İnsanı Sınayan En Acı His: Haksızlığa Uğramak

Hayat, herkese her zaman eşit derecede adil davranmıyor. Yaşamımız boyunca hak etmediğimiz tutumlarla karşılaşıp hayal kırıklığına uğrayabiliyor ve sonucunda da korkunç duygular hissedebiliyoruz. Yalnızca haksızlığa uğramak değil, haksızlığa şahit olmak da insanı aynı derecede yaralayabiliyor. Nedeni veya şekli her ne olursa olsun haksızlığa uğramanın en üzücü duyguların başında geldiğini, kabul etmek gerek. İşte bu sebeple yazımda, yaşadığım bir olaydan da yola çıkarak haksızlığa uğramanın neler hissettirdiğinden bahsetmek istiyorum.

İnsanı Sınayan En Acı His: Haksızlığa Uğramak

Çalışma Hayatı Haksızlıklarla Doludur

Bir grubun üyesi olmaya başladığımız andan itibaren küçük ya da büyük pek çok adaletsizlikle mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Haksızlık, ailemizde; okul hayatımızda; kişisel ilişkilerimizde; hemen hemen hayatımızın her döneminde karşımıza çıkan, atlatılması zor bir durum. Bununla birlikte en büyük haksızlıklarla profesyonel iş hayatına adım atmamızla birlikte karşılaşıyoruz. Sizden daha az çalışan ama sizle aynı pozisyonda olan insanlarla çalışmak ya da emeğinizin karşılığını vermeyen yöneticilerinizle iyi geçinmek zorunda kalmış olabilirsiniz. Yalnızca kendi çıkarlarını düşünen bu tip insanlara karşı sabırlı davranabilmek oldukça zordur.

Ben de ne yazık ki yakın zamanda böyle bir olay yaşadım. Stajımı yapmak üzere işe başladığım şirkette beni derinden yaralayan haksızlıklarla uğradım. Benim üstümdeki kişi, kendisinin yapmakla yükümlü olduğu işleri bana yaptırıyor sonra da kendisi yapmış gibi rahat hareket ediyordu. Ben ise emek verdiğimle kalıyor bir de yanında işe yaramaz görünüyordum. Ben ne mi yaptım? Maalesef hiçbir şey… Sonuçta yalnızca stajyerdim, tecrübesizdim sesimi çıkaramazdım. Ben, üstüm olan o kişinin işini yaptım, yoruldum, hatta bazı günler uykusuz kaldığım bile oldu. O ise ben bu kadar çabalarken hiçbir şey yapmadan maaşını almaya devam etti. Çok üzüldüm ancak sesimi çıkarmadan öylece stajım bitene kadar katlandım. Eminim benim gibi birçok kişi bu yollardan geçmiş ve çalışma hayatında haksızlığa uğramanın ne denli acı verici olduğunu tecrübe etmiştir.

Haksızlığı Her Kabul Ediş, Daha Büyüğünü Doğurur

Peki, insan haksızlığa uğradığında ne hisseder ve nasıl davranır? Tereddüt etmeden söyleyebiliriz ki haksızlıkla karşılaşıldığında hissedilen duygular benzer olacaktır: üzüntü, nefret, kin, öfke… . İnsanları birbirinden ayıran, haksızlık karşısında hissettikleri değil sergiledikleri tutumlardır. Bazı insanlar haksızlık karşısında sabretmenin ve susmanın doğru olacağını düşünürken bazıları da haklarını avunmaktan çekinmiyorlar. Haksızlıklar karşısında sessiz kalan insanları ele alalım. Adaletin ilahi güçler tarafından sağlanacağına inanan insanlar, aslında haksızlığın meşru hale gelmesini sağlıyorlar. Haksızlık karşısında tepki göstermemek, haksızlıkların ortaya çıkmasındaki temel neden değil midir? Duyarsız olmak ve seyirci kalmak, engel olmamak haksızlığa rıza göstermek demektir. Çalıştığınız yerde yöneticinizin yolsuzluk yapıp haksız kazanç elde ettiğini düşünün, tepkiniz ne olurdu? Olanlara göz yumup haksızlığın sürüp gitmesini seçerdiniz yoksa tepki gösterip işinizi kaybetmeyi mi göze alırdınız? Boyun eğdiğiniz takdirde o haksızlığın, sizin de başınıza gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yok. Neticede haksızlık karşısında susmak, başka haksızlıkları doğurur.

Haksızlıklar karşısında ikinci tip davranış ise kendini savunmaktır. Bazı insanlar haksızlıklar karşısında tepkisiz kalırken bazıları ise haklarını savunacak bilinçte oluyorlar. İnsan haksızlığa uğradığında mutlaka hakkını aramak için girişimlerde bulunmalıdır. Burada önemli olan nokta, hakkımızı ne şekilde aradığımızdır. Haksızlığa uğramak ve haksızlık karşısında susmak kadar kötü bir şey varsa o da adaleti kendimiz sağlamaya çalışmamızdır.  Elbette hakkımızı aramak ve kendimizi savunmak zorundayız ama hak arayışının bir sınırı vardır. Hakkımızı savunamadığımız noktalarda hukuk sistemlerine güvenmek, en doğru olanıdır.

Haksızlığa uğramanın ne denli üzücü olduğunu daha fazla anlatmaya gerek yok, bu konuda hemfikiriz. O hâlde yazımızı, Socrates’in bize neyin daha üzücü olduğunu tekrar sorgulatacak şu sözüyle sonlandıralım: “Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır.

Rapor Et

blogger

Yazar: Nihal Zengin

İstanbul Üniversitesi TDE mezunu. Hâlihazırda yüksek lisans tezini tamamlamaya çalışıyor. Çok okur, çok yazar, az konuşur. Hoşgörünün dünyayı daha iyi bir yer yapabileceğine inanıyor.

Blog YazarıEleştirmenİlk Yazım

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları