Kendinizde Misiniz?

Bu ilk bloğum. Nasıl yazılır, ne yazılır bilmem. Edebiyatta ve böyle felsefi sözler söylemekte kötüyüm, öğüt vermek benim işim değil, kimseye ne yapacağını söylemem ama kendi deneyimlerimi anlatmaktan çok hoşlanırım. 

Hayatım sizinkinden pekte farklı değildir eminim. Normal bir insan gibi yaşıyoruz bizde hayatı. Ama kendimde diğer insanlarda görmediğim davranışları fark etmeye başladım, sanki içimde farklı birisinin daha olduğunu hissetmeye başladım, işte o zaman hayatım değişti.

Konuya direkt girmeden önce bahsetmek istediğim bazı şeyler var. Burda kendi kişiliğimden uzaklaşmak için farklı bir isim kullandım. Çünkü ben asla kendi ismimle bu kadar özgür olamadım, hiç bir zaman içimdekileri anlatamadım. 

Hayata lise 3 te adım atabildim. Gerçekleri çok geç gördüm, çok geç büyüdüm, bazı şeyleri çok geç anladım. Bunun sebebi ise küçüklüğümden beri pasif olduğuma, yetersiz olduğuma ve asla büyüyemeyeceğime inandırılmam oldu. 

Kendimi ve çevremi algılamaya başladığımdan beri içimde dolduramadığım büyük bir boşluğa sahibim. 3 yaşımdan beri insanları daima izlerim, hal ve hareketlerini, söyledikleri cümleleri, yemek yiyişlerinden tutun giyinişlerine kadar tüm insanları incelerim. Bu bana insan psikolojisi analiz yeteneği kazandırdı herkesi anlamakta ve dert ortağı olmakta üstüme yoktur. 4-5 yaşlarımdayken kendi yaşıtlarımla anlaşmaya çalışırken zorlandığımı fark ettim onlara ayak uyduramıyordum, çünkü davranışlarını izlediğimde onlara ait olmadığımı fark ettim. Onlarda bunun farkında olduklarından dolayı sürekli beni dışlarlardı. Kendi yaşıtlarım ve ailem bu konuda bana zamanında çok katı davrandılar hatta bu yüzden bazı hala geçmeyen tramvalara sahibim. 

6 yaşına geldiğimde kendimden küçük insanlarla takılıyordum, onların hayal perest dünyaları beni bu dünyadan alıp götürüyordu, bazen hala o hayal dünyalarında kayboluyorum. Her çocuk gibi yaramaz, söz dinlemez biriydim. Yerimde duramadığım için ailem beni spora yazdırdı. Orda yeni arkadaşlıklar edindim ve bana bu hayatta ki en tatmin edici duyguyu kazandırdı. SEVİŞMEK.

Bu doğru 6 yaşında sevişmek, seks, penis, vajina gibi şeyleri öğrendim, hemde bir kız ortamında. 6 yaşında bir insan nasıl azgınlık duygusu duyabilir ki diye soranlar olabilir ama siz hayatta ki amacınızı ya da şöyle diyeyim içinizdeki boşluğun sebebini ararken her türlü deneyimi tatmak ve öğrenmek istiyorsunuz ve bu isteyerek yapıldığında size en büyük zevki veren eylemdir bunu unutmayın.

Senelerce kızlarla kendimizi tatmin ettik, 12 yaşına kadar. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi, sonra taşındık ve koptuk. Ayrıca büyümüştük, artık bunları yapmaya gerek duymuyorduk değil duymuyorlardı, ben hala duyuyorum. 

9 yaşımda küçük bir kardeşim oldu. Belki bilen bilir aileye göre ilgide azalma yoktur lakin işler hiç öyle değildir. Ben, nedendir bilmem, çok korumacı bir insanım. Ailemi yalnız bırakmaya korkarım, sanki ben olmayınca ölecekler gibi bir his doğardı o zamanlar, gerçi hala bensiz geçinemediklerini düşünüyorum. Kardeşimi 11 yaşına gelene kadar asla yalnız bırakamadım. Bu da beni ona bağladı ve teknik olarakta eve kapattı. Sosyal olma kısmımı orda kaybettim. 

7. Sınıfta, 13 yaşımdayken okul değiştirdim. Yeni okul, yeni hayat derler, aynen öyle oldu ama olabilecek en kötü şekilde. Daha öncesinde insanları incelemek gibi bir huyumdan bahsettim. İlk gün okulda tamamiyle sessizce oturup herkesi gözlemledim. Hepsi benden daha havalı, daha güçlü, asabi, sinirli ve umursamazdı. Öyle bir okula gelmiştim ki 13 yaşında sigara içen, uyuşturucu alan, her gün kavga eden ya da karı kız beceren insanlar vardı. Eğer kendime yeni bir kişilik oluşturamazsam hedef tahtası olmaktan çok korkmuştum, çünkü kendimi savunmayı bilmeyen biriydim. Bende kendim ve geçmişim hakkında yalanlar attım. Ama hatam bu değildi, iyi niyetliliğim yüzünden, merhamet gösterdiğim bir kız yüzünden bende aşağılanacak konuma gelmiştim. Kendimi bir kaç ay içerisinde sınıfımdaki bir kıza kölelik yaparken buldum. Beni her türlü iddia da kullanıyordu, ortalık malıydım bildiğiniz. Taciz edildim, dövüldüm, tehdit edildim ve bunları anlattığım büyükler bana inanmadılar, koruyan hiç kimsem yoktu, kendi başımaydım.

Teog sınavını duymuşsunuzdur belki SBS den sonra gelen sistem, ilk madurlarıydık 2000 liler olarak. O kadar çok olay yaşamıştım ki o sınava hiç çalışmadan girdim ve zorla imam hatip lisesine yollandım. 

Lise 1 de hala asla kendi yapabileceklerinden emin olmayan o pısırık kızdım. Yine kendimi ezdirdiğim bir seneden sonra okulumu değiştirdim tekrardan. Ve bu yaptığım en doğru şeydi.

Lise 2 de meslek lisesine geçiş yaptım. Yeni dostluklar kurdum. Kendime biraz güç kazandırdım, artık bana bulaşan yoktu ama yinede o cahil dönemini atlatamamıştım. En yakın arkadaşım benden daha aptal ve geride kalmış biriydi bende ona benim bildiğim her şeyle yardım ediyordum. Onun istediği o gereksiz bilgi açlığını doyuruyordum. Kendime göre bir arkadaş olarak ayarlıyordum onu. Nedeniyse benden çok daha cesur ama aptaldı. Kullanılabilir biri olarak gördüm onu. 

11. Sınıfta onun cesaretini de kullanarak ilk defa sınırlarımı aştım. Okuldan kaçıp İstanbul turu yaptık beraber. Bu tarz kaçamak fikirlerini hep aklına ben sokardım. Bu yüzden ailesi hala benden pek haz etmez. Ona benimle takıldığı her sürede yeni bir özellik kattım. Tavsiyelerim sayesinde hala çok güçlü bir kadın hatta beni bile geçti, tabi bu beni onu kıskanmaya kadar götürdü bende onu aşmak için aramızdaki her türlü ilki yapan kişi oldum. İlk sevgili, ilk sevişme ve ilk seks.

11. Sınıfta ilk sevgilim olmuştu, karamsar ve yaşam enerjisini yitirmek üzere olan biriydi. Tüm zamanımı onu iyileştirmeye harcadım, onu tatmin etmeye ama ne yazık ki platonik olarak başkasını seviyordu, ablasını kaybetmişti ve beni üzdüğünü fark edip benden ayrıldı. 12. Sınıfta 1 sene boyunca Samsun’da bir sevgilim oldu, sadece 3 gün görüşebildik ve gitmeden saatler önce onu eve gizlice sokup seviştim. Ve sonra tabiki ayrıldık. 

Mezuniyet günü en yakın arkadaşım internetten tanıştığı bir çocuğu ve arkadaşını çağırdı. Alkol aldık ve polise yakalandık, üstelik reşit değildim ve kimliklerimiz yanımızda değildi. Neyse ki bu durumdan kimsenin haberi yok. O akşam tanıştığım çocukla da 3 gün çıktık, sinemada sevistikten saatler sonra engelledi beni, ki benim planımda oydu. 

Gel gelelim mezun hayatım da geçti ve en sonunda üniversiteye geldim. Asıl serüven burda başlıyor. Hazırlık okuduğum için 1 ay geç geldim okula. 21 Ekim de başladı. Connected’dan bir motorcu çocukla tanıştım. Normalde onunla buluşmayacaktım ama nedenini bilmediğim bir şekilde fikrim değişti. 27 Ekim Pazar günü; motoruyla beni aldı ve kaza yaptık. Kafamı yere vurduktan sonra aklımda bir çok şey canlandı. Korku, heyecan, tehlikenin verdiği o haz. Ölümle daha öncede çok kez burun buruna gelmiştim ama hiç bu kadar farklı hissetmemiştim. 

O günden sonra bu çocukla 2 ay çıktım. 13 gün kadar önce yılbasıydı ve yılbaşından bir gün önce bununla ev tutup hayatımın en güzel deneyimini yaşadım. Lakin bu çocuk umursamaz ve sağı solu belli olmaz biri olduğu için bu yaşadığım ilk, bana mutluluktan çok acı veriyor. Şu an da konuşmuyoruz ayrıldık mı ayrılmadık mı bilmiyorum ama benim kafamda bitmiş gibi hissediyorum, emin değilim. 

Tüm geçmişim ve deneyimlerimden bahsetmemiş olmakla beraber bu bahsettiklerimin amacını şu yazdığım son paragrafta size anlatmak istiyorum. Yıllarca aşağılandım, ama bir kez olsun ağlamadım. Yıllarca başkalarından tehditler aldım, ama bir kez olsun korkup kaçmadım hep bir çıkış yolu ya da onları küçük düşürecek yollar aradım. Her türlü duyguyu ve duygusuzluğu yaşadım. Sevdim, sevilmedim; sevildim, sevmedim. Yeri geldiğinde insanları kullandım (tabi farkında değildiler). Hayatı hep kendi yararıma çevirmenin bir yolunu aradım, çoğu zaman buldum. Kendimi tehlikeye attım, başımı kurtaracak kimse yokken kendimi en büyük tehlikelere attım. Her türlü deneyimi yaşadım. Seviştim, seks yaptım. Kızlarla öpüştüm, erkeklerle öpüştüm. Kuzenimle seviştim. Sırf kendime, kendimi ispatlamak için gücümü fark ettiğimde insanları fena benzettim. Bunların hiç biri beni tatmin etmedi bu hayatta atabileceğim en büyük adımı atıp meslek lisesinden ingilizce çevirmenliğe geçtim. Şehir değiştirdim, aşırı özgür kaldım. Her türlü boktan ortama girdim. Bu hayatta yapılabilecek her türlü boku yaptım ama kendimi bildim bileli var olan o boşluk hala duruyor. Ve ben her ne kadar her ortama girersem gireyim, uyum sağlasam bile kim olduğumu bulamıyorum. Kendimi her türlü insana göre ayarlayıp onların istediği gibi biri olabiliyorum ama kendimin ne istediğini bilmiyorum. Arkadaşlarıma beni nasıl tanımlarsınız dediğimde onlar için girdiğim rollerden bildikleri kadarından bahsedebiliyorlar sadece ve ben hala kim olduğumu kendimi nasıl tanımlayacağımı bilmiyorum. Çok fazla psikiyatriye gittim psikoloğa gittim hiç biri yardımcı olamadı. 20 yaşındayım ve hala kendimde değilim. Peki ya siz kendinizde misiniz? Yoksa sizde benim gibi kayboldunuz mu?

okur

Yazar: Becky

Hakkımda ki en uzun cümle; ---.... kendimi bile bilmiyorum.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum

  1. Sevgili Becky, hayatını diğer insanlar için yaşamışsın gibi görünüyor. Ve başkaları için yaşanan bir hayat harcanmış bir hayattır. Kendini bulabilmek için rolden röle gir.eyi bırakmalı ve gerçekleri onların yüzlerine vurmalısın. Cesur bir kızsın, bunca yıl savaştığına göre. O hâlde o cesareti kendin için kullan. Her türlü boku yaptıktan ve herkes için kendini yeniden yarattıktan sonra önüne bakmalısın. Hayatının en güzel dönemleri olabilir yirmili yaşlar. Bu yüzden kendini bu kez kendin için baştan yarat. Bu kez iyi şeyler yap. İçmekten, sevişmekten, dövüşmekten ve elbette kötü ortamlara girmekten uzaklaşıp aslında kim olduğunu bulabilmek için iyi şeyler yap. Bu kez güzel yerlere gidip güzel insanlarla tanış. Kim olduğunu, tensel açlığı bastırarak bulamazsın. İnsanların tenine değil, ruhuna dokun. Ve ruhuna dokunacak insanlar bul. Güzel yerlere git. Güzel kitaplar oku. Güzel şarkılar dinle. Kendine saygı duy.
    Ve Becky, ben de hâlâ kendimi arıyorum. Günün birinde bulacağız.