CÜNEYT HAN TÜRK DÜNYASINDA YETERİNCE TANINIYOR MU?

Dünya  Türkleri Cüneyt Han’ın adını duymuşsa da onun hakkında pek fazla bir şey bilmez. Oysa Cüneyt Han’ı bilmek, hayatını öğrenmek ve onu yeni kuşaklara tanıtmak, vatan, bağımsızlık, onur, şan şeref gibi değerlere önem veren her Türkün görevi olmalıdır. 

Cüneyt Han, 20. yüzyılın başında Orta Asya’da Bolşevik Ruslara karşı yürütülen ve tarihe BASMACI HAREKETİ olarak geçen bağımsızlık mücadelesinin üç büyük önderinden biridir, diğeri ikisi Özbek asıllı İbrahim Lakay ile Osmanlı’nin son büyük komutanı Enver Paşa’dır.1910 yılından itibaren önce Çarlık Rusyası’na, 1917 Ekim Devriminden sonra Bolşeviklere karşı bağımsızlık mücadelesi veren Cüneyt Han, halkının özgürlüğü için uçsuz bucaksız Karakum çöllerinde at koşturmuş ama yağız Türkmen çehresindeki gurura hiçbir zaman halel getirmemiştir.

Hayatını kısaca özetlemek gerekirse; 1860 yılında  Türkmenistan’ın Tahta ilçesine bağlı Bedirkent köyünde doğan Cüneyt Han’ın asıl adı Gurban Mamed’dir. Soylu ve varlıklı bir aileden gelir,  köyünde bir süre mirab /subaşı ve kadı olarak görev yapar. Çarlık Rusyası’nda iç karışıklıklar başlayınca at sırtına çıkarak mücadeleye başlar,

Robin Hood gibi fakir halkı zalim hükümdarlara karşı korur. 1916 yılında Rus himayesindeki Hiva’nın Özbek hanı İsfendiyar Han’ı devirir ve Hiva’yı 1920 yılına kadar elinde tutar.Sonra Türkistan’da başlayan bağımsızlık mücadelesinin (Basmaçı Hareketi’nin) Türkmen ayağına önderlik eder, tahtını kaybeden Buhara Emiri ve bölgeye gelen Enver Paşa ile düzenli temasta bulunur, birlikte hareket eder ve Rusların silah üstünlüğüne rağmen vurkaç taktiğiyle onlara büyük zayiatlar verdirir. Zor anlarda sık sık Karakum çölüne çekilir, atlı savaşlarda Cüneyt Han’la baş edemeyen Ruslar uçaklarla onu Karam çölünde havadan takip ederek yüzlerce adamını şehit eder. 

Bunlar arasında Cüneyt Han’ın iki oğlu da vardır.1920’li yılların sonunda Türkistan veya Orta Asya tamamen Rus kontrolüne geçtikten sonra Cüneyt Han birkaç yüz atlı adamıyla çaresiz bir şekilde İran’a sığınır, ancak İranlılar kendisini silahsızlandırmaya kalkışınca oradan ayrılarak Afganistan’a gelir. Zamanın Afgan kralı Amanullah Han, Türkmen Hanı’na büyük ilgi gösterir, istediği bölgeye yerleşmekte serbest olduğunu söyler. O da adamlarıyla birlikte bugünkü Türkmenistan sınırındaki Turgundi kasabasına yerleşir, zaman zaman buradan Türkmenistan’a geçerek Ruslara karşı akınlar düzenler.Ve 1938 yılında Afgan toprağında hayata gözlerini yumar. Vatan özlemiyle yanıp tutuşan Türkmen hanı ölüm döşeğinde şu vasiyette bulunur:” ben öldükten sonra naaşımı Amuderya’ya atın, hiç olmazsa bu şekilde vatanıma kavuşurum.”Cüneyt Han, cansız bedeninin, bugünkü Afgan-Türkmen sınırını oluşturan Amuderya ırmağının sularıyla vatan toprağına ulaşmasını arzular ama bu yapılmaz ve cenazesi, Herat ili sınırları içinde defnedilir.

Türkmenlerin son hanı olan Cüneyt Han, üç ülkede (İran, Afganistan ve Türkmenistan) yaşayan Türkmenleri yakından ilgilendiren büyük bir şahsiyettir. Türkmenistan’da doğup büyüyen Cüneyt Han, Yomutların Cüneyt altboyuna mensupdur, bu yüzden kendi adından ziyade Cüneytlerin hanı anlamında Cüneyt Han adıyla tanınmıştır. Ve Türkmen hanı, hayatının son yıllarını Afganistan’da geçirmiş, burada hayata gözlerini yummuştur

Ruslara kök söktüren Cüneyt Han, Rusların gözünde İngiliz ajanı ve emperyalist uşağıdır, Türkmenistan’da okutulan tarih kitaplarında kendisinden bu şekilde söz edilir. 

Acı olan şudur ki, bu ifadeler 1991’deki bağımsızlıktan sonra da değiştirilmemiş ve Türkmenistan devleti şu ana kadar bu büyük Türkmen Hanı’nın itibarını iade etmemiştir. Zira bu yapıldığı takdirde 70-80 yıldır saklanan ve ihmal edilen tarihi bir gerçek gün ışığına çıkacak, Türkmenbaşı, İl oğlu, Serdar, Arkadağ gibi abartılı ünvanlarla anılan Türkmenistan’ın bugünkü sahte kahramanlarının foyası dökülecektir.

Ancak herkesin de çok iyi bildiği gibi, güneş balçıkla sıvanmaz. Cüneyt Han, Türkmenistan’da olmasa bile İran ve Afganistan’daki Türkmenlerin kalplerinde yaşamaya devam edecektir. Hem de sonsuza dek. Rahat uyu ey şanlı Türkmen  hanı Ismin sonsuza dek minnet ve şükranla anılacaktır.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.