekilmesi gerekiyor?

Özgürlük, bir izindir. Güneş’in Dünya’ya, Dünya’nın Ay’a, yerçekiminin de, “özgürlük nedir?” sorusunu düşünebilen canlılara verdiği bir izindir. Bu soruyu düşünemeyen canlıların da aynı izne tabi oldukları, fakat bundan haberlerinin bulunmadığı saptanmıştır. Habersiz canlılar, soruyu sorabilen diğer canlılara göre çok daha büyük bir keyifle, izinlerinin tadını çıkartabilmektedir.

Özgürlük, doğanın bize verdiği, soru sorabilme iznidir. Doğanın, sorulan sorulara cevap bulma aşamasını izlerken çok eğlendiği söylenebilir, ancak bazen efkarlandığı ve iki tek atmak istediği gözardı edilmemelidir. Özgürlük, bir izindir. Her şeyden çok, bedenimizin ruhumuza verdiği kısıtlı bir kullanım iznidir özgürlük.

Belki de, sadece birer zihinden ibaret kaldığımızda özgür olabileceğiz. izinsiz, koşulsuz…

okur

Yazar: Halil-Tekin

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum