KIRMIZI ODA’DA PEMBE GİYMİŞ OKB

KIRMIZI ODA'DA PEMBE GİYMİŞ OKB

Pembe potinli kızla Bay Psikopat’ın hikayesi benim yaşamım. Yaşadıklarımı öylece ekranda görünce ben de şaşırdım. Hatta izlemedim, uzun süre açıp bakmadım bile. Çünkü psikiyatri içimde küllenmiş bir yangındı, Kırmızı Oda bir yangının külünü yeniden yakıp geçti. Anlatmaya en baştan başlayayım..

Ben Pembe Potinli Kız, Bay Psikopat da en yakınım, OKB, yani takıntım. OKB ( Obsesif Kompulsif Bozukluk) nedir derseniz; kısaca takıntı hastalığı, uzunca sorarsanız da yaşamıma bakın. Bay Psikopatımla tanıştığımda okula bile gitmeyen küçük bir kızdım. Önceleri masumdu, anlayamadım. Her tuvalete gidişimde izin alırdım, normal gözüküyordu. Sonra ritüellerim başladı. Akşamları sormadan uyuyamadığım bir soru vardı, ama soru bana kalsın. Merdivenleri üç adımda inemezsem kaza yapacaktım mesela, ya da elimi üç kerede yıkamalıydım.  Aklımda sürekli düşünceler, düşünceler, düşünceler, delirmişçesine düşünceler…Ne düşünsem kötü bir şey yapmış hissine kapılır akşamı beklerdim, sonra anneme anlatır aklımca günah çıkarırdım. Bir gün büyüdüm ve evden ayrıldım. Bay psikopat tekrar çıktı karşıma, üstelik o da büyümüştü artık. Benden istedikleri masum değildi.

KIRMIZI ODA'DA PEMBE GİYMİŞ OKB

Ben ondan kaçtıkça şekil değiştirdi. Dini takıntılarım başladı. Helallik isterdim herkesten, kulağa normal geliyor belki ama normal olsa çevremde arkadaşım kalırdı sanırım. Bir yıl kadar bununla savaştım. Ama Bay Psikopat ben onunla yaşamayı öğrendikçe şekil değiştirdi. Temizlik takıntılarım başladı, artık sadece düşüncede ve dilimde değildi savaş, bütün bedenimdeydi. Temiz olmalıydım. Sınava çalışmak için bir sabah erken kalkıp da yirmi beş dakika boyunca el yıkamıştım. Bir yılımı daha verdim OKB’ye.. Ben ona nelerimi vermedim ki? Uykusuz çok gece geçirdim mesela, düşünürdüm sadece, az daha düşünsem ya deli ya filozof olacaktım. Dayanamaz ağlardım, birisi demişti ki bana: ”Senin bu ağlayışını gören annen öldü sanır.” Oysa ben bir ölünün ardından ağlamıyordum o gün, içimde yaşayan bir psikopattı beni ağlatan. Onunla savaşamadım, nasıl savaşacağımı bilmezdim,  kim olduğunu bile tanımazdım. Sadece ben de değil kimse anlamadı ki sorunu, deli miydim ne? Sonra birinin aklına gelmiş olacak ki beni bir odaya götürdü, bir Kırmızı Oda’ya.. OKB dediler o zaman bana, Bay Psikopat’la tanışıklığım kağıt üzerinde de resmileşti artık. Sonra bir psikiyatri sevdası aldı beni, ruh doktoru olacaktım, kendimi de başka pembe potinli çocukları da iyileştirip ruhlarına dokunacaktım. Ama benim de nasibime diş doktoru olmak düşmüş. İşte ekranda görünce Kırmızı Oda’yı içimde yine bir şeyler tutuştu ama bu sefer su döktüm, söndürdüm. İzleyince de sadece ” İYİ Kİ” diyebildim. Deli doktorlarını(!) da sevdirecekler halka. Belki o zaman pembe potinli küçük kızlar, Bay Psikopat’la tanışırlar ama o kırmızı odalarda vedalaşırlar.

Söyle şimdi Kırmızı Oda! İçimdeki yangından mı kırmızısın? Ben sönmeye, kararmaya da razıyım. Ama psikiyatri sevdam da Deli Doktorları da KIRMIZI kalsın!

okur

Yazar: melalem

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.