MÜZİK

 

Bir iş el ile yapılırsa çıraklık, el ve akılla yapılırsa ustalık; el, akıl ve kalp ile yapılırsa zanaatkâr olur demişler. Gerçekten müzik kalp ile yapılmazsa olmayacak bir iş bence. Onu hissederek yazman ve hissederek söylemen gerekiyor.

Senin durumunu dinlediğin müzikler belirliyor çoğunlukla. Arabesk dinlersen sevdiğin biri veya âşık olduğun biri ya da hüzünlü bir an gelir aklına efkâr yapıyorsun sonrasında. Pop bir şarkı dinliyorsan elin ayağın rahat durmuyor mesela. Hiçbir müzik türü yoktur ki dinlediğin zaman hiçbir şey hissetmeyesin. Klasik müzik bile dinlerken bir şeylerden arındığını, zihinsel olarak rahatladığını hissediyorsun. Hissediyorsun yani bir şey anlıyor musunuz? Ne muhteşem bir şey değil mi?

Müzik ruhun gıdasıdır. Sözünü boşuna söylemiyorlar bence tabi ruhu besleyen başka şeylerde var ama müziğinde etkisi es geçilemez yani. Dinlerken depresyonun verdiği o boşlukta olma hissini vermiyor. Bir şeylere bağlı olmanı ve belirli olayları düşünüp o hisse kapılmamanı sağlıyor.

Kötü olaylardan bahsetmeyelim sürekli. İyi olaylarda da müziğin o olayı daha iyi hale getirme etkisi olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Örneğin yemek yapıyorsun ve normal hayatında da yemek yapmayı seviyorsun. Müzik açarak yemek yapmayı daha eğlenceli bir hale getirebiliyorsun.

Yani uzun lafın kısası ben derim ki: müzik dinleyin, dinlettirin. Bünyenizde tam gibi gözüken ama eksik olan yerleri tamamlarsınız.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.