Neyi Seviyoruz?

Sevdiğimiz ve sevmediğimiz tonla şey var. İnsanlar, hayvanlar, yiyecekler, müzikler, oyunlar, filmler, renkler… Çoğu zaman neyi neden sevdiğimizi biliyoruz. Bu filmi seviyorum çünkü çok heyecanlı, bu şarkıyı seviyorum tam da beni anlatıyor diyebiliyoruz. Ya da birini sevdiğimizde ona kendimizi yakın hissettiğimizi, iyi anlaştığımızı söyleyerek işin içinden çıkabiliyoruz. Ama sevgi işi boyut değiştirdiğinde işler sarpa sarabiliyor. Sevgiye kılıf bulamadığımızda korkuyoruz. Beğendiğim için mi seviyorum? Tek sebep o değil. Çok güzel göründüğü için mi seviyorum? Tek sebep o değil. Anlaştığım için mi seviyorum? Tek sebep o değil.  

Bundan korkuyoruz çünkü bilinmeyenden korkmak insanoğlunun yapmayı en çok sevdiği şeylerden biri, yalan söylemekten sonra. Korkuyoruz çünkü birine saf bir sevgi beslemek temel koruma içgüdümüze aykırı. Severken savunmasızız, gardımız inik, zaaflarımız göz önünde, kırılganız. Gelen tüm tehlikelere açığız. Bazen bunun bilincinde olsak da karşılaşacağımız şeyi bilsek de çoğu zaman farkında bile olmuyoruz. Bu yüzden de gözü kör diyorlar. 

Peki en çok neyi seviyoruz? İyi olanı mı, kötü olanı mı, zıt olanı mı, yasak olanı mı, uzak olanı mı, eğlendiğimizi mi, hüzünlendiğimizi mi, yoksa hiç olmayanı mı? Maalesef bunu da seçemiyoruz. Bazen kısa bazen uzun sürse de bazen zehirli bazen tatlı olsa da bu garip sancıdan uzak kalamıyoruz. Kaçamıyoruz ya da kaçmak istemiyoruz.  

Bu sancıyı anlatan tonla film var. Paylaşacaklarım ise benim favorilerim. 

5: AYNI YILDIZIN ALTINDA 

“16 yaşındaki Hazel üç yıldır tiroid kanseriyle boğuşmaktadır ve kanser akciğerlerine de sıçradığı için yanında bir oksijen tüpüyle gezmektedir. Kanserli hastalar için oluşturulan destek grubunun bir terapi seansı esnasında Augustus isimli bir gençle tanışır. Augustus da beyin tümörüyle savaşmış ve bu yolda bir bacağını kaybetmiştir. İkili birlikte zaman geçirdikçe birbirlerine âşık olurlar. 

4: ETERNAL SUNSHİNE OF THE SPOTLESS MİND  

“Ayrıldığı sevgilisinden kalan hatırlarını sildiren bir adamın hikayesini anlatıyor. İki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alan Joel Barish, bir teknolojik deneye katılan sevgilisine ilişkilerini tamamen hafızasından silinmeden hatırlatmaya çalışmaktadır. Yani Barish’in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister. 
Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer.”
 

3: MALCOM AND MARİE 

“Malcolm & Marie, bir film galasından dönen film yapımcısı Malcolm ve kız arkadaşı Marie’yi takip ediyor. Galadan eve döndükten sonra Malcolm ve Marie arasında beklenmedik bir tartışma yaşanır. Geçmiş ilişkileri hakkında yaptıkları bu tartışma farklı boyutlara ulaşınca çift aşklarının gücünü sınamaya başlar.” 

2: CALL ME BY YOUR NAME 

“1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya’nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio’nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir.” 

1: KADER 

“Bekir Uğur’a, Uğur Zagor’a, Zagor ise suç işlemeye aşıktır. Durum bu haldeyken Zagor hapisten çıkar. Boğucu ve sıcak bir yaz gecesi aksilikler birbirini takip edince Cevat ile Zagor karşı karşıya gelir. Zagor Cevat’ı gözünü kırpmadan öldürüp kaçar. Aynı gece Uğur’da kaybolur. Bu cinayet ve ardından Uğur’un Zagor’la birlikte kayboluşu, o güne kadar Cevat’ın koruması altında yaşayan genç anne, felçli baba ve küçük erkek kardeş için zor, karanlık günlerin habercisi olsa da Uğur’a delicesine âşık olan Bekir’in kurtuluş umudu gibidir. Ailesinin bulduğu bir kızla evlenip, yeni bir yaşama başlar. Ama aylar sonra, Zagor’un İzmir’de iki polisi öldürüp yakalanmasıyla Uğur’a ulaşmak için yeni bir umut belirince, bu acımasız aşkın peşinde yıllar yılı sürecek amansız bir takip başlar. Taşra pavyonlarında, üçüncü sınıf otel odalarında, esrar alemlerinde Uğur’un izini sürmeye başlar.” 

Her biri bu sancıları kendi perspektiflerinden anlatan bu filmler bile insanın kendi düşüncelerini yansıtmakta tek başına yeterli olmayacaktır. Çünkü henüz yazılmamış hikayeler, çekilmemiş filmler, söylenmemiş şarkılar vardır ve çoğu zaman en güzeli de gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeden kalanlar olacaktır.  

Kapak: Auguste Rodin, Eterna Primavera, WikiCommons – Public Domain 

Açıklamalar: Beyazperde, Wikipedia

Yalnızca Bir Film Izleyicisi Ve Sinema Sever Olarak Yorumlamaya Çalıştığım Bu Filmleri Beğendiyseniz Ve Devamının Gelmesini Isterseniz Yorumlarda Belirtebilirsiniz. İzlemiş Olduğunuz Filmler Varsa Yorumlarda Belirtebilirsiniz. Yazımda Eksik Yanlış Gördüğünüz Noktalar Varsa Yorumlarda Belirtebilirsiniz.  

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.