Medea ve Tehlikeli Aşkı

   Medea’nın hikayesini hepimiz biliriz. Aşkı ve hırsı uğruna kendini hayata bağlayan çocuklarını kocasından intikam almak için öldürerek kaçmış bir büyücüdür. Böyle anlatınca canice geliyor olabilir ama olaylara Medea’nın gözünden bakmaya çalışalım. Güçlü kral babasını karşısına alarak bütün hayatını geride bırakıp kocasına kaçmıştır. Ki kocası da korkağın tekidir aslında, backstorylere baktığımız zaman Medea’nın kocasını sürekli kurtardığını ve ‘hero’ lakabının ona verilmesini sağladığını görürüz; kocası Medea olmadan o sırada kendisinde bulunan hiç bir güce sahip olamayacaktı. Aynı zamanda çapkınlığını da bastırmayı tercih etmemişti. Her şeyi bir anda silip bu adama kaçan Medea’nın iki çocuğu olur bu aşkın meyvesi olarak. Ama hayatları bir anda değişir ve kocası başka bir prensesle evlenmek ister, çünkü güç gözünü her zaman olduğu gibi bu durumda da kör etmiştir. Karısının büyücü olmasını umursamayarak ondan ayrılmak ister. 

  

  Medea’nın kırılma noktası bu istek olmuştur ve kim için kendi hayatını mahvettiğini ancak bu şekilde anlayabilmiştir sadece. Ekstrem kızgınlığını zekasıyla dinginleştirmeyi becermiştir, çünkü kusursuz intikam planı için lazım olan bir kaç günü ancak bu şekilde gerçekleştirebilecektir. Mutsuz ve umutsuz kadın rolüne bürünerek kralı kandırmış ve kocasının evlenmek istediği prensese düğün hediyesi olarak dokunulduğunda öldüren bir elbise gönderir. Bu elbiseyi barış işareti olarak algılayan prenses elbiseyi giyer giymez alevler içinde ölür, onu kurtarmaya gelen babası da aynı şekilde. Yine de kocasına olan öfkesini hala dindirebilmenin ona göre tek yolu vardır; ikisinin de hayattaki en değerli varlıkları olan çocuklarını öldürmek. Bir anne, kendi öz çocuklarını sırf intikam uğruna katledebilir mi sorusuna verilebilecek en güzel örnektir Medea’nın tragedyası. Kocasına elinde tuttuğu iki ölü bedenleri göstererek uçarak kaçar oradan. Hala canice gözüküyor, değil mi? Ama Medea prensesliğini, konumunu, özel oluşunu, kısacası bütün hayatını aşkı uğruna bırakıp kocasına kaçıyor. Sığınacak başka yeri yok ve bütün hayatını bu adam üzerine kurmuş bir kadın bu Medea. Medea’nın gözünü aşk kör ederken kocasınınkini de güç kör etmiştir, bu konuda zıt düşmüşlerdir. Bu arada, Medea Yunan Tragedyasında ilk ve tek sonu ölüm ve ceza olmadan biten tragedyadır. 

   Medea herşeyi herkesi geride bırakmıştır ve gerçek aşkı sandığı adam uğruna delirmiştir. Burada suçlu olan kişi sizce de Medea mı? Çocukların hiç bir suçu kesinlikle yoktu, ama çocuklarının ölümüne yol açan kişi aslında kocasıydı, çünkü Medea’nın aslında çok güçlü bir cadı ve aynı zamanda istediğini alma konusunda sınırlarının olmadığını çok iyi biliyordu. Kral babasını ve bütün gücünü geride bırakıp kaçan bir kadının, üstelik büyücü bir kadının psikolojisi ne kadar normal olabilir ki? Tetikleyemecektiniz Medea’nın psikopat tarafını, bu kadar basit. En sevdiğim Yunan Tragedyası kesinlikle budur. Antigone’u okumanızı da öneririm.

okur

Yazar: Esra

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.