İdikut Uygur Devletinin Kuruluşunun 1178. Yılı Kutlu Olsun !

Ötüken merkezli Uygur Kağanlığının 840 yılında Kırgızlarca yıkılmasından sonra  en büyük 15 Uygur kabilesi  Doğu Türkistan’a göç etti ve  burada yaşayan kardeşleri ile birlikte Turfan merkezli İDİKUT UYGUR Devletini Kurdular.

 

İdikut Devleti, Turfan şehri merkezli olarak, M.S. 850 yılında kurulmuştur. Bu devletin temellerini atan İdikut Pan Tekin Handır. İdikut Hanları,  Adiz boyuna mensuplardı. Kim han olursa,   ulu baht, ulu saadet manasına gelen idikut namı, onun isminin önüne eklenirdi: İdikut Pan Tekin,  İdikut Bavurçık Art Tekin gibi.

İdikut Devleti,  M.S. 850-1125 yılları arasında tam bağımsız olarak 1125-1209 yılları arasında  Kara Hitanlara, 1209-1335 yıları arasında ise Cengiz İmparatorluğuna yarı bağımlı olarak hüküm sürmüştür. 848- 1368 arası 520 Yıl-Doğu Türkistan ‘da  hüküm sürmüştür.

Türkçe metinlerde “Koçu” veya “Koço” şeklinde geçen bu isim, bugünkü Doğu Türkistan’daki Turfan şehrinin eski adıdır. Kaşgarlı Mahmud eserinde: “Koçu Uygur şehirlerinden biridir. Orada bulunan bütün şehirlere bu ad verilir”,diyerek bazı araştırmacıların (Stein, A. von Le Cog, von Gabain gibi) iddia ettiği gibi bu ismin Çinceden gelme değil bir Türkçe isim olduğunu kanıtlamaktadır.

Koçu (Turfan) bölgesinin siyasi ve etnik durumunu aydınlatmak için öncelikle “Koçu” tabirinin menşeinin tespiti gerekmektedir.

Koçu hakkında, Çin kaynaklarında, Türkistan’ın diğer bölgelerine göre daha çok kayıt bulunmaktadır. Bu kayıtların çoğunda bu şehir “Kao-ch’ang” şeklinde kaydedilmektedir.

Alman Türkolog A. von Le Cog ve Tai-wanlı Türkolog Liu Yi-t’ang gibi bilim adamları Türkçe kaynaklarda geçen “Koçu” kelimesinin Çince “Kao-ch’ang” isminin Türkçe okunuşu olduğunu savunmaktadırlar. Bu görüşü, Stein, A. von Gabain ve Bahaeddin Ögel gibi bilim adamları da paylaşmaktadır. Bu görüş kabul edilecek olursa, bu şehrin isminin Çinliler tarafından koyulduğu ve bu bölgenin Türk kabilelerinin ana vatanı olarak kabul edilemeyeceğini de kabul etmek zorunda kalınır. Ancak bu görüşü kabul etmek pek ilmi görülmemektedir. Çünkü “Koçu” ismini taşıyan söz konusu şehrin etnografyasına bakıldığında, “Koçu” isminin Türkçe olduğu, Çinlilerin ise “Koçu” şehrini “Kao- ch’ang” olarak okuduğu ve o şekilde kaydettikleri anlaşılmaktadır.

