Paylaşmadan Duramama Hastalığı: Bilinmeyen Aksiyonun Değersizliği Nedir?

Paylaşmadan Duramama Hastalığı: Bilinmeyen Aksiyonun Değersizliği

Bilinmeyen Aksiyonun Değersizliği

Yaşamın temeli belirli aksiyonlarda bulunmaktır. Nefes alıp vermek, yan odaya geçip koltuğa oturmak, mutfaktan bir bardak su almaya gitmek birer aksiyondur. Bunun yanı sıra evlenmek, âşık olmak, sevişmek ve hatta hayal kurmak da öyledir. Bu aksiyonların tamamı bir araya geldiğinde, ortaya yalnızca sizin sahip olabileceğiniz bir şey çıkar: Özgün bir yaşam çizgisi.

Paylaşmadan Duramama Hastalığı: Bilinmeyen Aksiyonun Değersizliği

Kimsenin birebir kopyalaması mümkün olmayan tam anlamıyla eşsiz bir şey. Fakat bu kadar kusursuz bir şeye sahip olmamıza rağmen, aksiyonlarımıza asla yeterli değeri vermeyiz. Bu aksiyonlardan başkalarının haberi olmadan kendimizi başarmış saymayız. Kazandığımızı kimsenin bilmediği bir okul okunmamış, yediğimizi kimsenin görmediği mükemmel bir yemek asla yenmemiş, yaptığımızı kimsenin görmediği spor için kaslarımız sanki hiç efor harcamamıştır.

Önerilen İçerik: Ülke Çapında Sosyal Medyaya Erişim Engeli: Chad

İçinde yaşadığımız fazlasıyla sosyal bu yeni dünyada ortaya yeni bir kavram çıkıyor: Bilinmeyen aksiyonun değersizliği.  

Özellikle de bunu paylaşabileceğiniz onlarca hesabınız varken, size de uyumak ve uyanmak bile en azından online platformlardan birinde beyan edilmediği sürece anlamsız gelmiyor mu? Okuduğunuz kitapta karşınıza çıkan harika bir cümle, mükemmel bir gün batımı, hatta kurduğunuz hayaller başkaları tarafından bilinmediği sürece gözünüzde aynı değeri taşımıyor değil mi? Can yakıcı ama içinde yaşadığımız dünya artık güzel olan hiçbir şeyi kendimize saklamamıza izin vermiyor.

Paylaşmadan Duramama Hastalığı: Bilinmeyen Aksiyonun Değersizliği

Yalnızca bizim bildiğimiz şeyleri yok saymak eğilimindeyiz.

Kendimize verdiğimiz sözleri bile başkalarıyla paylaşmadan tutabileceğimizden emin olamıyoruz. “Pazartesi diyete başlıyorum.” / “Bu gece âşık oldum.” / “Hemen eve gidip kendime güzel bir yemek hazırlayacağım.” zihnimizin içinde paylaşılmadan kaldıkları zaman bize anlamsız gelen milyonlarca cümleden yalnızca üçü. Yaşadığımız veya yaşamayı planladığımız her bir aksiyonu; tweet atarak, post paylaşımı yaparak veya Instagram hikayelerinde insanların gözünün içine bakarak söylersek o aksiyonları daha anlamlı kılacakmış gibi hissediyoruz. Bu öyle bir illüzyon ki, paylaştıkça omuzladığımız sorumluluğu ve bizi izleyen onlarca gözü her defasında görmezden geliyoruz.

İçmeden önce paylaşmadığımız kahve anlamsız mı? Düzenledikten sonra fotoğrafını paylaşmadığımız kitaplık aslında hiç var olmamış olabilir mi? Aksiyonda bulunmaktan çok her saniye onları anlamlandırmak eğilimindeyiz.  Duygu durumlarımızı bile başkalarıyla paylaşmadan kendimizi ikna edemiyoruz. “Bu sabah mutlu uyandım.” / “Hayattan nefret ediyorum.”  – ve hepinizin bunu bilmesini istiyorum

“Sahip olduğumuz şeylerle değil, başkalarının sahip olduğumuzu bildikleri şeylerle mutlu olabiliyoruz yalnızca.”

