ÖZGÜRLÜĞÜN HATIRLATICISI: YOLCULUK -BRANDON BAYS

“Bu kitap yuvaya yolculuğun ve içimizdeki yüceliği tanıyalım diye ruhun durmaksızın yaptığı çağrının hikayesidir. Bu kitap sizin için çalan ‘kalk borusudur’. Nihayet gerçekten olduğunuz kişiye, yuvaya dönmeniz için bir davetiyedir. Aradığın, sensin.”

Brandon Bays’ın, her zaman hayalini kurduğumuz özgürlüğü yaratmanın ve bu özgürlüğün bize kazandırdığı mutluluğu sadece dış dünyada değil, kendi içimizde bulmayı gösterdiği, bedene ve ruha verilen özenin en güzel biçimde kaleme aldığı ‘şifa kitabı’ olarak adlandırılan bu kitap umudun ve gerçek özgürlüğün varlığının hatırlatıcısıdır.

Kitaptaki konuyu kısaca özetlemek gerekirse eğer, Brandon son aylarda karnındaki ağrının artışıyla birlikte bir gün doktora gider. Aklına hiçbir olumsuz sonuç getiremez çünkü içinde bulunduğu yaşamı oldukça mükemmel ve sağlıklıdır. Her gün düzenli yapılan spor, aksatmadan uygulanan sağlıklı besin listeleri, Malibu sahilinde taze deniz havasının içinde bulunulan bir yaşam ve mükemmel bir evlilik… Aslında bunca pozitifliklerin içerisinde herhangi bir negatif durumla karşılaşmak neredeyse imkansız bir hal alıyor. Ama bazen sonuçlar beklenenin çok da dışında yer alabiliyor.

Brandon yaşadığı şikayeti doktoruna anlattığında gerekli teşhisler sonucunda karnında basketbol büyüklüğünde bir tümörün varlığı tespit edildi. Böyle bir yaşam içinde olan biri için bu durumun kabul edilmesi ne kadar olağan sizce? Brandon için bu durumu kabul etmek oldukça zor olmuştu ama imkansız bir hal almamıştı. Doktoruna, kendisine süre vermesini ve bu durumu ameliyatsız bir şekilde atlatabileceğini söyledi fakat doktoru Brandon’ın pozitif yaklaşımına karşı oldukça negatif bir tavur içindeydi. Çünkü kafasında, ‘iyileşebilecek miyim?’ düşüncesi yerine, ‘nasıl iyileşeceğim?’ düşüncesi vardı. Şifa yolculuğu ise tam olarak bu noktada başladı.

Yabancılaşma, toplumdan saklanma, çaresizlik, yalnızlık gibi duygular içerisinde bulunabilirdi insan bu durumda. Mutsuz olmak kolay çünkü. Bu durumda olmak bazen insanı düşüncelerinde ölümü bile gezdirebilir. Ölümü istemek… Ne de basit ve risksiz bir çözüm değil mi? Bir kitapta okuduğum cümle bu durumu en iyi şöyle açıklamıştı: “Ölüm, sahip olduğumuz en büyük korku değil. En büyük korkumuz yaşamak için risk almaktan korkmamız.”

Mutsuzluğu iliklerine kadar hissedebilmek, üzmek, üzülmek oldukça kolaydır. Ya da bunların dışında olan diğer şey de, mutluluğu dışa bağımlı olarak yaşamak. Birine, bir şeye, bir yere bağımlı olarak mutluluğu sürdürebilmek var insan yaşamında. Oysaki mutluluk kendini dışa bağımlı hissetmekten çok, bireyselliği tercih ederdi. Mutluluk bağımsız ve özgürdür.

Çünkü mutluluk dışarıda değil, kendi içimizde gömülü kalan ve çıkarılmayı bekleyen özgürlüktür.

Brandon doktorundan aldığı bir aylık süre içerisinde yaşamını tamamen değiştirmişti. Zaten düzenli ve sağlıklı olan yaşamını hastalığının etkisiyle birlikte daha da düzenli bir hale getirmişti. Çünkü bu yolculuk yeni yaşamını bir yolculuğuydu.

Bir ay süre sonunda kontroller için doktoruna gittiğinde karnındaki basketbol büyüklüğündeki tümörün sadece on beş santimetrelik bir kavun büyüklüğüne dönüştüğünü öğrendi. Bir aylık süre zarfında uyguladığı yaşamı tümörün boyutunu oldukça küçültmüştü. Brandon için bu sonuç tamamen olumsuz bir sonuçtu çünkü tümör onun için hala büyük bir boyuttaydı. Doktoru ise inatla tümörün ameliyatla alınması gerektiğini söylüyordu fakat Brandon doktorunun bu ısrarını inatla reddetti. Tüm olumsuz düşünceler arasında kendi olumlu düşüncesini ayakta tutmakta zorlanıyordu. Çünkü sahip olduğu umudu onun kurtuluşuydu.

