KAN BASINCI(TANSİYON)

                                         KAN BASINCI(TANSİYON)

                                       

Arter kan basıncı, kanın arter duvarına karşı oluşturduğu kuvvettir. Arterial kan basıncı aynı zamanda ‘tansiyon’ olarak da ifade edilir.

Tansiyon çeşitleri

Hipotansiyon (düşük tansiyon): Bireyin arterial kan basıncının normal değerlerin altında olmasına hipotansiyon denir. Genellikle sistolik kan basıncının 90 mmHg’nin altında olması hipotansiyon olarak kabul edilir ancak bu değerler bazı bireylerde hiçbir rahatsızlığa neden olmamaktadır. Böyle durumlarda da bu sonuç normal olarak kabul edilebilir. 

Ortostatik hipotansiyon: Bireyin aniden ayağa kalkması ya da yatma pozisyonundan oturur pozisyona geçmesi ile periferik (çevresel) damarlardaki vazodilatasyon hemen eski hâline gelemez. Beyin kanlanması azalır ve hipotansiyon gelişir. Bu duruma ortostatik hipotansiyon denir

Hipertansiyon :Kan basıncının, ısrarlı olarak 140/90 mmHg
veya daha yüksek olarak sebat etmesine hipertansiyon denir.

Hipertansiyonun Önemi Nedir?

Hipertansiyon, günümüzde dünyadaki en önemli sağlık sorunlarından birisidir. Hipertansiyon baş ağrısı , baş dönmesi gibi bir takım yakınmalara yol açabildiği gibi, hiçbir şikayete yol açmadan da ortaya çıkabilir. Hipertansiyon, herhangi bir şikayete yol açmasa da uzun vadede felç, kalp hastalıkları ve kalp yetmezliği ile böbrek hastalıklarının en önemli sebeplerindendir ve yalnızca kan basıncı ölçümü ile teşhis edilir. Bu da düzenli kan basıncı ölçümünün neden bu kadar önemli olduğunu gösterir. Farkına varıldığı takdirde kan basıncı yüksekliği sıklıkla kontrol edilebilir. Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler ve egzersiz sıklıkla kan basıncını düşürür. Bunun yanı sıra, doktor önerisi ile çeşitli tansiyon ilaçları kullanılarak kan basıncı kontrol altına alınabilir. Hipertansiyonu olan hastaların yaklaşık %60’ı hastalığının farkında değildir. Tanı konmuş ve tedavi uygulanmakta olan hastalarınsa sadece %20’sinin kan basınçları kontrol altındadır. Kan basıncının kontrol altına alınması, kalp hastalıkları ve inme gibi  ölümleri azaltmakta, böbrek yetmezliğinin ilerlemesini yavaşlatmakta ve hipertansiyonun daha da şiddetlenmesini önlemektedir.

Hipertansiyona Eşlik Eden Risk Faktörleri Nelerdir?

Eğer siz kan basıncı 140/90 mmHg’nın üzerinde olan bir erişkin iseniz, dünyadaki pek çok hipertansif hasta ile ortak özellikleriniz olabilir. Bunlar; yüksek kalorili, yağ ve kolesterolden zengin gıdalar ile beslenme, önerilenin üzerinde kiloya sahip olma, sedanter hayat sürme, egzersiz yapmama veya çok az yapma gibi özelliklerdir. Ayrıca sigara içiyor iseniz risk daha da belirgin olarak artmaktadır. Bu durumlarda, yaşam biçimi değişiklikleri büyük oranda kan basıncı kontrolüne yardımcı olacaktır.

Kan Basıncı Kaç Olmalıdır ?

Normal kan basıncı 120/80 mmHg düzeyinin altıdır. Hipertansiyon kan basıncının 140/90 mmHg üzeri olarak belirtilsede bazı hasta gruplarında ideal kan basıncı daha düşük düzeyde tutulması gerekmektedir. Örneğin kronik böbrek hastalığı bulunan hastalar veya diabetik böbrek hastalığı olan olgularda kan basıncı 130/80 mmHg düzeyinin altında olmalıdır.

