Muhasebe ve Finansman

Merhaba, ben Melih Can DEMİR. 19 yaşında olmama rağmen lise son sınıftayım, anlayacağınız bu sene okuduğum bölümün stajını yapmaktayım. Dilerseniz bir an önce okuduğum bölümü neye göre seçtiğim sorusunun cevabına geçelim, birazda sohbet ederiz, iyi okumalar efendim.

Ben kendimi bildim bileli matematiği çok severim, hani ortaokulda “Bu dersler gerçek hayatta ne işimize yarayacak?” der kızardık ya okula, işte ben matematiği hayatımın her dakikasında kullandım. 5. sınıfa giderken turuncu bir bisikletim vardı ve okula bisikletimle gidecek kadar çok severdim bisiklet sürmeyi. Ve ben çok sonra fark ettim de bisikleti insanların arasında sürerken o matematik hesabını yapıyordum. Mesela kaldırımda yürüyen iki yayanın yan yana geçişecekleri süreyi hesaplayıp, benim ne kadar hızlandığımda o iki yayanın arasından geçebileceğimi hesaplıyordum.

(Örnek; Dar bir kaldırımda ters yönlere yürüyen iki yaya var. Benim en yakın yaya mesafem 5 metre, iki yayanın birbirine uzaklığı 7 metre. 2 metre daha yakın olduğum için ve tekerlekli araç kullandığım için sabit hızımda aralarından zikzak çizerek geçebilirim. Tam tersi olsaydı, benim mesafem 7 metre, yayaların arası 5 metre olsaydı eğer; her metreyi saniyeye çevirirsek benim saniyede 2 metre gitmem lazım ki 2,5 saniyede yayaların arasından geçebileyim gibi şuan anlatırken bile çok sevdiğim hesaplar bunlar.)

Mesela hâlen da annem mutfak alışverişi yapacağı zaman yoğurdun 2 kilosu şu fiyat 3 kilosu şu fiyat deyip hangisi daha kârlı sorar bana. Tabii zamanla kendisi de öğrendi biraz hesaplamayı, son bir yıldır pek sormuyor bu tür soruları. Hayatımın her alanında her saniyesinde hesap yapmayı çok sevdim, eminim ki yıllar sonrada o iki yayayı geçip geçemeyeceğimi hesaplayacağım.

İşler böyle sürünce, büyüdükçe sayısal zekamı keşfettim ve lisede de bu devam etti. Sınıfımda matematikten anlayan 4-5 kişi vardı ve bunlardan biride bendim fakat ben kendimi onlardan bir tık üstün tutmak istiyorum çünkü çoğunlukla, hatta oran vermem gerekirse %85-90 olarak ders esnasında öğretmenin tahtaya yahut deftere yazdırdığı soruyu ilk ben çözerdim. Benim sayısal zekamda şöyle bir şey var, öğretmen soruyu sorarken zaten ben o an kafamda sorunun cevabını buluyorum, geriye sadece işlemi deftere yazmak kalıyor.

Mesela şöylede çok sevdiğim bir anım var benim, orta orta okul 6. sınıftaydım ve hafta sonu kurslarına giderdim, sınıfta 6-7 kişi vardık en fazla. Bir gün konumuz matematik iken öğretmen 4 haneli çıkarma ya da toplama işlemi sordu tam hatırlamıyorum orayı fakat hatırladığım tek şey öğretmen ikinci 4 haneyi, yani çıkaracağımız sayının son rakamını söylediğinde direk cevabı yapıştırdım. Bir arkadaşım ise “Öğretmenim defterden yapmıştır.” dedi. Lakin öğretmenim benim sayısal zekamı biliyordu ve “Gördüm yapmadı.” dedi. Hani sevdiğim nokta şu ki; o saniyelik hesabı aklımdan yapmış olmam ve diğerlerinin sanki hesap makinesi kullanmışım muamelesi yapması, demek ki o kadar zekam var ki hesap makinesi gibi yapabiliyorum.

Lisede bazı sorunlar oldu, derslerim iyiydi fakat okulu değiştirmek zorunda kaldım derken liseyi bıraktım. Yaşıtlarım 11. Sınıfı okurken ben açık öğretim lise 10. Sınıftan yeniden başladım ve bölümümü muhasebe olarak seçtim. Şuan ilk staj günümdeyim, daha bilgisayar başına oturmadım fakat yakındır işlere girişmem.

Lisede bazı sorunlar oldu demiştim, onu da başka bir yazımda sizlerle paylaşmak dileğiyle. Şimdilik hoşça kalın.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.