Neden Yeni Yıl?

Neden Yeni Yıl?

Neden Yeni Yıl?

Bu zamana kadar anlayamadığım bir konu var. Neden yeni yıl önemli? Hayatımızda neyi değiştirebilir? 2019’un 2018’den farkı neydi ki biz 2019’a girerken bunu kutladık? 2020’nin 2019’dan farkı ya da daha iyi tarafı ne ki biz 2020’ye girmeyi kutladık? Bunların farkı yoksa biz neden kutluyoruz? Burada genel düşüncelerden tüketimi artırmak için ya da bir kültürün empoze edilmesi çabası gibi yollardan hareket etmeyeceğim. Bu yolları zaten okuyor ve duyuyorsunuz. Ben kendimce bunun farklı bir sebebini açıklayacağım.

Belki fark etmişsinizdir son bir kaç yıldır kişisel gelişim üzerine sosyal medyada ve yazılı basında bir çok çalışmalar yapılıyor. Kimisi doyurucu kimisi ise fikir üretmekten uzak başka fikirleri çağrıştıran çalışmalar. Son zamanlarda bu alan üzerine çalışma yapılmasının sebebi tabi ki pazarın oluşması. Neyse ki ben yazdıklarımdan şu anda bir kazanç elde etmeyeceğim. bu yüzden içim rahat.

Yeni yıl neden hepimiz için bu kadar önemli? Bunu eğlenmek için bir fırsat olarak gören içinde, kazanç olarak gören içinde, kültür empoze edilmesi olarak gören içinde yeni yıl genel olarak herkes için umuttur. Günümüzde insanlar ne yazık ki ekonomik, ailevi, duygusal ya da başka sebeplerden dolayı kendilerini yorgun ve mutsuz hissediyorlar. Bu sebeple bir umuda ihtiyaçları var. Kendilerinin güçlü olduklarının söylenmesine, bir şeyleri başarabileceklerinin inanılmasına ihtiyaçları var. Bu sebeple kişisel gelişim üzerine yapılan çalışmalar son dönemde ön plana çıktı. İnsanlardaki bu istek fark edildi. “Biri bana güçlü olduğumu söylesin. Biri benim başarılı olduğumu söylesin.” diye bir altyazı ile dolaşan insanları gören bir çok sektör çalışma yapmaya başladı. Bana göre bunu en iyi kullanma şekli de yeni yıl. Adı üzerinde bu şey yeni. Yeni olan bir şey içerisinde nasıl bir yorgunluk ve umutsuzluk barındırabilir ki? Yeni olduğu için tabi ki onun gelmesiyle hepimiz mutlu, umutlu ve yenilmez derecede güçlü olacağız. Ta ki 2 Ocak 2020’de sabah alarm çalana kadar.

İlk önce alarm çalacak ve siz duymak istemeyeceksiniz. Sonra bir önceki günün ilk saatlerini hatırlayacaksınız. Nasılda mutluydunuz? Oysa şimdi kalkıp işe hazırlanmak zorundasınız. Tatille başlayan yeni yılınız iş ile devam edecek. Sonra tekrar iş olacak sonra tekrar iş… Neden yeni yılın farkını göremiyoruz? 2020 bize neden 2019’dan farklı davranmıyor? Neden o hayalini kurduğumuz sarılmalara, öpüşlere, paralara, arabalara, kıyafetlere sahip değiliz? E hadi ama yeni yıldayız! Benim umudum var, inancım var, kendimi güçlü hissediyorum. O kadar izlediğim video ve kitap bana yalan söylüyor olamaz ya! Söylemiyor da zaten. Biz sadece hoşumuza gidenlere beynimizde yer veriyoruz. O da güçlü, başarılı, saygı gören, sevilen ve vazgeçilemez bir kadın/erkek modeli.  Atladığımız nokta ise çalışmak.

Çalışmak hangimize kolay geliyor ki? Hiç kimsenin işi o kişiye kolay değil ama başka işler kolay. “Oturduğu yerden çalışıyor.” genel ifade. Severiz başkasının tavuğunu kaz görmeyi. Herkes o tavuğu kaz görür ama kimse kendi tavuğunu besleyip büyütüp onun semereleriyle kaz elde etmeye çalışmaz. Çünkü bu çalışmak demektir. Zaman harcamak enerji harcamak zor gelir. Zordur da ama gereklidir. Kimse istediklerine kendi çabasıyla bir an sahip olamaz. Başkasının sunduğu şeylerde asla bizim olamaz. Bu yüzden “altın bilezik”  diye bir deyimimiz var. Dar anlamında her zaman para kazandıracak bir sanat, meslek ya da zanaat sahibi olmayı belirtir. Geniş anlamda toplumdaki anlamına bakarsak her şeyi kaybetse bile hayatta kalmasını sağlayabilecek bir yeteneğe sahip olmaktır. Bu kadar değerli olan altın bileziğe sadece çalışarak sahip olabiliriz. Bunu bize başkaları da veremez.

Yeni yıl herkes için umuttur demiştik. Herkes böyle kabul eder ve herkesin temennilerinin temelinde umut vardır. Yalnız çalıştıkça umudumuzun faydasını görebiliriz. Hayat uzun bir yoldur umut bu yolun sadece ışıklandırmasıdır. Bizi sonuca ulaştıracak şey çalışmaktır.

Umudumuz doğrultusunda çalışmalarımızın meyvesini alabilmek umuduyla yeni yılımız kutlu olsun.

okur

Yazar: Furkan DİNÇEL

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum ve avukatım. Bu zamana kadar düşündüklerimi ve irdelediklerimi bir medya platformunda yazıya dökmedim. Popüler gündemi pek takip etmemekle birlikte bir şeyin arkasındakileri görmeye çalışmayı seviyorum.

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.