Paylaşmadan Duramama Hastalığı: Bilinmeyen Aksiyonun Değersizliği

İnsanlar senin ne kadar çok okuduğunu ne kadar kazandığını hatta çevrende ne kadar insan olduğunu bilmediklerinde tüm bunlar hala aynı önemi taşıyor mu? Kimse seni takdir etmediğinde başarılı hissetmiyor musun? Kimse sana geçmiş olsun demezse yeterince hasta değil misin? Altına “keyifli zaman geçiriyoruz” yazarak paylaştığın postlar olmazsa, tüm o fotoğraf kareleri senin zihnindeki değerini gerçekten kaybedecek mi?

Önerilen İçerik: 5 Adımda Sosyal Medya Aracılığıyla İş Bulmak Mümkün

Aksiyonlarını anlamlandıran ne?

Kendine sorman gereken soru işte bu. Aksiyonlarını anlamlandıran sen misin? Yoksa başka insanlar mı? Yalnızca senin gördüğün ve yalnızca senin bildiğin, güzellik adına daha mı eksik? İçinde yaşadığımız dünya ve zaman bizi kendi dürtülerimizi deformasyona uğratmaya zorluyor. Güzel olana sahip olduğumuzu paylaşma ihtiyacı, bizi sosyal bir varlık olmaktan uzaklaştırıp, bağımlı hatta hastalık derecesinde saplantılı olmaya itiyor. Bizi aksiyonlarımızı yalnızca online olarak paylaşmaya değil, gerçek hayatın dinamiği içerisinde bu mecralardan aldığımız dönüşlere göre kendi değerimizi belirlemeye zorluyor.

Aksiyonlarını anlamlandıran ne OLMALI?

Kimsenin bilmediği bir başarını takdir etmeyi, insanların yediğini görmediği bir öğünden zevk almayı ve senden başkasının aynı şekilde görmeyeceğini bildiğin bir manzarayla eğlenmeyi öğrenmelisin. Ölçütün “Herkes buna bayılacak.” değil, “Buna bayıldım.” olmalı. Hayatını bu şekilde düzenlemeyi öğrenmelisin. Herkesin takdir edeceği işler yapmak, imrenilen okullara gitmek, güzel olmak, başkalarına güzel gelen şeylere sahip olmak zorunda değilsin.

Paylaşmadan Duramama Hastalığı: Bilinmeyen Aksiyonun Değersizliği

Elbette tüm bunlara sahip olmayı isteyebilirsin. Bunda yanlış hiçbir şey yok. Ama bu isteğin ateşi senin içinde bir yerlerde, senin yüreğinden ve zihninden kopup geliyor olmalı. Kendini, başkaları sahip olduğunu bilmese de sahip olduğunun güzel olduğuna ikna etmelisin. Güzel şeyleri ilk önce kendin için kaydetmeyi öğrenmelisin. Güzel anları hatırlamak ve mutlu olmak için fotoğraf çekmeli, ilk önce kendi tatminin için eline kalem almalısın.

Kendinizi bilinmek ve izlenmek zorunda hissetmemelisiniz.

Takip et, takipten çık, takibine karşılık ver, takipçilerini kaybetme! Hayatımızın dinamiğinin bu olduğuna inandırıldık. İnsan olarak değerimiz, takip edilme oranımızla doğru orantılı. Ne saçmalık!

Sen onaylanmadan da değerlisin. Sen, başka kimse buna şahit olmasa bile kendine koyduğun bir hedefe ulaştığında başarılısın! Kimsenin haberi olmasa da yanında mutlu hissettiğin insanlarla zaman geçirmek keyifli ve daima öyle olacak. Çünkü aksiyonunun gerçek ölçüsü sensin! Çünkü yaşadığın ve yaptığın her şey, yalnızca, sen var olduğun sürece anlamlı olacak. Kaçınılmaz olan gerçekleşip, insanlar bir şekilde hayatından çıktığında mutlu olmaya devam edebilmek için bu gerçeği kabul etmek zorundasın. Kendini tamamlanmış hissetmek için kimse tarafından takip edilmeye ve bilinmeye ihtiyacın yok.

Sen dünyaya tamamlanmış olarak geldin. İnsanların sana bunun aksini hissettirmesine izin verme!

 


İlginizi Çekebilecek Faydalı Bağlantılar:

Rapor Et

blogger

Yazar: İdil Ceren Yılmaz

Gezegendeki yolculuğunun 24'üncü yılında. Atmosferde başıboş gezen hikayeleri yakalayıp insanlara anlatmak en büyük tutkusu.

Blog YazarıYıllık Üyeİlk Yazım

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları