KAFASI KARIŞIK KÜÇÜK KIZ

Benim adım Fatma. Ben henüz 14 yaşında bir kızım. Size 8 yaşındayken başıma gelen bir olayı anlatacağım. Ve bunu anlatmak için tek geçerli sebebim, Babamın benden bir isteği…

Her zaman olduğu gibi o sabah da erkenden kalkıp bilgisayarın başına geçtim. Babamın etkisinden dolayı  olsa gerek Counter strike diye bir silahlı çatışma oyunu oynuyordum. Sabahın altısıydı. Aradan 1 saat geçmeden kendime sütlü kahve hazırlamak için bilgisayarın başından ayrılmıştım. Uykum da yavaş yavaş açılıyordu. Ardından başımı çevirip, mutfağın penceresinden şöyle bir dışarı baktım. Dışarıda büyük bir ağacımız,  yanında bazı küçük bitkiler ve çiçeklerimiz vardı. Ve sonra  gözüme küçük bir kutu takıldı. Acaba niçin oradaydı ? Ya da kim getirmişti ?

Diye düşünürken kahvem hazır olmuştu ve boşverip bilgisayarımın yanına geri döndüm. Bir saat kadar daha oynadım ve bilgisayarımı kapattım. Bu sefer de televizyon başına geçtim. Tabi bütün bunlar olurken fark etmediğim bir şey vardı. “Bugün cumartesi ve babam evde yok”

Saat sabahın onuydu ve evde hâlâ yalnızdım. Daha önce de yalnız kalmıştım bu benim için gayet olağandı aslında ama babam hep haber verirdi. O an neden evde yalnız olduğum hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu.

Korkuyor muydum ?

Yani bilinmemezlik insanı korkutur ve bende korkuyordum. “Acaba babamın acil bir işi mi çıktı ?”

Kendi kendime daha da çok gerilmeye başlamıştım. Nitekim bu normal bir durumdu çünkü daha çok küçüktüm o zamanlar.

Aradan bir üç saat daha geçmişti. Hâlâ bir gelenin gidenin olmaması gitgide sinir bozucu bir hâl almaya başlıyordu. Haberleşecek bir telefonum yoktu ya da tanıdık komşularımız da yoktu. Sinirden gözlerim sulanıyordu. Bir yandan babama bir şey mi oldu diye endişelenirken diğer yandan da eğer bir şey olmadıysa niye bana haber vermedi diye ona kızıyordum. Sonra o sesi duydum. Beni sıkıntıdan, yalnızlıktan kurtaran o sesi.

“Kapı çalıyordu”

Koşarak gittim ve kapıyı açınca karşımda Mert amcamı gördüm. Mert amcam, kızıl, beyaz tenli, sempatik ve  vampir gibi birisiydi. Öz amcam değil, babamın liseden arkadaşıydı ve çok yakın bir dostlukları vardı. Ki babamın çok sevdiği kadar da vardı. Ben de çok severdim; benimle sürekli ilgilenir ve eğlenirdi. Kısacası süper bir amcaydı.

O an onu karşımda görünce hemen koşup sarıldım ve ağladım.

– Fatma ne oldu ?

– Amca babam nerede ? Sabahtan beri evde yalnızım, tek başına bıraktı beni. Dedim ağlayarak.

– Dün gece baban benim eve geldi. Biraz yorgundu ve sonrasında geceyi burada bir dostunun yanında   geçirmesi gerektiğini söyledim. Dedi ve ardından

“Kızım” diyerek babam çıkageldi. Benden özür diledi ve sorumsuzca davrandığını söyledi. Ben de yapsaydım ya somurtacak mıydım ? Birazcık belki. Ama onlar gelince  daha mutlu olduğum kesindi.

O gün akşama kadar beraber zaman geçirdik. Ama babamın söylemek istediği bir şeyler vardı. Biraz dalgın ve düşünceli gözüküyordu. Aslında geldiğinden beri öyleydi…

– Kızım

– Efendim babacım

– Seni birkaç günlüğüne Aslı ablana bırakacağım.

– Ne ?

– Orada, onun yanında kalacaksın.

Buna sevinmeli miydim peki ? Hayır. Çünkü Aslı abla hiç eğlenceli birisi değildi. Babamın liseden bir arkadaşıydı ve onu çok överdi.

– Kızım, onun yanında çok güzel zaman geçireceksin o çok kültürlü ve eğlenceli birisidir. Çocukları da çok sever. ( Evet tabi büyük çocukları sever o )

– Niye onun yanında kalacağım ?