Bazen olumsuzluklar kişiyi bulunduğu olumlu durumdan tamamen uzaklaştırabilir bazen de kendi düşüncelerini çevresinden uzaklaştırarak kendini tamamen olumlu duruma hapsedebilir. Çevre faktörü bu yüzden insan yaşamında oldukça önemli bir yere sahiptir. Brandon bu durumda kendine güvenirken, doktoru sürekli olarak onun güveninin boşa çıkacağından bahsediyordu fakat Brandon onun olumsuzluğuna kapılarak kendini engellemek yerine umudunu canlı tutarak kendini olumsuzlukların dışında bıraktı.

Brandon ilerleyen günlerde kendini daha da iyi hissediyordu çünkü çevresindeki olumsuz faktörlerin etkisinden kurtulmak için doktorunu değiştirerek işe başlamıştı. Daha sonrasında bir spiritüel öğretmenden ders almaya başlayarak hastalığının belki de son aşamalarını kaydediyordu. Çünkü burada öğrendikleri hastalığının tamamen iyileşmesini sağladı. Bunun en büyük açıklayıcısı ise duygularını saklamayıp gerçeğin özüne inerek, gerçek özgürlüğün hem bedensel hem de duygusal olarak gerçekleşmesini sağlamaktı. İşte gerçek iyileşme tam olarak böyle başlıyordu.

Bazı insanlar mutlu olduklarını hissederler fakat bu mutluluk sizce gerçek midir? Hissettikleri huzurlu yaşam gerçekten olmak istedikleri yaşam mıdır? Değilse eğer, gerçek mutluluk nedir?

Mutlu, huzurlu ve oldukça iyi hisseden birini düşünelim. Tıpkı Brandon’ın yaşamı gibi sorunsuz, hiçbir engellenme durumuyla karşılaşılmamış ve her şeyi yolunda giden bir hayat… Peki ya bu sorunsuz yaşamda hastalığın nedeni neydi?


Bazen vücut zihnin içerisinde dibe itilmiş duyguların ve düşüncelerin sesi olur. Yaşadığın yaşamda hissettiğin olumsuzlukların dışarıya yansıtılmadan zihine gömülüp orada sonsuza dek yaşayacağına inanılır. Davranış bilimlerince bu tanım, ‘bastırma’ duygusunun ele aldığı bir savunma mekanizmasıdır. Bastırma duygusu, çocukluktan ya da günümüzde yaşanılan olayların dışa vurulmadan zihin içerisine gömerek orada yok olacağına inanmaktır. Fakat bu durum aslında çeşitli zamanlarda kendini belli ederek zihin içerisinde çıkarak kendini gösterir. Bu durum bazen kişinin tepki oluşumlarından doğar bazen de vücutta oluşa olumsuz durumların göstergesi şeklinde olabilir. Brandon’ın yaşadığı durum da tam olarak bu durumdur.

Kendini tanımak, kendinin farkında olmak, kendi özüne inip duyguları kovuşturmak yerine duyguyu buyur etmek gerçek iyileşmenin sonucudur.

“ZİHNİMİZİ ÖYLE DURGUN BİR SU HALİNE GETİREBİLİRİZ Kİ, VARLIKLAR KENDİ YANSIMALARINI GÖRMEK İÇİN ETRAFIMIZA TOPLANIR VE BÖYLECE, BİZİM SESSİZLİĞİMİZ NEDENİYLE BİR AN İÇİN DAHA AÇIK, BELKİ DE DAHA COŞKULU BİR HAYAT YAŞARLAR.”
-W.B. YEATS

Brandon için bu, ‘kendini bulma’ uygulaması gerçekleşmişti ve karnında büyüyen tümör gün geçtikçe küçülmüş ve yokluğa karışmıştı. Brandon, önceki yaşamında mutlu olduğunu hissediyordu fakat şimdiki yaşamı gerçek mutluluğun ve huzurun ta kendisiydi. Gerçek sevgiyi ya da mutluluğu dışarıda veya başka birinde aramak yerine kendi içinde bulabilmişti.
Sevgi alınabilen ya da verilebilen bir şey değildi çünkü. Sevgi, bizdik. Sevgi, insanın kendisiydi. Gerçek özgürlük ise bunu keşfedebilmektir.
Gerçek yolculuk ise hayatın kendisidir.

“BAŞINA BEKLENMEDİK ŞEKİLDE GELENLERİ TANRI’NIN HEDİYESİ OLARAK BİL. SONUNA KADAR DEĞERLENDİRİRSEN SANA KESİNLİKLE FAYDASI DOKUNACAKTIR. HAVSALANIN DIŞINDA KALAN ŞEYLER İÇİN DİDİNİRSEN İŞTE BAŞIN O ZAMAN DERDE GİRER.”

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.