                               

Kan Basıncı Nasıl Düşürülür?
Yaşam biçimi değişiklikleri
Zayıflama: Şişman bireylerde kan basıncı yüksekliği daha fazladır ve zayıflama programları hem kan basıncında düşme sağlamakta hem de kan basıncını düşürmek amacıyla kullanılan ilaçların etkinliğini artırmaktadır. Sağlıklı bir vücut ağırlığına sahip olma yeterli ve dengeli beslenme ile mümkündür. Gıdalar meyve ve sebzeden zengin, yağlardan, özellikle de doymuş yağlardan fakir olmalıdır. Gıdaların tuz içeriği az olmalı ve bunlara ek olarak yeterli fiziksel aktivite yapılması da gereklidir. Alkol eğer alınıyorsa aşırı olmamalıdır.

Sigaranın Bırakılması: Sigara içimi kan basıncında belirgin yükselmeye yol açmaktadır. Bunun yanı sıra sigara içildiğinde kan basıncını düşürmek amacıyla kullanılan ilaçların etkinliği de azalmaktadır. Sigara içimi bırakıldığında ilk günden itibaren kan basıncı daha rahat kontrol altına alınmaya başlayacaktır.

Egzersiz: Düzenli fiziksel aktivite başta kalp sağlığı olmak üzere sağlıklı bir vücut için zorunludur. Fizik aktivite HDL “iyi” kolesterolu artırmakta, kan basıncını ve kandaki yağ miktarını düşürmektedir. Tüm bunlar kalp hastalıklarına yakalanma riskini de azaltmaktadır. Düzenli aktivite bunların yanı sıra stresi azaltır, daha sağlıklı uyku düzeni sağlar Stres: Stres kan basıncını belirgin olarak artırabilir. Stresin kontrol altına alınması kan basıncı kontrolünü kolaylaştırır.

İlaç tedavisi: Eğer yaşam biçimi değişiklikleri ile kan basıncı kontrol altına alınamıyorsa ilaç tedavisi kullanılır. Ancak, kan basıncı ilaç yardımı ile kontrol altına alınmaya çalışırken de yaşam biçimi değişikliklerinin sürdürülmesi tedavinin daha az ilaçla yapılmasına yardımcı olur. Eğer ilaç tedavisi uygulanıyor ise ilaçların yan etkileri ve uygun kullanımları konusunda dikkatli olmak gerekir. Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaç gruplarının özellikleri aşağıda özetlenmiştir:

 İdrar söktürücüler (diüretikler): Vücuttaki aşırı tuz ve suyun idrar aracılığı ile atılmasını sağlarlar. Kısa vadede vücuttaki sıvı miktarını azaltarak, uzun dönemde ise damar direncini azaltarak kan basıncının düşmesine yol açarlar 

Beta blokerler: Kalp ve kan damarlarının sinirler aracılığı ile uyarılmasını azaltırlar. Sonuçta kan basıncı düşer ve kalp daha az bir iş yükü ile çalışır. 

ACE inhibitörleri: Böbrekte yapılan ve kan damarlarını daraltıp, kan basıncında yükselmeye yol açan bir hormonun etki göstermesini engellerler. 

Kalsiyum Kanal Blokerleri: Kalsiyumun kalpteki ve kan damarlarındaki kas hücrelerine girişini engellerler. Bu durumda damarlar gevşer.

Kan Basıncının İzlemi

Kan Basıncının Ölçümü: Kan basıncı ölçülmeden önce kolu sıkan kıyafet varsa çıkarılmalıdır. Hasta en az 5 dakika dinlenilmiş olmalıdır. Ölçüm öncesi kahve ve sigara içimi kan basıncını yükseltebilir. Kişi oturur pozisyonda olmalı, kan basıncı ölçümü yapılırken kol kalp hizasında tutulmalı ve aşağıdan desteklenerek kolun gergin olmaması sağlanmalıdır. En az iki dakika ara ile iki ya da daha fazla ölçüm yapılmalı ve ortalaması alınmalıdır. Kol tansiyon aletinin manşonu ile sarıldıktan sonra manşon şişirilmelidir. Daha sonra manşon sarılı kolun dirsek bölgesinin iç yüzüne dinleme aleti (steteskop) konarak akıma ait bir ses duyulmadığından emin olunmalıdır. Ardından saniyede yaklaşık 3 mmHg olacak şekilde manşonun havası yavaş olarak indirilmeye başlanmalıdır. Bu esnada kalp atımının ilk duyulduğu yer büyük tansiyon yani sistolik kan basıncı değerini gösterir. Manşon indirilmeye devam edilir. Atımların artık duyulamaz hale geldiği düzey ise küçük tansiyon, yani diastolik kan basıncı değerini gösterir.

