Karanfil çiçeği (diantus) adının altında bir sürü anlam taşıyan,zamansız bir çiçektir.Onun taşıdığı anlamlar maalesef nergis çiçeğinin hikayesi kadar yaygınlaşmasa da,tahmin edilebileceği üzere kendisi tarih boyunca aşkı ve kaybı simgelemiştir.Özellikle kırmızı karanfil,aşina olduğumuz bir semboldür.Karanfil tarihsel gelişiminin dışında bir noktada sadece hoş bir çiçek olmaktan çıkmış,bir sembol haline gelmiştir.Bugün “karanfil” dendiğinde aklımıza sadece hoş bir çiçek gelmemesinin sebebi de elbet bu yüzdendir.
Kronolojik olarak karanfilin geçtiği yollara gelirsek,öncelikle Yunan Mitoloji ve Meryem Ana ile başlayacağız.Tarihsel sürecimizin en başında yer alan bu iki konuda,karanfil karşımıza bir göz ve gözyaşı olarak çıkıyor.Yunan Mitolojisinin değerli tanrıçası Diana,büyük bir aşka tutulur.Ne yazık ki tutulduğu aşk onu pek de mutlu etmez,çünkü Diana karşılıksız bir aşk ile karşı karşıya kalır.Girişte söylediğimiz “aşk” ve “kayıp” ise onun hikayesinde bir aradadır.Diana aşkı tadar,fakat ona hiç sahip olmamak belki de bir kayıp kadar acı verir.Öyle ki Diana,bu acıya dayanamayarak gözlerini toprağa atar.Diana’nın kederli gözlerinin toprak ile buluşması,karanfilleri oluşturur.Böylece Diana’nın talihsiz aşkını ölümsüzleştirir.
Bu hikayede aşk ile alakalı çözümlememiz gereken çok şey vardır.
Bir kayıp,aşkı nasıl olur da yok etmez?
Etmez,çünkü Tanrıça Diana’nın vazgeçtiği aşkı değil,kendi gözleriydi.Kim bilir Diana belki de sadece kendine ait olmayan bir kaybı görmek istememişti.Eğer aşkından vazgeçseydi,toprağa atacağı şey yaralı kalbi olurdu.Fakat anlıyoruz ki bu hikayede Diana bize bir mesaj veriyor.
Aşktan değil,aşkını yanlış yaşamaktan,görmekten ve görülmemekten vazgeçiyor.
Hristiyan kültüründe ise karanfil,Meryem Ana’nın göz yaşlarıdır.İsa çarmıha gerilirken Meryem öyle bir yaş akıtmıştır ki,topraktan karanfiller filizlenmiştir.Ve işte “kayıp” yine karşımıza çıkmaktadır.Meryem Ana’nın kaybettiği ona öyle büyük ve öyle yüce bir his verir ki,bir çiçek filizlenir.Oğlunu kaybeden Meryem,oğlunun acısını kaybedemez.Aksine,bu çiçekler her daim “anneliğin” de sembolü olur.
Beyaz karanfilin saf aşkı,pembe karanfilin ise anneliği temsil etmesi adeta bu iki hikaye ile tescillenir.
Tanrıça Diana’nın aşkı ve Meryem Ana’nın annelik yarası,bu çiçeğe anlam yükler.İkisi de kutsal ve büyük acılardır.
Karanfil,biraz daha yakın tarihlere gelince,Endülüs’te karşımıza çıkar.Endülüs toprakları,karanfilin “kadını” sembolize ettiğini düşünüyordu.Bunun Meryem ananın hikayesinden esinlenilen bir düşünce olduğunu varsayabiliriz.Günümüzde de devam etmekle birlikle Batı’da ise karanfilin sembolizmi “centilmen” erkeklerdir.Yaka çiçeği karanfil,bir kibarlık centilmenlik simgeler.
Bu kadar narin anlamlar taşıyan karanfil,cenazelerde kullanılmaya başlanır.Çelenklerin kullanıldığı cenaze törenleri yerini kırmızı karanfillere bırakır.Genelde “anma” törenlerinde kullanılan kırmızı karanfiller vefat eden,anılan kişinin önemini temsil etse de karanfilin özel olarak seçilmesinin muhtemelen en büyük sebebi onun yüce anlamlarıydı.Kaybı simgeleyen karanfil,anılan kişi önemsiz biri dahi olsa kaybı simgelemeye devam edecekti.Asıl simgelediği şey insanın büyük acısıydı.Bu karanfiller aynı zamanda, “bir şey uğruna” hayatını kaybetmiş insanları temsil ediyorlardı,İsa gibi.
Yani Karanfil,narin bir aşkı,kayıpları,anneliği simgelerken aslında gücü,direnmeyi de içinde bulunduruyordu.Çünkü bahsedilen mevzu her ne olursa olsun karanfil ” bir şey uğruna” olmayı başarmıştı.
Aşkının acısına direnen Tanrıça Diana,oğlunun kaybına direnen Meryem Ana zaten birer güç sembolüydüler.
Bahsedilen mevzu bir aşk da olabilirdi ve “uğruna” denilebilecek tek çiçek karanfildi.
Özetle karanfil tarihsel süreci boyunca aşk,ölüm,kayıp,annelik gibi insanlığın en önemli ve içten hissedebildiği duygularını temsil etti.Fark edileceği üzere bu duygular engellenebilecek duygular değillerdi.
Aşkı yok edemezdiniz,çünkü ne olursa olsun hissedeceksiniz.
Ölümü engelleyemezsiniz,kaybı boş veremezsiniz..
Anaçlığı dizginleyemezsiniz.
Fakat olur da bir gün hiçbir şey hissedemiyorum sanarsanız,bir karanfil koklarsınız ve insanı hatırlarsınız.
Nisan Nur Özkahraman
Karanfil Dergisi / Nisan 2025