Çin kaynaklarından anlaşıldığına göre, Koçu (Turfan) bölgesine milattan önceki zamanlarda “Koşu” veya “Koşi” (Ku-shih) deniliyordu. Coğrafi sınır olarak, bugünkü Turfan bölgesini ve Tanrı Dağlarının kuzeydoğu eteklerini içine almakta idi. Burada Büyük Yüeh-shihlerin (Büyük Tuhriler) bir kolu olan “Koşlar” (ya da Koşan) yaşıyordu. Onlara Çin’in Han İmparatorluğu zamanında “Ch’e-shih” denirdi. Bunlar, M.Ö. III. yüzyılın başlarında şimdiki Turfan bölgesini merkez edinerek “Koşu Hanlığı”nı (Ch’e-shih-tou-kuo) kurdular. Bu hanlık tıpkı diğer Türk devletlerinde olduğu gibi “Ön Koşu Hanlığı” (Ch’e-shih ch’ien-kuo) ve “Arka Koşu Hanlığı” (Ch’e-shih-hou-kuo) diye ikiye ayrılmıştır. Ön Koşu Hanlığı’nın başkenti Yargul şehri (bu şehrin harabesi bugünkü Turfan ilinin Yargul köyünde bulunmaktadır). Arka Koşu Hanlığı’nın başkenti ise Utu Kurgan (bu şehrin harabesi bugünkü Doğu Türkistan’ın kuzey doğusundaki Cimsar ilçesinin güneyinde bulunmaktadır) idi. Bugünkü Turfan’ın en eski halkı olarak bildiğimiz bu “Koşlar” ya da “Koşular”ı Çinliler olduğu gibi telaffuz ederek “Ku-shih” ve “Ch’e-shih” demişlerdir. Bu bölgenin adını bu şekilde yıllıklarına da kaydetmişlerdir. Burada şuna dikkat edilmesi gereklidir. Bugün “Ch’e” diye okunan bu Çince kelime eski dönemlerde, Ka, Ku, Go, Ko olarak okunurdu. Dolayısıyla Çin kaynaklarında bugün “Ch’e-shih” olarak karşımıza çıkan ismi bugünkü okunuşu ile değil o zamandaki okunuşu ile “Ko-shih” diye okuduğumuz zaman bu ismin Eski Türkçeden Çinceye aktarıldığı ortaya çıkmaktadır. Türkçe kaynaklarda bu ismin “Koçu” veya “Kocu” şeklinde geçmesi ise Türkçedeki “Ş” harfinin yerini zaman zaman “Ç” veya “C” harflerinin almasındandır.

X-XI. yüzyıl arasında Türkistan tarihinde, özellikle Uygur Türk tarihinde eşine rastlanmayan büyük değişiklikler ortaya çıktı. Milâdî 840 yılında, son bulmayan taht mücadeleleri ve ardı ardına gelen doğal afetler nedeniyle iyice zayıflayan Orhun bölgesindeki Bozkır Uygur Devleti Yenisey kıyılarından gelen Kırgızların saldırısıyla yıkıldı.Karabalgasun’daki Kağan Sarayı Kırgızlar tarafınca yağmalanıp ateşe verildikten sonra Uygurların kağan ailesine mensup bir grup yakını ile Ötüken’i terk edip güney ve güneybatıya göç etti. Öge Tekin başkanlığında, güneye yani Çin’in kuzey sınırlarına göç eden 13 kabileden oluşan küçük bir grup, devleti tekrar diriltmek için bir müddet çok çaba gösterirlerse de Çin’in T’ang İmparatorluğu’ndan beklediği yardımı alamayınca T’ang ve Kırgız ordusunun kıskacına düşerek mağlup oldu

Devletin son hükümdarlarından II. Kasar Kağan’ın yeğeni Pan Tekin ve başvezir Sarçuk’un önderliğindeki 15 Uygur kabilesi Tanrı Dağlarının doğu ucundaki Şilman Dağı’nın (She-lo-man-shan) kuzeyine geldiklerinde bir grup Uygur kabileleri ana kütleden ayrılarak, Ivirğul (Yi-wu-chou, şimdiki Doğu Türkisan’ın Kumul ili) ve Napçuk (Na-chi. şimdiki Doğu Türkistan’ın Piçan ilçesinin batısındaki Lükçün kasabasının olduğu yer) üzerinden Tanrı Dağlarının kuzeydoğusunu takip ederek Beşbalık bölgesine gelip yerleşmişlerdir. 

Meşhur Fars tarihçisi Cüveyni de, bu göçle ilgili olarak şu bilgileri vermektedir: “Bir zaman geldi Uygurlar ve onlara bağlı etraftaki kavimler, atların kişnemesinden, develerin bağırmasından… Sığırların böğürmesinden, kuşların ötmesinden, çocukların ağlamasından velhasıl herşeyden ‘göç, göç’ sesi duymaya başladılar. Bunun üzerine yerlerinden kalktılar. Kondukları her yerde aynı sesi duydular. 

Nihayet bir yere geldikleri zaman o ses kesildi. Orada yerleşip beş mahalleli bir şehir kurdular ve o şehre ‘Beşbalık’ adını verdiler. Şehir günden güne büyüdü. Oraya ilk yerleşenlerin çocukları, o günden beri orada emirlik yaparlar. Oranın emîrine “İdikut’ adı verilir.”Bundan başka Ebû’l-Gazi Bahadırhan da Orhun Uygurlarının Beşbalık’a göç etmesiyle ilgili olarak: “Uygurlar yaklaşık üç bin sene orada (Orhun’da) kaldılar. Daha sonra dağıldılar. Bir bölüğü İrtiş Nehri’nin kıyısına geldiler. Bir bölüğü Beşbalık’a gelip tarımla uğraştı. Yine bir bölüğü at, koyun besleyerek Beşbalık civarında konar-göçer hayat sürdürdü.”  Bu bilgilerden anlaşılacağı üzere Orhun’dan göç eden bir grup Uygur kabilesi Beşbalık bölgesine gelip buradaki soydaşlarına katılarak ileride kurulacak olan Koçu (İdikut) Uygur Devleti’nin temelini oluşturmuşlardır. Konuyla ilgili olarak, Çin kaynaklarında şöyle denilmektedir: “Beşbalık’taki Altın kum tepesi etrafındaki Uygurların sayısı 200 bine ulaşmıştı. Elbette bunun içinde eskiden beri buralarda yaşayan Uygurlarda vardı

