KurutulmuşKalamarPerisi kim?

Selam! Öncelikle söylemek istediğim iki şey var; ilki dostum, neden blog konularında “öylesine” ya da “günlük, düşünceler” gibi  benim yazdıklarımı tam olarak kapsayacak şeyler yok? Bu cidden beni sinir etti. Bende bu yüzden en kapsamlı olanını yani “Yaşamı”seçtim. İkincisi ah evet şuan ne düşündüğümü unuttum. Bu çok oluyor bu günlerde. Tam söyleyecekken bir anda kısa süreli hafızanızdan düşünce uçup gidiyor…  Kötü bir şey. Uçurtmasının ipini kaçırmış çocuklar gibi hissediyorum. Tamam o zaman aklıma geri gelene kadar seni bir sözle baş başa bırakayım. “Bu kadar kötü insanın olduğu yeri, böylesine kötü bir gökyüzü nasıl kaplayabiliyordu?”(Fyodor Dostoyevski) Öhö öhö! Öncelikle sana biraz kendimden bahsedeyim, (unuttuğu şeyi hatırlayamadığı için konuyu değiştiriyor) Hakkımda’da yazdığım gibi 14 yaşında, türk, çizer, yazar ve okur ki okumakta bana göre bir sanattır. Çünkü bu cidden zor. Önceki sene çok pişmanlığım oldu, tecrübe ettiğim pek de hoş olmayan şeyler. Düşüncelerim gün içinde sık sık karanlık bir yağmur bulutu gibi başımın üzerinde toplanıyordu. İsteksizdim. Ve biliyor musun, bana göre depresyon ve benzeri hastalıklar isteksizliğin aşırı bir şekilde artmış hali. Çünkü düşün, bir gün canın dışarı çıkıp arkadaşlarınla konuşmak istemiyor. Sonra odandan çıkmak istemiyorsun, sonra yataktan kalkmak, sonra bir amip gibi (bu terimi annem çok kullanır çünkü ona göre amip yanlız asosyal tembel kişiler) öylece nefes alıp yemek yemeye başlıyorsun. Eğer işler daha da kötüleşirse bir gün kendinin insanlara yük olduğunu ve varlığını sorgularsın. Ve bum! annen odanın kapısını aça. Öncelikle şuan karnım saçma sapan ve bu karanlık konuya zıt bir şekilde gurulduyor. Ve tam güldüğümü belli edecek bir şey yazmak isterken yazıp yazıp sildim. (hahaha mı yazsam ehehehe mi yoksa random girsem mi direkt) Her neyse sonuç olarak bu iş çok tehlikeli yerlere gelebilir. Ben depresyona falan girmemiştim ama amiplik vardı bende de biraz. Sonra kendi kendime dedim ki ” Dostum sen ne yapıyorsun! Böyle devam edersen ne yapacağız. Zaten ömrünün 13 yılı gitmiş, gerisi de mi yok olsun. Hemen kalk! Marş Marş!” Dedim. Tabi ki iş yapma aşamasına gelince ancak odadan çıkmayı başardım (:. Devamlı olarak ders çalışmaya çalıştım çünkü Liselere giriş sınavı senesindeyim ve şuan da 19 günüm kaldı. Haha evet bende burada yazı yazıyorum. Aslında son tekrarlarımdayım ama kendimden pek bir şey beklemiyorum. Şahsen okulu hiç sevmem öğrencilerin çoğu gibi. Bu yüzden açıktan okumaya karar verdim. Çünkü saatlerimin ve günlerimin çoğunluğu (tarih edebiyat ve coğrafya hariç çünkü bunlar önemli dostum ve bende okula gitmesem de ailem kültürel olarak gelişmiş bir insan olmamı istiyor.) Matematikten nefret ederim mesela. Bana göre saçmalığın teki. Zaten sadece matematikte eğer iyiyseniz ayrı tutulursunuz herkesten. Ben sanırım bunu ilk 30 aldığımda anlamıştım. Çünkü notlarım azımsanacak düzeyde iyiydi. Ve bu yüzden yükseklerde uçarken yere çakılmış oldum. Evet matematik nefretimi kustuğuma göre devam edebiliriz. Buna rağmen kimyaya, uzaya ve psikolojiye inanılmaz düşkünümdür. Eğer sen de hoşlanıyorsan “Evrim Ağacı” kanalını ziyaret edebilirsin.  Evet sonuç olarak okuyacağım ama okumayacağım ehe. Sana kendimi anlatırken bir anımdan bahsetmek isterim. Bir gün d&r’dan kitap alacaktım ama vaktim kısıtlıydı ailem beni bekliyordu. Ancak o kadar güzel kitaplar vardı ki sarhoş gibi içeride koşuyordum. Sonra kişisel gelişim kitaplarının olduğu bölüme geldim ve o da ne! Bir kitap. Öylesine elime aldım ve ne yazıyordu biliyor musun kapakta?. Sadece APTALLAR 8 saat uyur. Tamam belki 8 saat uyusaydım bunu kaldırabilirdim. AMA BEN 12 SAAT UYUYORDUM. O an kızarmıştım fazlasıyla. Sonra ne yaptım? Kitabı elime aldım kasaya gittim ödememi yaptım ve eve döndüm. Ardından gece yatağıma geçtim ve okudum kitabı. Yaklaşık 3 günde bitirmiştim. Şunu söylemeliyim ki hayatımda okuduğum en iyi üç kitaptan biriydi. Kesinlikle oku kesssinlikle! Ben şuana kadar 3 kere tekrar okudum. Ve emin ol hayatımın sonuna kadar da tekrar okurum. Tamam şimdi neden bahsetsem? Tamam evimizden bahsedeyim! 5 Katlı bir apartmanın 4.katında oturuyoruz. 2 tane güzel balkonumuz var. Salonda aşırı havalı bir ağaçtan yapılmış bir vitrinimiz var. Ama içinde tabaklar yok, işin güzelliği bu ya kitaplar var! Sonra benim bir kız kardeşim var bu sene 11 yaşına girecek. Aynı oda da kalıyoruz. Ailem de yer tasarrufu olsun diye bu aralar ranza almayı düşünüyor ve bu harika bir fikir. Aslında eskiden bir ranzamız vardı. Ama eski evimizde kardeşim ve benim olduğumuz odanın tavanı ve üst yatak arasında çok az bir mesafe vardı ve kardeşim rahatsız oluyordu. Ve bizde yatakları böldük. Hmm sonra. Ben mesela aşırı bir Bob Ross sevdalısıyım. Tamam belki ilk başlarda uyumak için izliyordum bölümleri ama artık değil. Hatta babam odalarına bir tablo yapmamı istiyor! Bunun için biraz kopya çekeceğim ama lütfen bana kırılmayın bay bob. Devam edelim. Aslında burada söyleyeceğim daha bir çok şey var ama köşede ki harf sayacının 4996’yı gösterdiğini ve şuan 5000’ni geçtiğini gördüm. Kısacası bu benim! Şimdi gitmeliyim またね!

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

5 Yorum