– Benim bazı işlerim var ve bir süre evde olamayacağım. Senin de burada yalnız kalmanı istemiyorum. Mert amcan da benim gibi meşgul olacak.

– Tamam baba.

Aslında olayın ne olduğunu hâlâ bilmiyorum. Bir sır gibi kaldı. Bana da hiçbir şey söylenmemişti.

Geri kalanında güzelce zaman geçirdiğimiz o günün, ertesi günü Aslı ablanın yanına bırakıldım. Açıkçası beni çok iyi karşılamıştı. Hatta sonrasında evde sıkılmayayım diye beni markete götürmüştü. Ona sıkıcı olduğunu söylediğim de ise bana, “çocuklara ayak uydurmakta zorlanıyorum” demişti.

Öyle ya da böyle Aslı abla ile de iyi anlaşmaya başlıyorduk. Bir süre işe gitmeyeceği için bana fazlasıyla zaman ayırabiliyordu. Beraber film izliyor, yemek hazırlıyor ve tekrar film izliyorduk. İyi zaman geçiriyorduk ve neden Aslı ablanın yanında kalmak zorunda olduğumu da düşünmüyordum artık…

Aradan üç gün geçmişti. Üç gündür burada Aslı ablamın yanında ayak bağıydım. Ne zaman gideceğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Sadece dün babam aramıştı ve bana nasıl olduğumu, nasıl gittiğini falan sordu. Sonrasında ise Aslı abla ile bir şeyler konuştular. Kesinlikle  benden bir şeyler gizleniyordu…

Ama bu gizlenen her neyse o günün akşamına kadar gizli kalacaktı. Çünkü Mert amcam beni almaya gelmişti. Babam yine yoktu. Ve yoldayken nedenini sordum

– Mert amca babam nerede ?

– Babaan, eee şeyy… Baban evde dinleniyor. Biraz yorgundu da.

Açıkçası çok heyecanlıydım çünkü bir şeyler dönüyordu. Bana bir sürpriz mi yapacaklardı diye düşünmüştüm. Hem kötü bir şey olamazdı sanırım çünkü kötü bir şey olsaydı eğer belli olurdu tavırlarından. Yol boyunca hep böyle düşüncelere dalmıştım…

Eve geldiğimiz de ise hızlıca arabadan indim. Koşarak kapıya vardım ve zile bastım. Mert amcam da geride öylece durup beni seyrediyordu. Ayrıca kapıyı da kimse açmadı. E tabi ben de kafası iyice karışmış küçücük bir kız olduğum pes ettim sonunda ve yüzüne bakıp sırıttım. O da gülmeye başladı ve bu taraftan diyerek evin arka kısmını gösterdi. O an yüzde yüz emindim benim için bir sürpriz vardı. Hızlıca koştum ve evin arka tarafına vardığımda ise  inanılmaz bir şeyle karşılaştım. Kocaman bir kümes ve içinde tavşanlar vardı. O an ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Çünkü tavşan en sevdiğim hayvandı ve babam her zaman tavşan beslemeye olumsuz yaklaşırdı. ( Sonra öğrendim ki bu yaklaşımı da sürprizi güçlendirmek için planın bir parçasıymış )

Ben sevinç ve heyecanla tavşanları seyrederken babam da o sırada kucağında yavru tavşanlarla çıkageldi ve o an beni dünyanın en mutlu kızı yapmıştı. Yanılmayın sakın bunun sebebi sadece tavşanlar değil, özlediğim babamı tekrar görmenin mutluluğu da vardı…

Merhaba ben Fatma

Bunu yıllar önce eski bir defterimin arka sayfasına  yazmıştım. Yazımın başında da dediğim gibi yazmamın bir sebebi vardı. Babamın ricasıydı. İyi ki doğdun Aslı pardon Bahar abla. 🙂

Seni şaşırtmak ve tüm dikkatini dağıtmak için bazı küçük isim değişiklikleri yaptım. Hüseyin amca yerine Mert amca gibi.

Umarım hoşuna gitmiştir Bahar abla, gerçi fikir babama ait ama olsun.

Neyse artık ben gidiyorum. Babamın isteğini yerine getirdim. Artık bir işim kalmadı ve ait olduğum dünyaya geri dönme zamanı geldi. Belki ileride tekrar yollarımız kesişir canım ablacım. ☺😣👋👋

Not: Bu yazı, sevdiğim birisinin doğum gününde onu şaşırtmak amacıyla basitçe yazdığım bir hikayedir.

 

 

yazar

Yazar: Machine

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.