İçimizdeki Yanardağ Ateşi

İçimizdeki Yanardağ Ateşi

        # İçimizdeki Yanardag Ateşi #   

    Kasım ayının yirmi sekizinde, Yağmurlu bir akşamda, balkona resmen yapışık olan avakadro ağacının geniş, aşağı bakan yapraklarının üzerine şıp, şıp, şıp, şıp,….. diye ses çıkararak, belli bir ritimle düşen yağmur damlalarının, sag çaprazdaki sokak lambasının ışığı sokağı aydınlatırken, yağmurun üzerine düşmesiyle, rengini değiştirerek aşk dolu loş bir ışık demetini seyrederken, balkonda, tahta sandalyeyi geriye yaslayarak, çayımı yudumlamaya, sigaramı yakarak, yağmurun ritmine bıraktım, keyfini çıkarmaya başladım. Ve geriye dogru düşünmeye başladım. 

İçimizdeki Yanardağ Ateşi

   Şu ana kadar, o kadar enerji potansiyelimi artırmışım ki, o kadar enerji biriktirmişim ki, bende şaşırıyorum.

  Yüzmedeki kondisyonu arttırmak için yapılan ağır antrenmanlara benziyor. Çocukluk dönemi hariç  ergenlik ve gelişme döneminde kendisiyle ve çelişkileriyle aşırı bir şekilde kendini korumak için mücadele etmiş ve enerji harcanmış insanları düşünüyordum. Anlatılan bu enerji, fiziksel bir enerji değil. Tamamen beyin loplarındaki düşünsel enerji. İlk bakışta ne demek istediğim anlaşılmayabilir.  

  İç dünyamızda sorunları çözmek istiyorsak, mutlaka onunla savaşmak zorunda kalırız. Savaşmıyorsak, sanırım ya toplumun yüz karası oluruz, yada yönetilen ve başkalarının maşası oluruz. Yani, güçlü olanın emrinde.Bu kişi olabilir, gurup olabilir, suç örgütleri olabilir, uyuşturucu bağımlılığı olabilir.Bu durumda, beynin düşünce bölümünde bir savaş olmayacağından, beynin tembel kalması sağlanır ((((((((okuyarak, çizerek, VS  normal sağlıklı düşünceden bahsetmiyorum. Normal şartlar altında yetişen şanslı insanlardan bahsetmiyorum.))))) ) ve sorgulama yeteneğinden yoksun olur. Bu tür insanlarda, zaten sıkıntı yoktur. Onlar için, her  yaş döneminin sorunları olmaz, sorgulama olmadığından, çelişkileri de olmaz.Hemen herhangi bir guruba dahil olabilirler. Bu enerjiye yenilebilir olmayan enerji, fosil yakıtlar gibi çevreye zarar veren, kirli enerji olarak adlandırıyorum.           

  Yağmur şiddetini artırırken, sağa sola telaşla dağılan sokak hayvanlarını izliyorum, balkonumda karşıdaki  üstü sacla kaplı araba parkını, sadece yol ayırıyordu. Yağmurun saca değmesiyle çıkan tiz seslerde bu telaşa ayrı bir renk katıyordu.Yazmalıydım.Artık anlık olarak aklıma gelen yazı başlıklarını unutmamak için mutlaka not almalıydım. Daha önce hiç çalmayı denemediğim dilsiz kavalımı yeni getirtmiştim. Kaval sesini çok sevdiğimden dolayı öğrenmeye karar vermiştim.Öğrenme manyağıyım. İlk önce nefes vermeyi öğrenmem gerekiyordu. Ve bu güzel ortamda içerideki kavalımı aldım ve nefes vermeye başladım. Sizin yerinizde olsam enstrümanı yeni öğrenen birinin yanında asla durmazdım. Önce dudakları uygun bir pozisyonda tutacaksın.   Diyaframdan düzgün bir duruşla ıslık çalar gibi  üfleyeceksin. İlk başlarda göbegim çatladı nefes verirken. Doğru ses çıktımı tabiki hayır. Anlayamadığım, kaval sesinin dışında bütün sesler çıktıda, bir kaval sesi çıkmadı. Neyse ki pes etmeyi seven bir insan değilim. Her gün deneye deneye nihayet yavaş yavaş kavala benzer sesler çıkardım.İşte bu yagmurlu akşamda kavalımda nefes çalışarak günüme biraz daha renk kattım. Öğrenmek çok heyecan verici bir duygu. Konumuza dönelim.     Fakat savaşan insanlarda düşünce yani beyin lopları sürekli gelişerek kendini geliştirir. Yani beyin sürekli aktif ve bu tempoya alışır. Düşününki, çok kaliteli bir futbol maçı izleyen biri o hazza ulaştığı an, daha alt düzeydeki maçları izlerken,haz duymaz.Yani, beyin sürekli yüksek dozda aksiyona , yogun düşünmeye alıştığında, ona haz veren yoğun düşünme temposundadır. 

   Gelelim esas meseleye, iç çelişkilerini olumlu sonuçlandırmış, taşları yerine oturtmuş bireylerde , bunun sonucu, mutlaka bilim sanat spor,…….. , alanlarında başarıdır. Bu alanları elde eden kişi, yani temiz enerji sonsuz oldugundan, bu temiz enerjiyi mutlaka, üretkenlikle sürekli bir olumlu çıktıya dönüştürür. İlgi alanı çok genişler. Çünkü, iç dünyasında özgür kuşlar gibidir. Uçtukça uçası gelir. Kimse engel olamaz, engel konulduğunda bu engelleri söküp atar. Bunu yaparken kesinlikle,sabırlıdır, haz duyar,mutlu olur, sevgi dolu olur, paylaşmayı sever, korkusuz olur, huzurlu olur,,,,, Yağmurlu bir akşamda ortamın tadını çıkarıyordum. Kaval denemesini bırakarak balkona çay ve sigara molası için döndüğümde yağmur şiddetini azaltmış, bütün enerjisini boşaltarak sakinleşmişti. Yağmurdaki bu enerji patlaması sakince kendini bırakırken. Doğadaki canlılara, bitkilere, ekolojik dengeye katkı sağlıyordu. Etrafım mis gibi toprak kokan bu kokuyu, ciğerlerime sonuna kadar çekerken, ayrı bir tat veriyordu. Yağmurun yağmasına, doğanın denge halinde, saglıklı dönüşümünü yaparken bu dönüşüm sonucunda, diger bileşenlerinin döngüsünü  tamamlıyordu.

   Aynı,özünü yakalayan insanlarda enerjiyi sonuna kadar olumlu kullanması gibi düşünebilir.            Enerjisini, mutlaka pozitif yönde değerlendirir. Enerjisinde asla savurganlık yapmaz. Yaptığı faaliyetlere tamamen konsantre oldugu için yaptıgı bütün işleride sabırla ve sevgiyle yapar. Bu tür insanlar, insanlığın artı degeridir. Çünkü onların  yaptığı bütün çalışmaların, maddi anlamda bir değeri yoktur. Yani, sonunda bilimsel bir çıktı, sanatsal anlamda harika bir resim,heykel,müzik düşünsel anlamda şiir, edebiyat, roman. Görsel anlamda tiyatro, film,………………… Sevgili dostlar, son yıllarda neyi fark ettim biliyor musunuz. Gelişmemiş toplumlarda genç, enerjik bireylerin, yaşamlarının belli dönemlerinde, kendisini aramakla  zamanını boşa harcarken, negatif enerjileri biriktirirken,mutsuzken, üretkenliğini dondururken, sadece amacı çocuk yapmak, ev almak ve maddi birikimler için yok ederken. Nasıl tembel bir toplum olduğumuzu anladım.

    Mücadele ederek pes etmeyen, kendini arayıpta sonunda bulan insanlar, özgürleşince potansiyelinin ne kadar yüksek oldugunu ve bu potansiyelin üretkenlige dönüştürdügü zaman, müthiş bir temiz enerjiyle doldugunu, Özgürlük duygusunun  kişinin her alanda motivasyonunu arttırdığını yaşayarak ögrendim.Yani, ruhen özgürlüğünü yakalayan kararlı İnsanlara ihtiyacımız çoook fazla.

   Onlar aramızda ne kadar çok fazlaysa, sevgiyle gözleri ışıldayan, üreten, aşkla sürekli pozif enerji yayan, paylaşan, saf, insanlarımızda gittikçe çogalacak.

    Böyle yagmurlu ve güzel bir akşamdan sonra sabah okuldaki Matematik dersime yetişmem için erken yatmak adına yavaaaaş yavaşşşş yüregim de güzel bir tadla uyuma moduna geçtim.

     insanlık eger sevgi toplumu olacaksa bu topluma ışık tutacak insanlar yine bu toplumdan çıkacak.       İnsanı ve insanlıga sevgi ışıkları yayacak, insanlıgı kurtaracak.                       #Korkmadan sevin#

        # Sevgi yoldaşınız olsun#

yazar

Yazar: Aşık Veysel hayranı. İnstegram ali. Yücel. 1690 ASYAM

Her alanda meraklı. Hobilerle dolu hümanist

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

3 Yorum