Pan Tekin’in önderliğinde batıya göç eden Uygurların bir kısmı Koçu’ya (Turfan) gelip yerleşmişlerdi. Koçu’ya gelen Uygurlar burada çok kısa bir zamanda siyasî üstünlüğü elde ettiler. Bunun sebebi, bölgede Uygur kabilelerinin çoğunlukta olmaları yanında 840 yılına kadar Orhun’daki Uygur Kağanlığı’nın önemli kültür merkezlerinden biri olmasıdır. Klyaştornıy’e göre: “Orhun’daki Bögü Kağan Turfan Vadisi’ndeki Mani ve Buda dinindeki Türk halklarının büyük hükümdarı sayılırdı.

Koçu (İdikut) Uygur Devleti’nin kuruluşunu sağlayan asıl sebep, Pan Tekin’in kurduğu Batı Uygur Devleti’nin iç kısmında başlayan huzursuzluklardır. Bilindiği gibi IX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren devletin batı kısmında İslamiyet’le beraber gelen Arap-Fars kültürü ağırlığını hissettirmeye başlamıştı. Batı Uygur Devleti’nin ilk hükümdarı Pan Tekin’in (İslam kaynaklarına göre Bilge Köl Kadır Han) Dönemi’nde Türk ülkelerinden Şaş (Bugünkü Taşkent) bölgesinin İslamiyet’i kabul ettiği göz önünde bulundurduğunda 860’lı yıllarda İslamiyet’in Türk ülkelerinin epeyce doğusuna doğru yayıldığında şüphe yoktur. Uygur Türkleri tarafından kurulan bu devlet, Arap-Fars kültürünü içinde bulunduran İslâm medeniyeti ile Hint ve Çin kültürünü barındıran Budizm medeniyetinin etkisi altında kalmıştır. Devletin başındaki hükümdarlar ilk başta atalarının dinine sadık kalarak İslamiyet’i temsil eden Samânilerle savaşmışlardır. Ancak gün geçtikçe genişleyen İslamlaşma faaliyeti, büyük kağanları yorgun düşürmüştür. Merkezde baş gösteren bu zaafiyet devletin bütünlüğünü tehlikeye sokmuştur.

Koçu (İdikut) Uygur Devleti için Çin kaynaklarında “Kao-ch’ang Hui-ku-kuo” yanında “Hsi-chou Hui-ku-kuo” (Batı Aymak Uygur Devleti), “Pei-t’ing Hui-ku-kuo” (Beşbalık Uygur Devleti), “He-chou Hui-ku” (He-chou Uygurları) ve “Yi-tou’hu Hui-ku-kuo” (İdikut Uygur Devleti) tabirlerinin kullanıldığı görülmektedir. Söz konusu devlete “Hsi-chou Hui-ku-kuo” (Batı Aymak Uygur Devleti) demesinin sebebi, 640’ta Koçu’nun Çinliler tarafından ele geçirilerek Çin’e bağlı bir eyalet haline getirilmesinden sonra isminin “Hsi-chou”ya (Batı Aymak) değiştirilmesindendir

. “Yi-tou-hu Hui-ku-kou” (İdikut Uygur Devleti) tabirinin kullanılışındaki sebep ise, devletin kurulduğu bölgede eskiden beri sonradan Uygur boyları arasına katılan Basmillerin yoğun olarak yaşadığından ve onların başbuğuna “Kut sahibi” anlamını taşıyan “İdikut” denmesinden dolayıdır. “Beşbalık Uygur Devleti” denilmesinin sebebi, Beşbalık’ı yazlık başkent yapmalarından idi. Arap ve Fars kaynaklarında ise bu devlete ve bu devleti kuranlara “Tokuzguz”, “Tokuzoğuz” ve “Tuğuzğuz” denildiği bilin mektedir. Bunlardan başka, 1928-1930 yılları arasında bugünkü Turfan’da yapılan bir kazıda Eski Uygur yazısıyla yazılan yazma yadigarlıklar bulunmuştur. Bunlar o devirlerde Koçu’daki hükümet tarafından Manihaist tapınaklarına yazılan tebliğlerden ibaret olup, bu evrakların üzerine Çince “İdikut Ulug Uygur Devleti” (Ta-fu Hui-ku- kuo) yazılı mühür basılmıştır. Bundan dolayı bu devlete “İdikut Ulug Uygur Devleti” de denilmektedir. Bugünkü Turfan’da bulunan bir kısım Mani ve Buda dinine ait metinlerden anlaşıldığı kadarıyla Koçu (Turfan) Uygurlarının hükümdarı, ilk zamanlarda, kendilerine “Kağan” veya “Han” demekten çekinmişlerdir.

Koçu (İdikut) Uygur Devleti’nin İsen Timur’dan sonraki hükümdarı ise oğlu Barçuk Art Tekin’dir. Onun döneminde (1208-1235) Koçu (İdikut) Uygur Devleti, Moğolların egemenliği altına girmiştir. Yani 1209’da İdikut Barçuk Art Tekin, Moğolların hükümdarı Cengiz’e elçi göndererek onun hakimiyetini tanıdığını ve ona bağlı olmak istediğini iletir. 1211’de kendisi bizzat Karakurum’a gelip Cengiz ile görüşerek ona tabiliğini bildirir. Cengiz de onu beşinci oğlu olarak kabul eder ve kızı Altın Bike’yi ona Hatun olarak verir. Fakat İdikut Barçuk Art Tekin Dönemi’nden sonra Koçu (İdikut) Uygur Devleti yavaş yavaş siyasî gücünü ve itibarını kaybetmeye başlamıştır. 1260’a kadar Büyük Moğol İmparatorluğu’na bağımlı kalan Koçu (İdikut) Uygur Devleti, 1260-1347 yılları arasında Çağatay Hanedanlığı’nın egemenliği altında kalmıştır. 1368 yılında Çin’de Moğolların kurduğu Yüan Sülalesi’nin yerine Ming Sülalesi (1368-1644) kurulmuştur. Ming Sülalesi’nin ilk yıllarında Uygur İdikutu Ho-shang’ın Ming Sülalesi’nin kurucusuna teslim olarak kısa bir dönem Ming Sülalesi’ne bağlı kalmıştır. XIII. yüzyıldan sonra bölgede İslamiyet’e girenlerin sayısının artmasıyla Budist Uygurların sayısı gittikçe azalmıştır. Böyle bir durumda Müslüman Doğu Çağatay Hükümdarı Hızır Han’ın (Salt 1389-1399) Koçu’yu (Turfan) zaptetmesiyle Koçu (İdikut) Uygur Devleti tarihe karışmıştır.

İdikut Devleti, Turfan şehri merkezli olarak, M.S. 850 yılında kurulmuştur. Bu devletin temellerini atan İdikut Pan Tekin Handır. İdikut Hanları,  Adiz boyuna mensuplardı. Kim han olursa,   ulu baht, ulu saadet manasına gelen idikut namı, onun isminin önüne eklenirdi: İdikut Pan Tekin,  İdikut Bavurçık Art Tekin gibi.

                               Koço  (İdikut) Uygurlarının Türk Medeniyetine  Katkıları

İlk Müslüman Türk Devleti Karahanlılar ile  bir birlerine saygı ve sevgi çerçevesinde  kardeşçe  münasebette bulunan ve Cengiz  İmparatorluğu ile  ittifak kuran Koço-İdikut  Uygur Devleti Cengiz İmparatorluğunun devlet yönetim sistemini kurdular ve uzun süre bu devletin yönetiminde  önemli roller üstlendi.

Cengiz imparatorluğu Koço İdikut Uygur devlet yönetim sisteminden aldığı sistem ve kurumlar şunlardır ;1- Cengiz Kağanlığının resmi yazışmalarında Uygur Türkçesi ve alfabesi kullanılmıştır.- Yargı Kanunları(destek) 3- Hukuk sistemi(Ternek) 4- Askeri  Teşkilatı (Binlik- Tümen veriğerleri)5-Seçim -Kengheş ve diğer idari sistemler.

Kaynakça:

 Wang Hsiao-fu, “Uygurların Batıya Göçüşünden Karahanlılar Devletı’ne Kadar”  Kuzey-Batı Milletler Mecmuası, 1984 S. 2 s. 99.

A. V. Gabain, “Kara Koçu Uygur Hanlığı (850-1250)”, Xinjiang Üniversitesi Sosyal İlmi Dergisi, 1980, s. 3, s. 52.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.