İkarus Sendromu

İkaria Adası, 31 farklı Yunan adasından belki de en az bilineni. Tabi bunda çok fazla engebe, dar geçitler, kayalar ve başka coğrafi zorlukların payı yadsınamaz.

Bizim konumuz bu bakir adaya ismini veren İkarus’un hikayesi. Yunan mitolojisine ilgili olanlar bu hırslı ve cesur karakteri mutlaka tanırlar. Babasıyla birlikte hapsedildikleri labirentten uçarak kaçmayı başarmış bu gözü kara adamın öyküsü pek çok açıdan dersleri de içinde barındırır. 

Labirentten çıkışın imkansız olduğunu bilen Daidalus, oğlu İkarus’a ve kendine balmumuyla tutturulmuş kuş tüyünden kanatlar yapar. Oğluna uçmadan önce öğüt verir. “Çok alçaktan gidersen denize düşüp boğulursun, çok yüksekten gidersen güneş balmumunu eritir, düşersin. Dengeli ve tedbirli uç”

Kanatlar takılır, uçuş başlar. Plandaki gibi labirentten kurtulurlar ancak İkarus uçmanın hazzına kendini çok fazla kaptırır. Yükseldikçe yükselir, ta ki Güneş Tanrısı Helios İkarus’un bu kadar yükselmesini kendisine saygısızlık olarak görmesine değin. Güneş ışınları İkarus’un balmumu kanatlarını yakmaya başlar. İkarus hızla Ege Denizi’ne doğru düşer ve ölür. Düştüğü noktaya İkaria Denizi, yanındaki adaya da İkaria Adası adı verilir. 

İkarus Sendromu, insanlarda; kararlarının, yatırımlarının ya da eylemlerinin olumlu sonuçlarına dayanarak oluşan aşırı özgüven duygusu olarak tanımlanabilir. 

Başka bir deyişle, başarıyı yakalamış insanların artık her aldıkları kararın doğru olduğuna çok fazla inanması ve eleştiri kabul etmemesi durumudur. Hatta bu sendroma tutulmuş insanların, kararlarını eleştirenleri kıskanç, bilgisiz ve cahil görme eğilimleri de vardır. 

İşin acı tarafı, bu insanlar yola ilk çıktığında bazı eleştirileri haksız çıkartarak başarıya ulaşmışsa, artık kişilikleri narsistlik boyutuna varabilir. 

Önemli hatalar yapmaya başladıklarında bunu fark edemeyecek kadar kararlarına güven duyarlar. 

Tam da bu sebeple şirketlerini hedeflerine ulaştırmayı başarmış birçok yönetici, şirketlerinin düşüşünü başka sebeplere bağlama eğilimi gösterir. Hata asla kendi kararlarında olamaz, çünkü kararları mükemmeldir(!) 5. Seviye Liderlik yazımda da belirttiğim üzere şirketlerini mükemmele yakın yöneten yöneticilerin ortak özellikleri “alçak gönüllü” olmalarıydı. Eleştiriye ve yeni fikirlere açık, kararlarının sorgulanmasına izin veren yapılarıyla geleceğe kalıcı bir kurum kültürü bırakan bu tarz yöneticiler, asla güneşe yakın uçmaktan vazgeçmediler. Sadece güneşe yakın uçarken balmumu kanatlarının yanacağını söyleyenleri dinlediler ve çelikten kanatlar takmayı akıl ettiler. 

Doğru kararlar verebiliriz hatta mükemmel kararlar da  verebiliriz. Fakat bu, bundan sonra her vereceğimiz kararın mutlaka doğru olacağı anlamına gelmez. 

Dinleyerek, fikirleri süzgeçten geçirip anlamaya çalışarak, olasılıkları ve gerçekleri göz ardı etmeyeceğiniz kararlar almanız dileğiyle.  

okur

Yazar: ali-bugur

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.