İlaçsız tedavilerin kan basıncını düşürdüğü durumlar

  • *Kilo verme: 5-20 mmHg (sistolik)
  • *Sebze-meyve ağırlıklı beslenme: 8- 14 mmHg (sistolik)
  • *Tuz kısıtlama: 5-10 mmHg (sistolik)
  • *Fizik aktivite: 4-8 mmHg (sistolik)
  • *Alkol alımını kısıtlama: 2-4 mmHg (sistolik)
  • *Doktora danışmadan ilaç kullanımına ara vermek, dozlarını değiştirmek ciddi sorunlara yok açabilir. *İlaçlar doktor tarafından belirtilen zaman dilimlerinde ve önerilen dozlarda kullanılmalıdır.
  • *İdeal vücut ölçülerine ulaşılmalı ve o kiloda kalınmalıdır.
  • *Sık aralıklarla, azar azar beslenilmeli, besin çeşitliliğine önem verilmelidir.
  • *Süt, yoğut ve peynirin yarım yağlı, hatta yağsız (light) olanları tercih edilmelidir.
  • *Kırmızı et yerine beyaz ete öncelik verilmeli, ancak beyaz et de olsa aşırıya kaçılmamalıdır.
  • *Etlerin görünen yağları ile balık, tavuk ve hindinin derisi ayrılmalıdır.
  • *Haftada 2 kere balık tüketilmeli, aksi takdirde her gün omega-3 desteği alınmalıdır.
  • *Yumurta farklı günlerde olmak koşulu ile haftada en çok 2 adet yenilebilir. 
  • *Haşlanmış, omlet veya menemen şeklinde tüketilmesine dikkat edilmelidir.
  • *Sebze yemekleri az su ile pişirilmeli, yemeklerin yağlı suları tüketilmelidir.
  • *Yemeklerde ve salatalarda kanola yağı tercih edilmelidir. Ya da 2 ölçek zeytinyağı veya fındık yağı ile 1 ölçek bitkisel sıvı yağ (mısır, soya veya ayçiçeği yağı) karıştırılarak kullanılabilir.
  • *Kızartma, kavurma işlemleri yerine haşlama, ızgara, buğulama, buharda ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.
  • *Şeker ve şeker içeren tüm besinler mümkün olabildiğince kısıtlanmalıdır.
  • *Şeker tadından vazgeçemeyen kişiler yapay tatlandırıcılardan faydalanabilirler.
  • *Günlük tuz tüketimi 3 gram ile sınırlanmalıdır. Bu doğrultuda sofraya tuzluk getirilmemeli, yemeğin tadına bakmadan tuz eklenmemeli, turşu gibi salamura besinlerden kesinlikle uzak durulmalıdır.
  • *Tansiyonun yüksek seyretmesi durumunda yemekler ve ekmekler tuzsuz olarak tüketilmeli, düşük sodyum içeren tuz kullanılmalıdır.
  • *Alkol alışkanlığı varsa bırakılmalı, en azından sosyal bir şekilde (1 kadeh kırmızı şarap, 1 duble viski vb.) tüketilmelidir.
  • *Lif alımını artırmak için, haftada 2 kere kurubaklagil yemeği yenmeli, tam taneli (kepekli) tahıllar tercih edilmelidir. Hatta soyulmadan yenilebilen sebze ve meyveler, iyice yıkandıktan sonra kabukları ile yenilmelidir.
  • *Gün içerisinde bayanlar 2,5 lt, erkekler 3,5 lt su ve sıvı almaya çalışmalıdırlar.
  • *Kandaki trigliserid ve HDL (iyi) kolesterol seviyelerine olumlu katkılarından dolayı kalbi yormayacak tarzda (yürüyüş, bisiklete binme gibi) egzersiz yapılmalıdır.

                               

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum