in

İstediğim Bölümü Neye Göre Belirledim?

Herkese merhaba. Bugün sizlere meslek seçimi hakkında kendi düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Ülkemizde genellikle olmak istenilen belli başlı meslekler vardır, prestiji yüksektir ve o mesleklerden birisine girebilmek için bazıları derslere hayatını adar bazıları ise bazı fedakarlıklarda bulunur. Bu meslekler ise doktor, mühendis, avukatlık gibi isim yapmış mesleklerdir.

“Eee… Yaani? Nereye gidecek acaba bu konu?” diye düşünmeye başladıysanız eğer girişi bitirip asıl anlatmak istediğim konuya geçeyim. Siz  yaşamamış olabilirsiniz, belki çevrenizde de yaşayan yoktur lakin birçok kişi bir mesleğin ismi var diye veyahut maaşı iyi diye o işe girmek istiyor.

“Olsun, bu bizim sorunumuz değil. Mantığına göre seçim yapmış sonuçta.” diye düşünen varsa aranızda şunu demek isterim: Aslında bu konu bizi de ilgilendiriyor, hem de büyük ölçüde. Bir insan sadece maaşı iyi diye, o mesleğin popülaritesi yüksek diye o işi seçerse ne olur? Mesleği sevmiyorsa, amacı sadece ay başında alacağı maaş ise ne olur? Söyleyeyim, bir hizmet almak için gittiğiniz yerlerde somurtan yüzler görürsünüz, işlemleriniz belki verimsiz geçer belki de normal işlem süresinden daha da uzun bir sürede hallolur.

Benim bahsetmek istediğim şey aslında tam olarak şu: Bende dahil birçok insan başta belki de sırf para kazanabilmek için belki de kim bilir mesleği ile hava atabilmek için popülaritesi yüksek meslekleri seçiyor. Benim hedefim başta avukat olmaktı. Sonuçta ülkemizde ismi olan bir meslekti ve şahsen o zamanki düşünceme göre iyi denilebilecek bir maaşı da vardı. Eğer aklıma hiçbir neden gelmese bile istediğim meslek avukatlıktı yani, ismi yeter değil mi?(!)

İşler ciddileşmeye başladığında, üniversite sınavı kapıya dayandığında artık kesin bir karar almam gerektiğini anladım. Gerçekten ne istiyordum ben? Düşünmeye başladım. Avukatlık gibi ciddi bir mesleği yapabilecek bir kapasitede miydim gerçekten de, insanların kaderlerini belirleyecek davalarda o sorumluluğu alabilecek miydim? Sonunda ise kendime sorduğum bazı soruların cevabını belirlemiştim.

Benim ilgi alanım olmadığını, en önemlisi ise gerçekten istediğim alan olmadığını anladım. Ben en azından avukatlık okurum elimde iyi bir işe, iyi bir alana ait diplomam olur hiç yoktan mantığıyla avukatlık okuyacağımı anladım. Bu sefer elimde ki tek meslek alternatifini de elediğim için açıkta kalmıştım. Kendime bir hedef koymalı, bir meslek seçmeliydim. Bu sefer doğru mesleği nasıl seçeceğimi de biliyordum: İsime değil içeriğe bakacaktım. Günlerce araştırmalar yaptım, kendim için uygun olabilecek mesleği bulmaya adamıştım kendimi. Pazartesi kalktığımda işime somurtarak değil de mutlu olarak gitmek isteyebileceğim bir meslek… Sonunda ise kendi ilgi alanlarımı kapsayan Yönetim Bilişim Sistemleri(YBS)’ni buldum ve bu bölümde karar kıldım. Eğer araştırırsanız bu bölümden mezunların girdiği işlerden aldığı maaşların değişkenliğini az çok sizlerde görebilirsiniz. Aklımda işin bana getireceği maddi yönü tamamen karalamıştım, benim için önemli olan sonunda iyi bir iş sahibi olamasam, iyi bir maaşa sahip olamasam bile bana tecrübe kazandıracak ve en önemlisi sıkılmadan eğlenerek yapabileceğim bir bölüm olmasıydı.

Hiçbir bölüm size garanti iş sağlamaz. Mesleği/işi size kazandıracak olan okuduğunuz veya okuyacağınız bölüm değil aynaya baktığınızda karşınızda gördüğünüz kişidir. O kişi kendisine ne kadar bilgi ve tecrübe katarsa meslek bulmada  veya istediği meslekte ilerleme de o kadar başarılı olur. Hem istediğiniz mesleği seçtiğiniz de biz de güler yüzlü, işini seven kişilerden hizmet alırız. Kazan-kazan durumu anlayacağınız 🙂

Ben okuyacağım bölümü seçerken maaşı ve popülaritesinden sıyrılıp kendi isteğime yöneldim. Çünkü biliyordum ki istediğim bölümde o alanın en iyisi olabilmek için çabalayacak, performansımı her gün artıracak, ve insanlara iyi hizmet sunacaktım. Ben bunu Yönetim Bilişim Sistemleri’nde yapabileceğime inandım. Belki de sen, benim yapmaya cesaret edemediğim avukatlık mesleğinde sevgiyle yaptığın bu meslekte gelişmek için çabalayacaksın.

Umarım sizlerde benim gibi başarısız olsanız bile iyi ki okumuşum diyebileceğiniz bölümler ve hedefker kazanırsınız. Umarım  hepiniz kendi istediğiniz mesleklerde isminizden söz ettirirsiniz. Güzel hedeflerinizin gerçekleşmesi dileğiyle, iyi günler.

yazar

Yazar: Ceyhun

Ben Ceyhun. 18 yaşındayım. Yazar hayatıma sekizinci sınıfta başladım. O zamanlar kısa hikayeler yazıyor ve onları bir platformda yayınlıyordum, aynı zamanda o platformda bulunan hikayeleri de okuyup kendimi geliştirirdim. Şuan da kendi e-kitabımı yazıyorum ve bu tarz platformlar da yazılar yazıyorum, ayrıca kendi sitemde de bu tarz yazılar yazarak paylaşıyorum. Şuan yolun daha çok başındayım fakat her gün kendimi daha çok geliştirmek için çabalıyorum. Şuan amatör olsam bile ileri de bu işte profesyonel olmak istiyorum.

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

6 yorum

Yorum Yazın
  1. Haklı ve güzel bir yazı olmuş. Keşke herkes gerçekten de sevdiği işi yapabilse, böylelikle bence hem mutluluk oranı hem de verimlilik oranı artabilir.
    Yazınız çok iyi noktalara değinmiş sonra ki yazılarınızı bekliyor olacağım. İyi günler.

    • Bu güzel geri dönüşünüz için teşekkür ederim. Çok yakında yeni yazıları seri bir şekilde yayınlamaya başlayacağım hatta bugün Kooplog’da “Kişiliğimizi Kaybediyoruz! Sosyal Medya” isimli bir yazı yayınlayacağım. Umarım beğenirsiniz 🙂

  2. Gayet haklı bir yazı insanlarımızın toplumda kalıplaşmış prangalardan kurtulması gerek çünkü insan sevdiği işi iyi yapar. Mustafa Kemal Paşanın da dediği gibi “Vatanını en çok seven işini en iyi yapandır”
    Teşekkürler Ceyhun…

  3. Gerçektende yazarın dediği gibi. Önemli olan mesleğin maaşı değil severek yapmak. Bu konuda Ceyhun beye katılıyor ve düşüncelerini destekliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.